11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize İshak b. İbrahim, ona Cerîr, ona Yahya b. Saîd, ona da Muâz b. Rifâa, b. Râfi, ez-Zürakî, ona da Bedir ehlinden olan babası (Rifâa b. Râfi) şöyle rivayet etmiştir:
Bedir harbi sırasında bir ara Cibrail Hz. Peygamber'e (sav) geldi ve "Bedir mücahitlerinin aranızdaki konumu nasıldır?" diye sordu. Hz. Peygamber (sav) "Biz onları Müslümanların en faziletlisi olarak kabul ederiz" ya da buna benzer bir ifade buyurdu. Bunun üzerine Cebrail "biz de meleklerden Bedir Harbine katılanları aynı şekilde meleklerin hayırlısı olarak kabul ederiz" dedi.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys (b. Sa'd), ona Yahya b. Said, ona da Kasım b. Muhammed, İbn Habbâb’ın şöyle dediğini rivayet etti:
Ebu Said b. Malik el-Hudrî (ra) bir seferden döndü. Ailesi kendisine kurban eti ikram etti. Ebu Said el-Hudrî, '(Üç günden sonra kurban etlerini yemenin) Hükmünü sormadıkça ben bundan yemeyeceğim' dedi. Bunun üzerine Bedir gazisi olan ana-bir kardeşi Katâde b.Nu'mân'a gitti ve bu meseleyi ona sordu.
Katâde de: 'Senin ardından (sen seferde iken), kurban etlerinin üç günden sonra yenmesini yasaklayan hükmü ortadan kaldıran bir durum meydana geldi' cevabını verdi.
Bize Süleyman b. Harb, ona Hammâd, ona Yajya, ona Muâz b. Rifâa b. Râfi şöyle aktarmıştır:
Rifâa Bedir ehlinden, babası Râfi ise Akabe biatına katılan guruptandı. Râfi oğlu Rifâa'ya "Bedir savaşına katılmam beni akabe biatına katılmam kadar mutlu etmezdi" dedi.
Râfi der ki: Cibrail, Nebi Aleyhisselâma (Bedir ehlinin, sahabe arasındaki konumunu) sordu.
Açıklama: daha geniş bilgi için B003992 numaralı hadise bakınız.
Bize İshak b. Mansur, ona Yezîd, ona Yahya, ona da Muâz b. Rifâa şöyle demiştir:
Bir melek Hz. Peygamber'e (sav) (Bedir ehlinin ashab arasındaki konumunu) sordu...
Yahya der ki: Yezîd b. Hâd, bu hadisi Muâz rivayet ettiğinde, onun yanında olduğunu ve Muâz'ın "soru soran Cebrail'di" dediğini bana aktardı.
Açıklama: Hadisin tamamı için B003992 numaralı hadise bakınız.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Sümey, ona Ebu Salih, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"İmam 'ğayri'l-mağdûbi 'aleyhim velâ'd-dâllîn' deyince siz de 'Âmin' deyiniz. Kimin (Âmin) demesi, meleklerin deyişine denk gelirse geçmiş günahları bağışlanır."
Bana Übeyd b. İsmail, ona Ebu Usame, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Zübeyir şöyle demiştir:
Bedir günü ben, Ubeyde b. Saîd b. Âs ile karşılaştım. Sadece gözleri gözükecek kadar baştan ayağa kadar zırhını kuşanmış ve silahlanmıştı. Onun künyesi Ebu Zâtu'l-Keriş'ti. Bana “ben Ebu Zâti'l-Keriş'im” diye meydan okudu. Ben de hemen harbemle ona saldırdım ve harbemi onun gözünün içine soktum, hemen öldü.
Hişâm der ki: Bana haber verildiğine göre, Zübeyir “yemin olsun ki ben ayağımı onun üzerine basıp harbemi olanca kuvvetimle çekip çıkardım. Fakat harbemin iki tarafı eğrilmişti” demiştir.
Urve der ki: Sonra Rasulullah (sav), o harbeyi, Zübeyir'den emanet olarak istedi, Zübeyir de verdi. Rasulullah vefat ettiğinde, Zübeyir onu geri aldı. Sonra o harbeyi Ebu Bekir istedi, Zübeyir ona da verdi. Ebu Bekir vefat edince Zübeyir onu tekrar geri aldı. Bu defa o harbeyi Ömer istedi, Zübeyir ona da verdi. Ömer vefat edince, onu yine kendisi aldı. Sonra o harbeyi Osman istedi; Zübeyir ona da verdi. Osman şehit edilince harbe, Ali'ye ve sonra oğullarına geçti. Abdullah b. Zübeyir onu Ali'nin çocuklarından isteyip aldı ve Abdullah b. Zübeyir öldürülünceye kadar onun yanında durdu.
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zuhrî, ona Ebu İdris Âizubillah b. Abdullah, ona da Bedir'de hazır bulunmuş olan Ubâde b. Sâmit şöyel demiştir:
Rasûlullah (sav) Akabe'de bize "bana biat ediniz" buyurdu.
Açıklama: Yedi ayet olarak tercüme edilen "Sebu'l-mesânî" ifadesinin Fâtiha suresi olduğu belirtilmektedir.