Giriş

Bize Saîd b. Ebu Meryem, ona Muhammed b. Cafer, ona Zeyd b. Eslem, ona Atâ b. Yesâr, ona da Ebu Saîd el-Hudrî şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (sav) zamanında, münafıklardan birtakım adamlar, Nebi (sav) gazaya çıktığı vakit ondan geri kalır ve geride kalışlarına sevinirlerdi. Nebi (sav) döndüğü zaman ise ona mazeret belirtip, özür diler, yemin eder ve yapmadıkları işlerden dolayı övülmeyi arzu ederlerdi. Bunun üzerine: "Yaptıkları sebebiyle sevinip şımaran, yapmadıklarıyla da övülmeyi arzu eden kimselerin azaptan kurtulacaklarını sakın sanmayasın" Ali İmran, 3/188 ayeti indi.


    Öneri Formu
31684 B004567 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 16


    Öneri Formu
31682 B004565 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 14

Bize Hibban b. Musâ, Abdullah, Ma'mer b. Raşid, Zuhrî, ona Salim, ona da babası (Abdullah ibn Ömer) şöyle rivayet etmiştir:

"Hz. Peygamber (sav), (Uhud'da, yaralanıp dişi kırıldığı zaman) sabah namazının son rekâtında, rükûdan başını kaldırıp “Semiallâhu li-men hamideh. Rabbe­na leke'l-hamd” dedikten sonra “Allah'ım, Falancaya, Falâncaya ve Filâncaya et lanet et” diye beddua etti. Bunun üzerine Allah “Onların tevbelerini kabul etmek veya zulümleri yüzünden onlara azap vermek konusunda sana bir şey düşmez.” Ali İmrân, 128 ayetini indirdi"


    Öneri Formu
31676 B004559 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 9

Bize Ebu’l-Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir’in rivayet ettiğine göre Usame b. Zeyd (r.anhumâ) kendisine şunu haber vermiştir:

Rasulullah (sav) Bedir vakasından önce Hâris b. Hazrec oğulları yurdunda hasta bulunan Sa‘d b. Ubâde’yi ziyaret etmek üzere Fedek işi kadife kaplı bir palan vurulmuş bir eşeğin üzerine binmiş, terkisine de Usame b. Zeyd’i bindirmişti. (Usame) der ki: Hz. Peygamber (sav) yolda Abdullah b. Ubeyy b. Selûl’un da bulunduğu bir meclise uğradı. Bu sırada Abdullah b. Ubeyy henüz Müslüman olmamıştı. Bir de gördü ki Mecliste Müslümanlar, puta tapan müşrikler ve Yahudiler karışık oturuyorlar. Mecliste Abdullah b. Revâha da vardı. Bindikleri hayvanın çıkardığı toz, mecliste oturanların üzerine kalkınca, Abdullah b. Ubeyy ridâsıyla burnunu kapattı, sonra da “Üzerimizi toza bulamayın”, dedi.

