Giriş

Bize Musa b. İsmail, ona Abdülvahid, ona A'meş, ona İbrahim et-Teymî, ona babası (Yezid b. Şerik), ona da Ebu Zerr (ra) şöyle söyledi:
Ey Allah'ın Rasulü! Yeryüzünde ilk inşa edilen mescit hangisidir? dedim. Rasulullah (sav) "Mescid-i Haram'dır." dedi. Sonra hangisidir? dedim. "Mescid-i Aksa'dır." buyurdu. Bu ikisi arasında ne kadar zaman vardır? diye sordum. Şöyle buyurdu: "Kırk yıl. Sonra, sen nerede iken namaz vakti girerse namazını orada hemen kıl. Çünkü faziletli olan budur."


    Öneri Formu
32855 B003366 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 10

Bize Abdullah b. Muhammed, ona Ebu Âmir Abdulmelik b. Amr, ona İbrahim b. Nâfi', ona Kesîr b. Kesîr, ona Said b. Cübeyr'in söylediğine göre İbn Abbas (ra) dedi ki: İbrahim ile ailesi arasında olanlar olduktan sonra o da İsmail'i ve İsmail'in annesini alıp çıktı. Yanlarında içinde bir miktar su bulunan bir kırba vardı. İsmail'in annesi kırbadan su içmeye başladı, böylelikle de çocuğu için süt oluyordu. Nihayet Mekke'ye geldi. İbrahim onu büyükçe bir ağacın altında bıraktı, sonra da ailesinin yanına geri döndü. İsmail'in annesi arkasından gitti. Kedâ denilen yere vardıklarında arkasından ona: Ey İbrahim, bizi kime bırakıyorsun, diye seslendi. O: Allah'a, dedi. İsmail'in annesi: Ben de (beni) Allah'a (bırakmana) razı oldum, dedi. Sonra tekrar geri dönüp kırbadan su içmeye ve çocuğu için o su dolayısıyla süt gelmeye başladı. Sonunda su bitince İsmail'in annesi: Bir gidip de baksam belki kimseleri görebilirim, dedi. Gitti Safa'nın üzerine çıktı, bir kimse görebilir miyim diye baktıkça baktı, fakat hiçbir kimse göremedi, vadiye vardığı zaman koştu ve Merve'ye geldi. Aynı şeyi defalarca tekrar ederek gidip geldi, sonra: Bari gideyim de –küçük çocuğu kast ederek- o ne yaptı, bir göreyim deyip gitti ve onu gördü, onun olduğu gibi durduğunu, adeta ölüm baygınlığındaymış gibi hırıltı çıkardığını gördü. Fakat yine içten içe huzursuz oldu. Keşke gidip belki birisini görürüm diye baksam, dedi ve gidip Safa'ya çıktı, uzun uzun baktıkça baktı kimseyi göremedi. Sonunda bunu yedi defaya kadar tamamladı. Sonra: Bari gidip çocuğun ne yaptığını bir görsem, dedi. Ansızın bir ses işitti. O: Eğer yanında bir hayır varsa imdadımıza yetiş, dedi. Meğer gelen Cebrail'miş. (İbn Abbas) dedi ki: (Allah Rasulü) ayağının topuğuyla işaret ederek gösterdi: Cibril ayağının topuğu ile yeri dürttü. Dedi ki: Akabinde hemen su fışkırdı. İsmail'in annesi dehşete düştü. Suyun önünde çukur yapmaya koyuldu. (İbn Abbas) dedi ki: (Ebu'l-Kasım) dedi ki: "Eğer o suyu (kendi haline) bırakmış olsaydı su açıkta görünür (bir nehir) olacaktı." (Devamla) dedi ki: (İsmail'in annesi) su içmeye başladı ve çocuğunun da sütü gelmeye devam etti, derken vadinin iç taraflarında Cürhümlülerden bir takım kimseler geçti. O sırada onlar bir takım kuşların dolanmakta olduğunu gördüler. Bunu garip karşılar gibi oldular ve: Bu kuşlar ancak su olan yerde bulunurlar deyip, elçilerini gönderdiler. O da duruma bakınca suyun yakınında olduklarını gördü. Elçileri yanlarına gidip, onlara durumu haber verdi, onlar da İsmail'in annesinin yanına geldiler.
-Ey İsmail'in annesi, seninle beraber olmamıza yahut da seninle beraber burada yerleşmemize izin verir misin? dediler.
Daha sonra oğlu buluğa erişti, onlardan bir kadın nikahladı. Dedi ki: Sonra İbrahim'in kalbine onların yanına gitmek doğdu. Eşine: Ben geride bırakıp geldiklerimi gidip görmek istiyorum dedi. Gelip selam verdi ve (İsmail'in eşine): İsmail nerede? dedi. Onun hanımı: Avlanmaya gitti, dedi. İbrahim: O geldiği zaman ona kapının eşiğini değiştir, de, dedi. İsmail döndüğünde eşi ona durumu haber verdi. İsmail: O eşik sensin, haydi ailenin yanına git, dedi. (Devamla) dedi ki: Sonra tekrar İbrahim'in içine (çoluk çocuğunu görmek düşüncesi) doğdu ve eşine: Ben orada bıraktıklarımı gidip görmek istiyorum, dedi. İbrahim gelince: İsmail nerede? dedi. Eşi: Avlanmaya gitti, dedi. Eşi: İnip de bir şeyler yiyip, içmez misin? dedi. İbrahim: Ne yer ne içersiniz? deyince, kadın: Yediğimiz et, içtiğimiz de sudur, dedi. İbrahim: Allah'ım, yediklerini ve içtiklerini onlar için mübarek kıl, diye dua etti. (İbn Abbas) dedi ki: Bunun üzerine Ebu'lKasım (sav): "(Onların yiyeceklerinde) İbrahim'in duası sebebiyle bir bereket vardır." buyurdu. Daha sonra tekrar İbrahim'in içine oğlunu ziyaret etmek düşüncesi doğdu. Ben gidip bıraktıklarımı göreceğim, dedi. Mekke'ye geldiğinde İsmail ile Zemzemin arkasında rastlaştı, oklarını düzeltiyordu. İbrahim: Ey İsmail, Rabbim bana kendisi için bir ev yapmamı emretti, dedi. İsmail: Rabbine itaat et, dedi. İbrahim: O bana bunu yapmak için senin de bana yardımcı olmanı emretti, dedi. İsmail: O halde ben de yardım ederim, dedi –ya da bunun gibi bir söz söyledi.- (Devamla): Her ikisi de kalkıp işe koyuldular. İbrahim binayı yapmaya, İsmail de ona taş uzatmaya koyuldu, her ikisi de: 'Rabbimiz, bizden kabul buyur. Şüphesiz ki sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin' diyorlardı. Dedi ki: Nihayet bina yükseldi, o yaşlı zat (Hz. İbrahim) taş taşımaktan yorulduğu için Makam-ı İbrahim'deki o taşın üzerine çıktı ve o bu halde iken, İsmail ona taşları vermeye devam etti. Her ikisi de: 'Rabbimiz bizden kabul buyur. Şüphesiz ki sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.' (Bakara, 2/127) diye dua ediyorlardı.


