Öneri Formu
Hadis Id, No:
29714, B007416
Hadis:
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ عَنْ وَرَّادٍ كَاتِبِ الْمُغِيرَةِ عَنِ الْمُغِيرَةِ قَالَ قَالَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ لَوْ رَأَيْتُ رَجُلاً مَعَ امْرَأَتِى لَضَرَبْتُهُ بِالسَّيْفِ غَيْرَ مُصْفَحٍ . فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ « تَعْجَبُونَ مِنْ غَيْرَةِ سَعْدٍ ، وَاللَّهِ لأَنَا أَغْيَرُ مِنْهُ ، وَاللَّهُ أَغْيَرُ مِنِّى ، وَمِنْ أَجْلِ غَيْرَةِ اللَّهِ حَرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ ، وَلاَ أَحَدَ أَحَبُّ إِلَيْهِ الْعُذْرُ مِنَ اللَّهِ ، وَمِنْ أَجْلِ ذَلِكَ بَعَثَ الْمُبَشِّرِينَ وَالْمُنْذِرِينَ وَلاَ أَحَدَ أَحَبُّ إِلَيْهِ الْمِدْحَةُ مِنَ اللَّهِ وَمِنْ أَجْلِ ذَلِكَ وَعَدَ اللَّهُ الْجَنَّةَ » .
Tercemesi:
Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avâne, ona Abdülmelik, ona el-Muğire’nin kâtibi Verrâd, ona da el-Muğire’nin şöyle dediğini rivayet etti: Sa‘d b. Ubade, dedi ki: Eğer karımla birlikte bir adamı görecek olursam, kılıcımın enli kısmıyla değil, keskin tarafıyla onu vururum, dedi. Bu Rasulullah’a (sav) ulaşınca: “Siz Sa‘d’ın kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz? Vallahi, ben ondan daha kıskancım, Allah ise benden daha kıskançtır. Allah kıskançlığından ötürü gizlisiyle, açığıyla bütün hayâsızlıkları haram kılmıştır. Bununla birlikte başkalarına mazeret bırakmamayı ondan daha çok seven hiçbir kimse yoktur. (Bazı şarihlerin açıklamasına göre: Başkalarını mazur görmeyi Allah’tan daha çok seven kimse yoktur, diye de anlaşılmıştır.) Bundan dolayı (Allah) müjdeleyiciler ve uyarıcılar (olmak üzere rasulleri) göndermiştir. Allah’tan daha çok da övülmeyi seven hiç kimse yoktur, bundan dolayı Allah cenneti vad etmiştir.”
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 20, 2/750
Senetler:
1. Ebu Abdullah Muğîra b. Şube es-Sekafî (Mugîra b. Şube b. Ebu Amir b. Mesud b. Muattib)
2. Ebu Said Verrâd es-Sekafi (Verrâd)
3. Abdülmelik b. Umeyr el-Lahmî (Abdülmelik b. Umeyr b. Süveyd)
4. Ebu Avane Vazzah b. Abdullah el-Yeşkurî (Vazzah b. Abdullah)
5. Ebu Seleme Musa b. İsmail et-Tebûzeki (Musa b. İsmail)
Konular:
Allah İnancı, Allah'ın kıskanması
Allah İnancı, varlığı ve birliği
Bize İshak b. Muhammed el-Fervî, ona Malik b. Enes, ona İbn Şihâb, ona Malik b. Evs b. Hadesân şöyle rivayet etmiştir:
Muhammed b. Cubeyr, şu (aşağıdaki) hadisinden bir kısmını bana anlattıktan sonra şöyle devam etti: Ben yürüyüp Mâlik ibn Evs'in yanına gittim ve kendisinden bu hadisi sordum. Mâlik de şöyle dedi: Güneş yükseldiği zaman ben ailemle otururken Ömer b. Hattâb'ın elçisi çıkageldi ve bana "Müminlerin Emîri'nin davetine icabet et" dedi. Sonra elçi ile birlikte yürüyüp Ömer'in huzuruna vardık. Ömer hurma dalları veya yapraklarından yapılmış bir divanın şerit örgüleri üzerinde oturuyordu. Altında bir yaygı ve döşek yoktu ve kendisi deriden yapılmış bir yastığa dayanmıştı. Selâm verip oturdum. Ömer "Ey Malik, senin kavminden bir kaç hane halkı bize geldi, ben onlara bir şeyler verilmesini emrettim. Sen bu malları al, onlar arasında taksim et" dedi. Ben de "Ey Müminlerin Emiri, keşke sen bunu benden başka birine emretsen" dedim. Bunun üzerine o "Al bu malları be adam" diye çıkıştı.
