11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bana İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Salim, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir:
Kardeşim Hafsa'nın yanına girdim, (yıkandığı için hala) saç örgülerinden su damlıyordu. Ona "İnsanların sorunu (Ali ile Muaviye'nin arasındaki hilafet kavgası) gördüğün gibi. Benimse idarecilikten nasibim yok. (bu yüzden hakem toplantısına katılmayacağım)" dedim. Hafsa "toplantılara katıl. Çünkü insanlar senin tavrını izliyorlar. katılmamanı muhalefet olarak algılamalarından çekiniyorum" dedi ve kardeşi İbn Ömer'i toplantıya gitmeye razı edene kadar ısrar etti.
Toplantı bitip insanlar dağılınca Muaviye (kendisini halife varsayarak) kürsüye çıkıp insanlara hitap etti ve (Abdullah b. Ömer'i kast ederek) "bu (halife seçimi) konusunda bir diyeceği olan ve ortaya çıksın. Zira biz hilafete hem ondan hem de babasından daha fazla hak sahibiyiz" dedi. Habib b. Mesleme, İbn Ömer'e "Muaviye'ye cevap vermedin mi?" dedi. İbn Ömer "Hemen maşlahımın bağını çözüp ona 'sana ve babana karşı savaşan (Ali) halifelik işine senden daha lâyıktır' diyeyim istedim ama toplumu ayrılığa düşürecek, kan dökmeye yol açacak ve amacı dışında yorumlanacak bir söz söylemekten çekindim ve Allah'ın sabreden kuluna hazırladığı mükâfatını düşündüm ( de Muaviye'ye karşılık vermedim)." dedi. Bunun üzerine Habib "sen bir fitneden uzak durmuş ve fenalıktan korunmuşsun" dedi.
Mahmud, Abdurrazzak'tan yaptığı rivayetinde "nesvâtuha" kelimesi "nevsâtuha" şeklinde söylemiştir.
Bana İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona İbn Cüreyc, ona da Süleyman el-Ahvel şöyle rivayet etmiştir:
Mücâhid, İbn Abbâs'a “Sâd Sûresi'nde secde ayeti var mı?” diye sordu, İbn Abbas da “evet vardır” cevabını verdikten sonra, "Biz ona (yani İbrahim'e) İshâk'a ve Yakub'a ihsan ettik ve her birini hidayete erdirdik..." (Enâm, 84) ayetinden başlayarak "o hâlde sen de onların gittiği doğru yolu tutup o yola uy" (Enâm, 90) ayetine kadar okudu, ardından “o da (yani Davud (as) kendisine uyulan peygamberlerdendir” dedi.
Yezid b. Harun, Muhammed b. Ubeyd ve Sehl b. Yusuf bu hadisi Avvâm'dan, o Mücahid'den şu eklemeyle rivayet etmişlerdir: “Ben İbn Abbâs'a bunu sordum” o da “Peygamberiniz de burada sayılan peygamberlere uyması emredilen kimselerdendir” dedi.
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Yahya b. Adem, ona İsrail, ona Ebu İshak, ona da Süleyman b. Surad şöyle demiştir:
Hendek Savaşında Müşrik orduları dağıtıldığı zaman Hz. Peygamber'i (sav) şöyle buyuruyordu: "Artık şimdiden sonra biz müşriklere karşı gidip harp edeceğiz, ama onlar bize harp edemeyecek. Biz onların üzerine yürüyeceğiz."
Bize MekkÎ b. İbrahim, ona Hişâm, ona Yahya, ona Ebu Seleme, ona da Cabir b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir:
Ömer b. Hattâb (ra) Hendek günü güneş battıktan sonra geldi ve “ey Allah'ın Rasulü, neredeyse, ikindi namazını kılamadan güneş batacaktı” diyerek Kureyş kafirlerine sövmeye başladı. Peygamber (sav) "vallahi ben de kılamadım" buyurdu. Sonra Peygamber (sav) ile birlikte Bathân'a varıp konakladık. Peygamber (sav) namaz için abdest aldı, biz de namaz için abdest aldık. Ardından Peygamber (sav) güneş battıktan sonra önce ikindi namazını, ardından akşam namazını kıldırdı.
Bize Heysem b. Hârice, ona Hafs b. Meysere, ona Hişâm b. Urve, 0na babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha)şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber (sav) fetih yılında Mekke'ye en yüksek tarafındaki Kedâ mevkiinden girmiştir.
Ebu Usâme ve Vuheyb Hafs "Kedâ" lâfzında İbn Meysere'ye mutâbaat etmiştir.