11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Yine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"İki kadın, yanlarında erkek çocukları olduğu bir sırada, bir kurt geldi ve çocuklardan birini kapıp gitti. Bunun üzerine kadınlardan biri “kurt senin çocuğunu götürdü” dedi. Diğer kadın da “hayır, senin çocuğunu götürdü” dedi. Bunun üzerine davalarını Davud'a (as) arz ettiler. O da büyük kadın lehine hükmetti. Bu iki kadın oradan çıktıktan sonra Davud'un oğlu Süleyman'a (as) gidip durumu ona bildirdiler. Süleyman (as) “bana bir bıçak getirin de çocuğu iki kadın arasında paylaştırayım” dedi. Bunun üzerine küçük kadın “aman öyle yapma! Allah sana merhamet etsin! Çocuk bu kadınındır” dedi. Bunun üzerine Süleyman çocuğun, küçük kadının çocuğu olduğuna hükmetti."
Ebu Hureyre der ki: Vallahi ben "Sikkîn" kelimesini o güne kadar hiç işitmemiştim. Biz bıçağa sâdece "Müdye" diyorduk.
Açıklama: Hadisin isnadı için bk. B003426.
Bize Muhammed, ona Sehl b. Yusuf, ona Avâm, ona Mucâhid şöyle demiştir:
Ben İbn Abbâs'a “Sâd Suresi'nde secde ediyor muyuz?” dedim, bana "Her birini doğru yola erdirdik. Daha önce Nûh’u ve zürriyetinden Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da doğru yola erdirmiştik. .... İşte bunlar Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. O hâlde sen de onların gittiği doğru yolu tutup ona uy" (En'âm, 84-90) ayetlerini okudu ve “Peygamberiniz (sav) onlara uymakla emrolunanlardandır” dedi.
Bize Ömer b. Hafs, ona babası (Hafs b. Gıyâs), ona A'meş, ona İbrahim et-Teymî, ona babası (Yezid b. Şerîk), ona da Ebu Zerr (ra) şöyle söylemiştir:
Ey Allah'ın Rasulü! Yeryüzünde ilk inşa edilen mescit hangisidir? dedim. Rasulullah (sav) "Mescid-i Haram'dır." dedi. Sonra hangisidir? dedim. "Mescid-i Aksa'dır." buyurdu. Bu ikisi arasında ne kadar zaman vardır? diye sordum. "Kırk yıl." dedi ve sonra Şöyle buyurdu: "Sen nerede iken namaz vakti girerse namazını orada hemen kıl. Tüm yeryüzü senin için mescittir."
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Muhammed b. Cafer, ona Şu'be, ona Muhammed b. Ziyâd, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Cinlerden bir ifrit, dün gece namazımda beni meşgul etmek üzere bana musallat oldu ama Allah ona karşı bana fırsat verdi, onu yakaladım ve sabah olunca hepiniz göresiniz diye onu mescidin direklerinden birine bağlamak istedim ama kardeşim Süleyman'ın (as) “Rabbim, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat ihsan eyle” demiş olduğu hatırıma geldi onu defettim."
"İfrît", insanlardan ya da cinlerden çok inatçı, isyankar ve kibirli olan kimse demektir. "عِفْرِيتٌ" kelimesi "زِبْنِيَةٍ" kalıbında olup çoğulu "الزَّبَانِيَةُ" şeklindedir.
Bize Halid b. Mahled, ona Muğîre b. Abdurrahman, ona Ebu Zinâd, ona A'rac, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Davud'un oğlu Süleyman (as) “bu gece yetmiş kadını dolaşacağım ve onlardan her biri Allah yolunda cihad edecek birer süvariye hamile kalacak” diye kesin konuştu. Arkadaşı ona “İnşallah de” dedi. O da inşallah demeyi ihmal etti. Sonra o kadınları dolaştı, ama içlerinden sadece biri hamile kaldı, o da bir yanı felçli bir çocuk dünyaya getirdi." Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Eğer Süleyman (as) “inşallah” deseydi, elbette o çocukların hepsi Allah yolunda cihâd ederlerdi."
Şuayb ile Ebu Zinâd rivayetlerinde "doksan" ifadesini kullandı ki bu daha sahihtir.
Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona A'meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah şöyle demiştir:
"İman edip imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya! İşte güven onlarındır" (En'âm, 82) ayeti indiğinde Peygamber'in sahabesi “Hangimiz imanına bir zulüm karıştırmaz ki?” dediler. Bunun üzerine "Allah'a ortak koşma. Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür" (Lokmân, 13) ayeti indi.
Bana İshak, ona İsa b. Yunus, ona A’meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah (ra.) şöyle rivayet etmiştir:
"İman eden ve imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır." (En'âm, 6/82) ayeti indiği zaman, bu hüküm Müslümanlara ağır geldi ve “Ey Allah'ın Rasulü, hangimiz kendine haksızlık yapmaz ki?” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Bu öyle (sizin düşündüğünüz gibi) değil, şirk anlamındadır. Siz Lokman'ın, oğluna nasihat ederken ‘yavrucuğum, Allah'a ortak koşma. Çünkü O’na ortak koşmak çok büyük bir haksızlıktır' (Lokmân, 31/13) dediğini duymadınız mı?"