Ben orada otururken kapıcısı Yerfâ geldi ve "Osmân, Abdurrahmân b. Avf, Zübeyir ve Sa'd b. Ebu Vakkas huzuruna gelmek için izin istiyorlar, ne buyurursunuz?" diye sordu. Ömer "evet" deyip huzuruna girmelerine izin verdi. Ardından onlar içeriye girdiler ve selâm verip oturdular. Yerfâ da biraz oturdu. Sonra "Ali ve Abbas (da gelmek istiyorlar) ne buyurursunuz" dedi Ömer "Evet" diyerek onlara da izin verdi. O ikisi de içeriye girdiler ve selâm verip oturdular. Sonra Abbâs, Ömer'e "Ey Müminlerin Emiri, benimle şu Ali arasında bir hüküm ver" dedi. Ali ile Abbas, Nadiroğullarından fey olarak Hz. Peygamber'e kalan mallar konusunda anlaşmazlık içindeydiler. Oradaki topluluk da "Ey Müminlerin Emiri, bu ikisi arasında hüküm ver ve aralarında huzuru sağla" dediler. Ömer "sabırlı olun! izni ile gök ve yerin ayakta durduğu Allah hakkı için size sorarım. Sizler Hz. Peygamber'in (sav), kendisini kastederek 'bizler miras bırakmayız, ne bırakmışsak sadakadır' buyurduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Onlar da "Allah Rasulü böyle buyurdu" dediler. Sonra Ali ile Abbas'a dönerek "Allah hakkı için söyleyin, Allah Rasulü'nün bu sözü söylediğini biliyor musunuz?" dedi. Onlar da "Rasulullah bu sözü söylemiştir" dediler. Ömer "Ben şimdi size hükmümü söylüyorum. Muhakkak ki Allah bu feyi Rasulü'ne tahsis etmiştir. Onun dışında kimseye bir şey vermemiştir." dedi, sonra da "Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir." (Haşr, 6) ayetini okudu. Ardından "işte bu (Nadîr oğulları, Hayber ve Fedek arazileri) Allah'ın Rasulü'ne özgü kılındı. Allah'a yemin olsun ki Rasulullah (sav) sizleri dışlayarak bu malları sırf kendisine tahsis etmeyip, sizlere vermiş ve dağıtmıştır. Ondan geriye nihayet şu mal artakalmıştır. Allah Rasulü (sav) bu fey' malından kendi ailesinin bir senelik nafakasını ayırıp geri kalanını Allah'ın malı olarak vakfederdi. Rasulullah hayatı boyunca hep böyle yaptı. Şimdi Allah hakkı için size soruyorum, Siz bunu biliyor musunuz?" dedi. Onlar "evet böyle biliyoruz", dediler. Sonra Ali ile Abbas'a dönerek "Sizlere Allah hakkı için soruyorum, siz de bunu böyle biliyor musunuz?" diye sordu.