    Öneri Formu
32854 B003365 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 9

Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona İbn Şihâb, ona Salim b. Abdullah ona İbn Ebu Bekir, ona Abdullah b. Ömer, ona da Hz. Peygamber'in eşi Âişe (r.anhum) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber (sav) "baksana, senin kavmin Kâbe'yi yeniden yaptı ama İbrahim'in temellerinden geri çekti" buyurdu. Ben de "Ey Allah'ın Rasulü, Kâbe'yi tekrar İbrahim'in temelleri üzerine oturtmaz mısın?" dedim. O'da "senin kavmin küfürden yeni çıkmış olmasaydı (yapardım)" buyurdu.

Abdullah b. Ömer der ki: Şayet Âişe bu hadisi Rasulullah'tan işitmiş ise, o zaman, Rasulullah'ın Hıcr'i takip eden iki rüknü istilam etmemesi, Kâbe'nin İbrahim'in temelleri üzerine oturmamasından dolayıdır diye düşünüyorum.

İsmâîl b. Ebu Uveys der ki: (Rivayette geçen İbn Ebu Bekir) Abdullah b. Muhammed b. Ebu Bekir'dir.


    Öneri Formu
32857 B003368 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 10

Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerîr, ona Mansur, ona Minhâl, ona Said b. Cübeyr, ona da İbn Abbâs şöyle rivayet etmiştir:
Nebî (sav) Hasan ve Hüseyin'i şeytana karşı korur ve "Atanız İbrahim peygamber de o kelimelerle oğulları İsmail ve İshak'ı şeytana karşı korur ve 'Her şeytandan, geceleyin ortaya çıkan mahluklardan ve fenalık peşindeki gözden Allah'ın mükemmel kelimelerine sığınırım' derdi."


