11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed, ona Abdullah, ona Süleyman et-Teymî, ona Ebu Miclez, ona da Enes (ra) şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber'in (sav), rükûdan sonra Ri'l ve Zekvân kabilelerine bir ay beddua ederek kunut yaptığını" rivayet etmiştir."
Bize Yahya b. Bükeyr, ona Malik, ona İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, ona da Enes b. Malik şöyle demiştir:
Peygamber (sav) Maûne Kuyusu yanında sahabîlerini öldüren kimseler aleyhine otuz sabah beddua etti. O zaman Peygamber (sav) Allah'a ve Rasulü'ne isyan eden Rı'l, Lıhyân ve Usayya kabilelerine beddua ederdi. Enes der ki: Yüce Allah, Peygamberi için, Maûne Kuyusunda öldürülen sahabîler hakkında ayet indirdi ve daha sonra lafzı Kur'an'dan kaldırılıncaya kadar biz "kavmimize tebliğ ediniz ki, bizler Rabbimize kavuştuk, Rabbimiz bizden hoşnut olmuş, biz de O'ndan hoşnut olmuşuzdur" ayetini okurduk.
Abdullah b. Münir, ona Abdullah b. Bekir, ona Humeyd, ona da Enes şöyle demiştir:
Abdullah b. Selâm bir arazide hurma toplarken Rasulullah'ın (sav) Medine'ye geldiğini duyunca Hz. Peygamber'in yanına gelip “sana cevabını sadece peygamber olan kimsenin bilebileceği üç soru soracağım; 1. Kıyamet alâmetlerinin ilki nedir? 2. Cennet ehlinin ilk yemeği nedir? 3. Çocuğun babasına yahut anasına benzemesine yol açan şey nedir?” dedi. Hz. Peygamber (sav) "Bunları, az önce, Cibril bana bildirdi" dedi. Abdullah b. Selâm “Cibril mi?” dedi. Hz. Peygamber "Evet" dedi. Abdullah “Cibril, melekler içinde Yahudilerin düşmanıdır” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav) ya da Râvî "Cebrâil’e kim düşmansa şunu iyi bilsin ki, daha önce gönderilen kitapları doğrulayan, Müminlere bir doğru yol rehberi ve müjdeci olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmiştir." (Bakara, 97) ayetini okudu. Sonra Hz. Peygamber (sav) "Kıyamet alâmetlerinin ilki, insanları doğudan batıya sürecek bir ateştir. Cennet ehlinin ilk yemeği balık ciğerinin (sarkmış olan) fazlasıdır. Çocuğun baba ve ana soylarına çekmesine gelince; cinsel münasebet sırasında erkeğin spermi, kadının sperminin önüne geçtiğinde, çocuk erkeğe, kadının spermi erkeğin sperminin önüne geçtiği zaman çocuk kadına çeker" buyurdu. Bunun üzerine Abdullah b. Selâm “Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Ben yine şehadet ederim ki sen Allah'ın rasulüsün” dedi ve “ey Allah'ın Rasulü, Yahudiler insanı hayrette bırakacak kadar yalan söyleyen, asılsız iftiralarda bulunan bir topluluktur. Eğer sen beni, onlardan sormadan önce, Müslüman olduğumu bilirlerse, muhakkak bana iftira ederler” diye ekledi. Ardından Yahudiler geldi. Peygamber (sav) "İçinizde Abdullah nasıl adamdır?" diye sordu. Yahudiler “o bizim hayırlımız ve hayırlımızın oğludur. Seyyidimiz ve seyyidimizin oğludur” dediler. Hz. Peygamber (sav) "Abdullah b. Selâm İslâm 'a girerse ne düşünürsünüz?" diye sordu. Yahudiler “Allah böyle şeyden onu korusun” dediler. Abdullah, Yahudilerin karşısına çıktı ve kelime-i şehadet getirip Müslüman oldu. Bunun üzerine Yahudiler “o bizim en kötümüz ve en kötümüzün oğludur” dediler ve Abdullah b. Selam'ın değerini düşürmeye çalıştılar. Abdullah “ey Allah'ın Rasulü, işte korkmakta olduğum şey budur” dedi.
Bize Musa b. İsmail, ona da Abdülvahid, Asım el-Ahvel'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
'Enes b. Malik'e kunut hakkında soru sordum. 'Evet (Kunut vardır).' cevabını verdi. 'Kunut, rukûdan önce mi yoksa sonra mı yapılır?' diye tekrar sordum. Enes: 'Rukûdan önce.' karşılığını verdi. 'Falan kimse senin (kunutun) rukûdan sonra yapıldığını söylediğini haber verdi (buna ne dersin?)' deyince, Enes şöyle dedi: "O hata ediyor. Rasulullah (sav) bir ay boyunca rukûdan sonra kunut yaptı. Rasulullah (sav) Kurrâ adı verilen yetmiş kişiyi müşrik olan insanlara göndermişti. Onlarla Rasulullah arasında önceden yapılmış bir anlaşma vardı. Fakat Peygamberle (sav) anlaşması olan bu kişiler (anlaşmaya ihanet edip gönderilen kurralara) saldırdılar. Bunun üzerine Rasulullah (sav) bir ay boyunca rukûdan sonra kunut yaparak o müşriklere beddua etti."
Bize Yakub b. İbrahim, ona Yahya b. Saîd, ona Übeydullah, ona Nâfi, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav), Uhud günü harpten önce orduyu teftiş ettiği sırada Abdullah b. Ömer'in karşısına gelmiş ve onun harbe girmesine izin vermemiştir. O gün Abdullah on dört yaşında idi. Peygamber (sav) Hendek günü, İbn Ömer on beş yaşında iken, yine onun karşısına gelmiş ve bu sefer harbe girmesi izin vermiştir.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Muâviye b. Amr, ona Ebu İshak, ona Humeyd, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle demiştir:
"Rasulullah (sav), hendek kazılan yere çıkageldi ve orada Muhacirler ile Ensâr'ın soğuk bir kuşluk vaktinde hendek kazmakta olduklarını gördü. Onların yanlarında kendileri adına bu işi yapacak köleleri de yoktu. Rasulullah (sav) bunların çektikleri zorluğu ve açlığı görünce 'Allah'ım, gerçek yaşam ahiret yaşamıdır, Sen Ensâr'a ve Muhâcirler'e mağfiret eyle' beytini söyledi. Orada bulunan sahabe de Rasulullah'a (sav) 'bizler hayatta kaldığımız müddetçe daima cihâd etmek üzere Muhammed'e biat edip söz vermiş kimseleriz' diye cevap verdiler."
Bize Ebu'l-Yemân, ona Şuayb, ona Abdullah b. Ebu Hüseyin, ona Nâfi b. Cübeyr, ona İbn Abbas'ın naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle söylemiştir:
"Allah Teala buyurdu ki: Ademoğlu beni yalanladı ama onun bunu yapmaması gerekirdi. Ademoğlu bana sövdü hâlbuki onun bunu yapmaması gerekirdi. Onun beni yalanlaması benim kendisini ilk kez yarattığım gibi bir daha asla yeniden yaratamayacağımı söylemesidir. Onun bana sövmesi ise Allah bir evlat edindi, demesidir. Halbuki ben eş ve çocuk edinmekten münezzehim."
Açıklama: İlgili ayetin tamamı: "Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir."