11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Yusuf, ona Süfyan, ona İsmail, ona eş-Şa'bî, ona Mesruk'un rivayet ettiğine göre Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir:
"Her kim sana, Muhammed'in (sav), kendisine indirilenden herhangi bir şeyi sakladığını söylerse, yalan söylemiştir. Çünkü Allah 'Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et.' (Mâide, 5/67) buyurmuştur."
Bize Ebu Nuaym, ona İsrâil; (T) yine bana Hamdân b. Ömer, ona Ebu Nadr, ona Eşcaî, ona Süfyân, o ikisine (İsrail ve Süfyân'a) Muhârik, ona Tarık b. Şihâb, ona da Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir:
Bedir günü Mıkdâd “Ey Allah'ın Rasulü, biz Sana, İsrâîloğullarının, Musa Peygamber'e "sen git Rabbinle beraber savaşın. Biz muhakkak burada oturup (bekleyeceğiz)" dedikleri gibi demeyiz. Tam tersine biz Sana 'yürü, biz de Seninle beraberiz'” deriz" dedi. Mıkdâd'ın bu sözü Rasulullah'ın bütün gamını giderdi.
Yine Vekî, ona Süfyân, ona Muhârik, ona da Târık, Mıkdâd'ın bu sözü Peygamber'e (sav) söylediğini rivayet etmiştir.
Bize Ali b. Abdullah, ona Muhammed b. Abdullah el-Ensârî, ona İbn Avn, ona da Ebu Kılâbe'nin azatlısı Selman Ebu Recâ şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Kılâbe, Ömer b. Abdülaziz'in arkasında oturuyordu. Huzuruna giren insanlar "Kasâme" konusunda konuştular ve önceki halifelerin kasâme konusunda kısas uyguladıklarını söylediler. Bunun üzerine Ömer b. Abdülaziz, arkasında bulunan Ebu Kılâbe'ye döndü ve “ey Abdullah b. Zeyd, sen ne dersin” ya da “sen ne dersin ey Ebu Kılâbe” diye sordu. (Ebu Kılâbe der ki:) Ben de “İslam'da; evlilik yaptıktan sonra zina eden, haksız yere bir cana kıyan ve Allah ve Rasulü ile savaşanlar hariç katli helal olan kimse bilmiyorum” dedim. Bunun üzerine Anbese “Enes b. Mâlik bize şöyle şöyle (yani Uranîler hadisini) rivayet etti” dedi. Ben de “Bana da Enes şöyle rivayet etti” dedim:
Bir topluluk Peygamber'in (sav) huzuruna geldi ve kendisiyle konuştular. Ardından “buranın havası bizi hasta etti” dediler. Hz. Peygamber (sav) de "Şu çıkan develer bize ait. hadi gidip onların sütünden ve idrarından için" buyurdu. Onlar da deve sürüsüne çıkıp onların idrarından ve sütünden içerek sağlıklarına kavuştular. Sonra çobanın üzerine yürüyüp onu öldürdüler ve develeri alıp kaçtılar. Şimdi bunlara hangi hükmü uygulamaktan geri durulur ki? Bunlar insan öldürdüler, Allah'a ve Rasulü'ne savaş açtılar ve Allah Rasulü'nü (sav) endişeye sevk ettiler.
Anbese, hayretle “subhânallah” dedi. Bne de “Sen beni Enes'ten rivayet ettiğim hadis hususunda itham mı ediyorsun?” dedim. Anbese de “hayır Enes böyle rivayet etti” dedi sonra da “Ey ahali içinizde bu (Ebu Kılâbe) ve bu gibiler bulundukça sizler jayır içinde olmaya devam edeceksiniz” dedi.
Bize Muhammed b. Selâm, ona el-Fezârî, ona da Humeyd'in rivayet ettiğine göre Enes (ra) şöyle demiştir:
"Rubey -Enes b. Mâlik'in halası- Ensâr'dan bir cariyenin ön dişini kırmıştı. Cariyenin kavmi kısas talebi ile Hz. Peygamber'e (sav) geldiler. Peygamber (sav) de kısası emretti. Enes b. Mâlik'in amcası Enes b. Nadr 'hayır, ey Allah'ın Rasûlü vallahi Rubey'in ön dişi kırılmaz' dedi. Hz. Peygamber (sav) de 'ey Enes, Allah'ın (bu konudaki) hükmü kısastır' buyurdu. Akabinde davacılar Rubey'e kısas uygulanması talebinden vaz geçip diyeti kabul ettiler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:"
"Allah’ın kulları arasında öyleleri vardır ki, Allah adına yemin edecek olsa Allah da onların yeminini boşa çıkarmaz."
Bize İshak b. İbrahim, ona Muhammed b. Bişr, ona Abdülaziz b. Ömer b: Abdülaziz, ona Nâfî, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir:
Hamrın (şarabın) haramlık hükmü indiğinde Medine'de beş çeşit şarap vardı. Bunlar arasında üzüm şarabı yoktu.
Bize Yakub b. İbrahim, ona İbn Uleyye, ona Abdülaziz b. Suhayb, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir:
Bize Fadîh olarak adlandırdığınız bu içki dışında başka haram yoktu. O gün ben ayakta Ebu Talha ile Falanca ve Filanca kişilere içki sunuyordum. O sırada hemen birisi geldi ve “haber size ulaştı mı?” dedi. Mecliste bulunanlar “ne haberi?” diye sordular. O da “içki haram kılındı” dedi. Meclistekiler bana “ey Enes, şarap testilerini dök” diye emrettiler. Enes der ki: Bir adamın sözü üzerine mecliste bulunanlar şarabın nasıl ve ne zaman haram kılındığını araştırıp soruşturmadılar bile. Adamın haberinden sonra bir daha dönüp şarap içmediler.