    Öneri Formu
32860 B003371 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 10

Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik b. Enes, ona Abdullah b. Ebu Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm, ona babası (Ebu Bekr b. Amr), ona Amr b. Süleym ez-Zürakî, ona da Ebu Humeyd es-Sa'idî (ra) şöyle söylemiştir:
Ashab, Rasulullah'a (sav): 'Ey Allah'ın Rasulü! Sana nasıl salât edelim?' diye sordular. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Şöyle deyin: Allahumme salli alâ Muhammedin ve ezvâcihî ve zurriyyetihi, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm. Ve bârik alâ Muhammedin ve ezvâcihî ve zurriyyetihî, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm. İnneke Hamîdun Mecîd. (Allah'ım! İbrahim ailesine nasıl salât eylediysen Muhammed'e, eşlerine ve nesline de öyle salât et. İbrahim ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed'e, eşlerine ve nesline bereket ver. Şüphesiz Sen Hamîd ve Mecîdsin.)"


    Öneri Formu
32858 B003369 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 10

Bize Kuteybe b. Said, ona Hâtim, ona Yezid b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme b. Ekva‘ (ra) şöyle söylemiştir:
Rasulullah (sav), ok atmakta olan Eslem kabilesinden bir topluluğun yanından geçti ve şöyle dedi:
"Atın ey İsmail oğulları! Çünkü babanız (İsmail) iyi bir okçuydu. Ben de falanca grubun yanındayım." Bunun üzerine taraflardan biri ok atmayı bıraktı. Rasulullah (sav): "Neden atmıyorsunuz?" diye sordu. Onlar da: 'Ey Allah'ın Rasulü! Sen onların tarafındasın; biz nasıl atalım?' dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav): "Atın! Ben hepinizin yanındayım." buyurdu.


    Öneri Formu
32862 B003373 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 12

Bize Kays b. Hafs ve Musa b. İsmail, onlara Abdulvahid b. Ziyâd, ona Ebu Kurra Müslim b. Sâlim el-Hemedânî, ona Abdullah b. İsa, ona da Abdurrahman b. Ebu Leyla şöyle demiştir:

Ka'b b. Ucra ile karşılaştım bana “Ey İbn Ebu Leylâ, sana Hz. Peygamber'den (sav) işittiğim bir hediye vereyim mi?” dedi. Ben de “evet, o hediyeyi bana ver” dedim. Ka'b şöyle dedi: Biz Rasulullah'a “ ey Allah'ın Rasulü, Size ve ehl-i beytinize nasıl olarak salat edeceğiz. Allah bize sadece, nasıl selâm vereceğimizi, öğretmiştir” diye sorduk. Rasulullah "Siz 'Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîdun. Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin ke­mâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecî­dun' şeklinde salat edin" buyurdu.


    Öneri Formu
32859 B003370 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 10

Bize Ahmed b. Salih, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman ve Saîd b. Müseyyeb, onlara da Ebu Hureyre (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Şüphe duymak İbrahim'den daha çok bize müstahaktır. (İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” dediğinde (Allah ona) “İnanmıyor musun?” diye sormuş, o da “Hayır (inandım) ancak kalbimin kanaat getirmesi için” demişti.)" (bakara, 260). "Allah Lût Peygamber'e de rahmet etsin, hiç şüphesiz o sağlam bir rükne (Allah'a) dayanmışken “keşke size karşı yetecek bir kuvvetim olsaydı yahut sarp bir kalaya sığınabilseydim” dedi." (Hûd, 80). "Eğer ben zindanda Yusuf'un kaldığı gibi uzun zaman hapis kalsaydım, onu hapisten çıkarmağa gelen kişinin davetine hemen icabet ederdim."


    Öneri Formu
32861 B003372 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 11

Bize İshak b. Rahuye, ona Mu’temir, ona Ubeydullah, ona Said b. Ebu Said el-Makburî, ona da Ebu Hüreyre (ra) şöyle rivayet etmiştir:

"Rasulullah’a (sav) 'Ey Allah’ın Rasulü! İnsanların en değerlisi kimdir?' diye soruldu. Hz. Peygamber (sav) 'Allah’a karşı en takvalı olan (O'nu en çok dikkate alan) kimsedir' buyurdu. Soru soranlar 'ey Allah'ın Rasulü, biz onu sormuyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'öyleyse babası peygamber (Yakub), dedesi peygamber (İshak), dedesinin babası Halilullah (İbrahim) olan Allah'ın Peygamberi Yusuf (as), (insanların nesep ve şeref açısından en değerlisidir)' dedi. Soru soranlar 'Biz Sana bunu da sormuyoruz' dediler. Bu defa Allah Rasulü (sav) 'Siz Arapların asıllarını soruyorsunuz? Sizin Cahiliye döneminde en değerli olanınız, (İslam'ın ahkâmını) derinlemesine bilip yaşadığı takdirde İslâm'da da en değerli olanınızdır' buyurdu."


    Öneri Formu
32863 B003374 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 14


    Öneri Formu
32856 B003367 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 10