Rasulullah (sav) onlara selam verdikten sonra durdu, bineğinden indi, onları Allah’a davet etti, onlara Kur’ân okudu. Abdullah b. Ubeyy b. Selûl “Ey kişi! Gerçek şu ki, senin bu söylediklerin eğer bir hakikat ise ondan daha güzeli yoktur. Ona sebep meclislerimizde bizi rahatsız etme. Sen kaldığın yere geri dön. Yanına gelen olursa ona anlatacaklarını anlat” dedi. Bu sefer Abdullah b. Revaha “Hayır, ey Allah’ın Rasulü, o Kur'an ile meclislerimizi kuşat, biz bunu seviyoruz” deyince, Müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler birbirlerine ağır sözler söylemeye başladılar. Hatta neredeyse birbirleriyle kavga dahi edeceklerdi. Nebi (sav) ise onları sakinleştirmeye çalışıyordu. Sonra Nebi (sav) eşeğine bindi ve yoluna devam etti. Nihayet Sa‘d b. Ubâde’nin yanına girdi. Nebi (sav) ona: "Ey Sa‘d, Ebu Hubâb’ın" -bununla Abdullah b. Ubeyy’i kast ediyordu- "söylediklerini işittin mi? O, şöyle şöyle dedi" buyurdu. Sa‘d b. Ubâde “Ey Allah’ın Rasulü, onu affet, ona müsamaha göster, sana Kitab’ı indirene yemin olsun ki, Allah sana indirmiş olduğu hakkı getirdiğinde, bu kasabadaki ahali, ona taç giydirmek, onun başına krallara mahsus sarık sarmak üzere anlaşmışlardı. Allah sana vermiş olduğu hak vesilesiyle bunun gerçekleşmesine imkân vermeyince, bundan dolayı onun hevesi kursağında kaldı. İşte bu durum senin gördüklerini yapmasına sebep oldu” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) da onu affetti. Nebi (sav) ve ashabı, Allah’ın kendilerine emretmiş olduğu gibi müşrikleri ve Kitab ehlini affediyor, eziyetlere sabredip katlanıyorlardı. Zaten aziz ve celil Allah da "Ve and olsun, sizden önce kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan, rahatsız edici çok sözler işiteceksiniz" (Ali İmran, 3/186); "Kitap ehlinden birçoğu ruhlarında yerleşmiş olan kıskançlıktan dolayı, sizi imanınızdan sonra kâfirler olarak geriye döndürmeyi çok isterler…" (Bakara, 2/109) buyurmuştur. Nebi (sav), Allah onlar hakkında cihada izin verinceye kadar, Allah’ın kendisine emretmiş olduğu affı bu şekilde tevil ediyor ve gereğini yerine getiriyordu. Rasulullah (sav), Bedir gazvesini yapınca Allah onun vasıtası ile Kureyş kâfirlerinin ileri gelenlerinin öldürülmesini sağladı. İbn Ubeyy b. Selûl ve beraberindeki putperest müşrikler “Artık bu Müslümanların işinin yoluna girdiğini gösteren bir husustur” deyip İslam üzere Rasulullah’a (sav) biat edip Müslüman oldular.


    Öneri Formu
31683 B004566 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 15

Bize Musa b. İsmail, ona İbrahim, ona Sa'd, ona İbn Şihâb, ona Saîd b. Müseyyeb ve Ebu Seleme b. Abdurrahman, onlara da Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (sav) bir kimseye dua veya beddua etmek istediğinde rükûdan kalktıktan sonra kunut duası yapar ve çoğunlukla "Semiallâhu limen hamideh, Rabbena leke'l-hamd" dedikten sonra "Allah'ım! Velid b. Velid'i kurtar, Seleme b. Hişâm'ı, Ay­yaş b. Rabîa'yı kurtar! Allah'ım! Mudar kabilesini zora düşür. İçinde bulundukları bu yılları Yusuf Peygamber'in o şiddetli (kuraklık) yıllarına benzet!" buyurur ve bunu açıktan söylerdi. Yine Rasulullah (sav) bazen sabah namazının bir kısmında "Allah'ım!, Falancaya filancaya lanet et!" diye bazı Arap kabi­lelerine beddua ederdi. Bunun üzerine Allah "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." (Âli İmrân, 128) ayetini indirdi.


    Öneri Formu
31677 B004560 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 9

Bize Amr b. Halid, ona Züheyr, ona Ebu İshak, ona da Berâ b. Âzib (r.anhuma) şöyle demiştir:

Peygamber (sav) Uhud gününde okçu piyadelerin başına Abdullah b. Cubeyr'i kumandan yapmıştı. Müslümanlar bozulmuş hâlde yönelip kaçtıkları zaman Rasulullah (sav) arkalarından onları geri çağırıyordu. O sırada Peygamber'in (sav) yanında on iki kişiden başka kimse kalmamıştı.


    Öneri Formu
31678 B004561 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 10

Bize Ebu Yakub İshak b. İbrahim b. Abdurrahman, ona Hüseyin b. Muhammed, ona Şeybân, ona Katâde, ona Enes, ona da Ebu Talha şöyle demiştir:

Uhud günü harp saflarımızda bulunurken bizleri öyle bir uyku bastırdı ki kılıcım elimden düşüyor, ben alıyorum, tekrar düşüyor, ben yine alıyordum.


    Öneri Formu
31679 B004562 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 11

Bize Malik b. İsmail, ona İsrail, ona Hasîn, ona Ebu Duhâ, ona da İbn Abbâs şöyle demiştir:

İbrahim Peygamber (as) ateşe atıldığı za­man son söz olarak "Hasbiyellâhu ve ni'mel-vekîl (Allah ba­na yeter, O ne güzel vekildir)" demiştir


    Öneri Formu
31681 B004564 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 13


    Öneri Formu
31675 B004558 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 8


    Öneri Formu
31680 B004563 Buhari, Tefsir, (Âl-i İmran) 13