11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Müsedded, ona Yahya, ona İsmail, ona Kays b. Ebu Hâzim, ona da Cerîr'in naklettiğine göre Rasulullah (sav) ona (Cerir'e): "Şu Zülhalasa'dan beni kurtarmaz mısın?" dedi. (Zülhalasa) Has'am kabilesine ait, Yemenlilerin Kabe'si olarak adlandırılan bir bina (puthane) idi. Ben, at binmekte mahir olan Ahmes kabilesinden yüz elli atlıyla birlikte oraya gittim. At üzerinde pek sabit duramaz bazen düşerdim. (Bundan bahsedince) Rasulullah (sav) göğsüme öyle bir vurdu ki parmak izleri göğsüme çıktı. Ardından, "Allah'ım onu sabit kıl. Onu doğru yolu gösteren ve doğru yola erenlerden eyle" diye dua etti. Bunun üzerine Cerîr oraya gitti, orayı darmadağın etti ve ateşe verdi. Sonra (durumu haber vermesi için) Rasulullah'a (sav) birini gönderdi. Cerîr'in habercisi: 'Seni hak ile gönderene yemin olsun ki; ben ayrılırken o bina, kof yahut uyuz bir deve gibiydi (yanmaktan simsiyah ve harap olmuş bir haldeydi). dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) beş defa: "Allah (cc) Ahmes'in atlarını ve süvarilerini bereketlendirsin" diye dua etti.
Bize Muhammed b. Kesîr, ona Süfyân, ona Musa b. Ukbe, ona Nâfi, ona da İbn Ömer (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Nebî (sav), Nadîr Oğullarının hurmalıklarını yaktı.
Sonra Rasulullah (sav) ordu içinde ayağa kalktı ve şöyle buyurdu:
"Ey insanlar, düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz. Allah'tan afiyet isteyiniz. Fakat sizler düşmanla karşılaştığınız zaman da sabrediniz ve biliniz ki cennet muhakkak kılıçların gölgeleri altındadır."
Ardından Rasulullah (sav) şu duayı yaptı:
"Ey Kitabı indiren, bulutları yürüten, orduları bozguna uğratan Allah'ım! Sen onları hezimete uğrat ve bizi muzaffer eyle."
Musa b. Ukbe'nin naklettiğine göre Salim Ebu Nasr şöyle demiştir: 'Ben Ömer b. Ubeydullah'ın katibiydim. Ona Abdullah b. Ebu Evfâ'dan (ra) gelen mektupta Rasulullah'ın (sav): "Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz." buyurduğu yazıyordu.'