Giriş

Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Süleyman el-A'meş, ona Ebu Vâil, ona da Abdullah ve Sabit, onlara da Enes'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Verdiği sözden dönen her hain için Kıyamet gününde onun alameti farikası olacak bir bayrak dikilir,-diğer bir rivayet göre- bir bayrak görülür."


    Öneri Formu
31085 B003186 Buhari, Cizye ve Muvâdea, 22

Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Süleyman el-A'meş, ona Ebu Vâil, ona da Abdullah ve Sabit, onlara da Enes'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Verdiği sözden dönen her hain için Kıyamet gününde onun alameti farikası olacak bir bayrak dikilir,-diğer bir rivayet göre- bir bayrak görülür."


    Öneri Formu
31086 B003187 Buhari, Cizye ve Muvâdea, 22

Bize Muhammed b. Beşşâr, Ğunder, ona Şu’be, ona Mansur, ona A’meş, ona Sa'd b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman, ona Hz. Ali şöyle söylemiştir: Hz. Peygamber (sav) bir cenazede iken eline bir çubuk/çomak alıp onunla yere şekiller çizmeye başladı ve şöyle buyurdu:
"Hepinizin cehennem ya da cennetteki mekanı (takdir edilmiş) yazılmıştır." Dediler ki, Ya Rasulallah! Öyle ise buna dayanıp, güvenemez miyiz? Yani (bizim amel etmemize ne gerek var). Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Sizler amel edip çalışın. Çünkü herkes (niçin yaratıldıysa), o kendisine kolaylaştırılmıştır." buyurdu ve şu ayetleri okudu: ‘Kim verir ve korunursa.’ (Leyl/92, 5).


    Öneri Formu
31091 B007552 Buhari, Tevhid, 54


    Öneri Formu
31079 B007551 Buhari, Tevhid, 54


    Öneri Formu
31089 B003188 Buhari, Cizye ve Muvâdea, 22

Bize Abdullah b. Muhammed el-Cu'fî, ona Ebu Ahmed ez-Zübeyrî, ona Abdurrahman b. Ğasîl, ona Hamza b. Ebu Üseyd ve Zübeyir b. Münzir b. Ebu Üseyd, onlara da Ebu Üseyd (ra) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (sav) Bedir günü bize "Düşmanlar size yaklaştığında -yani kalabalık bir şekilde üzerinize geldiği zaman- onlara ok atınız, uzakta iken oklarınızı atmayıp yanınızda tutunuz."


    Öneri Formu
31081 B003984 Buhari, Megâzî, 10

Bize Ahmed b. Osman b. Hakîm, ona Şurayh b. Mesleme, ona İbrahim b. Yusuf b. Ebu İshak, ona babası, ona Ebu İshak ona da Berâ (ra) şöyle söyledi:

Hz. Peygamber (sav) umre yapmak istediğinde Mekke'ye girmek için Mekkelilerden izin istemek üzere elçi gönderdi. Mekkeliler, Hz. Peygamber'e (sav) (gelecek yıl) Mekke'de ancak üç gece kalabileceğini, Mekke'ye sadece silahları kınları içinde girebileceğini ve Mekkelilerden hiçbir kimseyi davet etmemesini şart koştular. Ravi dedi ki; Bu şartları aralarından Ali b. Ebu Talib yazmaya başladı ve 'Bunlar, Allah'ın Rasulü Muhammed'in üzerinde anlaşmaya vardığı şartlardır' yazdı. Mekkeliler de şöyle cevap verdi: Biz senin Allah'ın Rasulü olduğunu kabul etmiş olsaydık, seni engellemez ve sana mutlaka biat ederdik. Dolayısıyla 'Bu, Abdullah oğlu Muhammed'in üzerinde anlaşmaya vardığı şartlardır' şeklinde yaz, dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Allah yemin ederim ki! Ben Abdullah'ın oğlu Muhammed'im ve yine Allah'a yemin ederim ki! Ben Allah'ın Resulüyüm" buyurdu. Ravi dedi ki; Resulullah'ın (sav) bizzat kendisi yazmıyordu ve Ali'ye "Rasulullah lafzını sil" buyurdu. Ali, 'Vallahi ben Rasulullah lafzını asla silmem', dedi. Hz. Peygamber (sav) de "Öyleyse o lafzı bana göster" buyurdu. Ali, Hz. Peygamber'e (sav) o lafzı gösterdi ve Hz. Peygamber de kendi eliyle Rasulullah lafzını sildi. (Ertesi yıl) Hz. Peygamber (sav) Mekke'ye girip şart koştukları üç gün (ikamet süresi) geçince, Mekkeliler Ali'ye gelerek 'Arkadaşına söyle de hemen Mekke'den ayrılsın!' dediler. Ali de bunu Rasulullah'a (sav) iletince, Hz. Peygamber, "Tamam, ayrılacağım" buyurdu, sonra da (Mekke'den) ayrıldı.


    Öneri Formu
31080 B003184 Buhari, Cizye ve Muvâdea, 19

Bize Abdân b. Osman, ona babası (Osman b. Cebele), ona Şu'be, ona Ebu İshak, ona Amr b. Meymûn, ona da Abdullah (ra) şöyle demiştir:

Peygamber (sav), etrafında Kureyş'ten bazı kimseler olduğu halde, (Kâbe'de) secde ederken Ukbe b. Ebu Muayt, yeni bo­ğazlanmış bir devenin işkembesini getirip Hz. Peygamber'in sırtına koydu. Peygamber (sav) secdeden başını kaldıramadı. Hemen Fâtıma (as) geldi ve Hz. Peygamber'in sırtından o o işkembeyi aldı ve bunu yapana beddua etti. Peygamber (sav) "Allah'ım Kureyş'ten şu topluluğu; Ebu Cehil b. Hişâm, Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa, Umeyye b. Halef'i" yahut "Ubey b. Halef'i sana havale ediyorum" buyurdu. Ben bunların Bedir günü öldürül­üp, Umeyye yahut Ubey hariç, hepsinin bir kuyuya atılmış olduğunu gördüm. Ümeyye'yi kuyuya doğru sürüklediklerinde, kilolu olduğu için, kuyuya atılmadan önce eklemleri koptu.


    Öneri Formu
31083 B003185 Buhari, Cizye ve Muvâdea, 21

Bize Muhammed b. Abdurrahim, ona Ebu Muhammed ez-Zübeyrî, ona Abdurrahman b. Ğasîl, ona Hamza b. Ebu Üseyd ve Münzir b. Ebu Üseyd, onlara da Ebu Üseyd (ra) şöyle rivayet etmiştir:

Hz. Peygamber (sav) Bedir günü bize "Düşmanlar size yaklaştığında -yani kalabalık bir şekilde üzerinize geldiği zaman- onlara ok atınız, uzakta iken oklarınızı atmayıp yanınızda tutunuz."


    Öneri Formu
31088 B003985 Buhari, Megâzî, 10

Bana Amr b. Halid, ona Züheyr, ona Abu İshak, ona da Berâ b. Âzib (r.anhuma) şöyle demiştir:

Peygamber (sav) Uhud günü okçuların başına Ab­dullah ibn Cubeyr'i kumandan yaptı. Müşrikler bizden yetmiş kişiyi şehit ettiler. Peygamber ve sahâbîleri ise Bedir günü, müşrik­lerden, yetmişi ölü, yetmişi de esir olmak üzere toplam yüz kırk kişiyi vurup aldılar. Ebu Sufyân “bugün Bedir gününün karşılığıdır ve harp nöbetleşedir” dedi.


    Öneri Formu
31092 B003986 Buhari, Megâzî, 10