11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Hasan b. Rabî', ona Ebu Ahvas, ona el-A'meş, ona Zeyd b. Vehb, ona da Abdullah b. Mesud'un (ra) rivâyet ettiğine göre kendisi doğru söyleyen ve kendisine de doğru söylenen Allah'ın rasûlü (sav) şunları söylemiş:
“Sizden birinizin yaratılışı, annesinin karnında kırk günde tamamlanır. Sonra o zaman zarfında alaka (kan pıhtısı) hâline gelir. Sonra yine o zamanda mudğa (et parçası) hâline gelir. Sonra Allah ona bir melek gönderir ve meleğe dört kelimeyi, yani rızkını, ecelini, amelini ve saîd veya şakî olacağını yazması emredilir. Sonra ona rûh üflenir. Sizden biriniz cennetliklerin amelini yapar, hatta cennetle arasında bir kulaç kadar bir mesafe kalır, ama sonra (yazılan) bu kitabı öne geçer ve cehennemliklerin amelini yapar. Yine biriniz cehennemliklerin amelini yapar, hatta cehennemle arasında bir kulaç kadar bir mesafe kalır, ama sonra (yazılan) bu kitabı öne geçer ve cennetliklerin amelini yapar.”
Bize Muhammed b. Selâm, ona Mahled, ona İbn Cüreyc, ona Musa b. Ukbe, ona Nâfi', ona Ebu Hüreyre'nin (ra.) naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur. Ebu Asım da İbn Cüreyc'den yaptığı rivayette buna mutâbaat etti; buna göre İbn Cüreyc şöyle dedi: Bana Musa b. Ukbe, ona Nâfi', ona da Ebu Hüreyre'nin (ra.) naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail'e; 'Allah falan kişiyi seviyor, onu sen de sev!' diye nida eder ve Cebrail de onu sever. Sonra Cebrail gök ehline; 'Allah falan kulu seviyor, onu siz de sevin!' diye nida eder. Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra yeryüzünde(ki insanların gönlüne) o kimse hakkında sevgi ve kabullenme duygusu konulur."
Bize Ahmed b. Yunus, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihab, ona Ebu Seleme ve el-Eğar, onlara da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Cuma günü mescidin her bir kapısına melekler oturur ve Cuma namazına gelenleri ilk geliş sırasına göre kaydeder. İmam minbere oturduğunda melekler defterleri kapatır ve hutbeyi dinlemek üzere mescide girer."
Bize Ferve, ona Ali b. Müshir, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona Hz. Aişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
"Haris b. Hişam, Hz. Peygamber'e (sav) 'Sana vahiy nasıl geliyor?' diye sordu. Hz. Peygamber, 'Bazen vahiy meleği çıngırak sesine benzer bir sesle gelir. Sonra yanımdan ayrıldığında, getirdiği vahyi anlamış ve bellemiş olurum. Bu vahiy şekli bana en zor gelenidir. Bazen de vahiy meleği bir adam şeklinde belirir. Benimle konuşur ve ben de onun dediklerini anlar ve bellerim."
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona ez-Zührî, ona da Said b. Müseyyeb şöyle haber vermiştir:
"Hassan b. Sabit, mescitte şiir okurken Hz. Ömer geldi (ve bu durumu hoş karşılamadı.) Bunun üzerine Hassan 'ben senden daha hayırlı olan (Hz. Peygamber) mescitteyken şiir okuyordum' dedi, sonra da Ebu Hureyre'ye yönelerek 'Allah aşkına söyle (benim hakkımda) Hz. Peygamber'in (sav) ' (müşriklere) benim adıma cevap ver. Allah'ım onu Ruhu'l-kudüs ile destekle' dediğini duymadın mı?' dedi. Ebu Hureyre de 'evet' dedi."
Bize İshak, ona Vehb b. Cerîr, ona babası (Cerîr b. Hazım), ona Humeyd bi Hilâl, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle demiştir:
(Rasûlullah, Kurayza oğullan yurduna sefer ettiğinde melekler de iştirak etti.) Ben Ensâr'dan Ganem oğulları sokağında yükselen bir tozu bugün bile görür gibiyim.
Mûsâ rivayetinde “Cebrail'in geçişini” ifadesini eklemiştir.