Ömer sözüne şöyle devam etti: "Allah, Peygamber'ini vefat ettirdi. Ebu Bekir 'Ben Rasulullah'ın velisiyim' dedi, bu malları teslim aldı ve Rasulullah'ın yaptığı gibi tasarrufta bulundu. Allah bilir ki, Ebu Bekir bu hususta doğru sözlüdür, itaatli, doğru yolda ve hakka tabi idi. Sonra Allah, Ebu Bekir'i vefat ettirdi. Bu sefer ben Ebu Bekir'in velisi oldum ve o malları teslim aldım, emirliğimin ilk iki senesinde o mallarda Rasulullah'ın ve Ebu Bekir'in yaptığı gibi tasarrufta bulundum. Allah biliyor ki, ben de bu tasarruf konusunda doğru sözlü, itaatli, doğru yolda yürüyen ve hakka tabi idim. Sonra siz ikiniz bana geldiniz, benimle konuştunuz. Sözünüz bir, işiniz birdir. Ey Abbâs, sen bana geldin, yeğeninden sana düşen miras payını istedin, -sonra Ali'yi kast ederek- bu da geldi benden eşinin babasından kalan miras payını istedi. Ben de sizlere Hz. Peygamber (sav) 'Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız. bıraktığımız her şey sadakadır' buyurduğunu aktardım. Sonra o malı size bırakma fikri aklıma yatınca da size, 'Rasulullah'ın, Ebu Bekir'in ve benim mallara veli olduğum zamandan beri benim yaptığım gibi o mallarda tasarrufta bulunacağınıza dair Allah'ın ahdi ve mîsâkı sizin üzerinize olması şartıyla isterseniz o malları size teslim edeyim' dedim. Sizler de 'bu şart ile o malları bize ver' dediniz, ben de malları size teslim ettim. Şimdi Allah hakkı için sizlere soruyorum: Ben malları bu şartla Ali ile Abbas'a teslim ettim mi?" dedi. Topluluk "evet teslim ettin" dediler. Sonra Ömer, Ali ve Abbas'a dönerek "Allah adına yeminle size soruyorum. Ben o malları bu şartla sizlere teslim ettim mi?" dedi. Onlar da "evet" cevabını verdiler. Ömer "Hal böyleyken benden başka bir hüküm mü istiyorsunuz? izni ve emriyle Gök ve yeri ayakta tutan Allah'a yemin ederim ki, ben bundan başka bir hüküm vermem. Bu şartlar içinde bu malları kullanmakta acze düşerseniz, onları bana geri verin, ben o mallar konusunda sizin yerinize tasarruf ederim" dedi.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29772, B003094
Hadis:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَرْوِىُّ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَوْسِ بْنِ الْحَدَثَانِ ، وَكَانَ مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرٍ ذَكَرَ لِى ذِكْرًا مِنْ حَدِيثِهِ ذَلِكَ ، فَانْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَوْسٍ ، فَسَأَلْتُهُ عَنْ ذَلِكَ الْحَدِيثِ فَقَالَ مَالِكٌ بَيْنَا أَنَا جَالِسٌ فِى أَهْلِى حِينَ مَتَعَ النَّهَارُ ، إِذَا رَسُولُ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ يَأْتِينِى فَقَالَ أَجِبْ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ . فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى عُمَرَ ، فَإِذَا هُوَ جَالِسٌ عَلَى رِمَالِ سَرِيرٍ ، لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ فِرَاشٌ مُتَّكِئٌ عَلَى وِسَادَةٍ مِنْ أَدَمٍ ، فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ جَلَسْتُ فَقَالَ يَا مَالِك ، إِنَّهُ قَدِمَ عَلَيْنَا مِنْ قَوْمِكَ أَهْلُ أَبْيَاتٍ ، وَقَدْ أَمَرْتُ فِيهِمْ بِرَضْخٍ فَاقْبِضْهُ فَاقْسِمْهُ بَيْنَهُمْ . فَقُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ ، لَوْ أَمَرْتَ بِهِ غَيْرِى . قَالَ اقْبِضْهُ أَيُّهَا الْمَرْءُ . فَبَيْنَا أَنَا جَالِسٌ عِنْدَهُ أَتَاهُ حَاجِبُهُ يَرْفَا فَقَالَ هَلْ لَكَ فِى عُثْمَانَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَالزُّبَيْرِ وَسَعْدِ بْنِ أَبِى وَقَّاصٍ يَسْتَأْذِنُونَ قَالَ نَعَمْ . فَأَذِنَ لَهُمْ فَدَخَلُوا فَسَلَّمُوا وَجَلَسُوا ، ثُمَّ جَلَسَ يَرْفَا يَسِيرًا ثُمَّ قَالَ هَلْ لَكَ فِى عَلِىٍّ وَعَبَّاسٍ قَالَ نَعَمْ . فَأَذِنَ لَهُمَا ، فَدَخَلاَ فَسَلَّمَا فَجَلَسَا ، فَقَالَ عَبَّاسٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ ، اقْضِ بَيْنِى وَبَيْنَ هَذَا . وَهُمَا يَخْتَصِمَانِ فِيمَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَنِى النَّضِيرِ . فَقَالَ الرَّهْطُ عُثْمَانُ وَأَصْحَابُهُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ ، اقْضِ بَيْنَهُمَا وَأَرِحْ أَحَدَهُمَا مِنَ الآخَرِ . قَالَ عُمَرُ تَيْدَكُمْ ، أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِى بِإِذْنِهِ تَقُومُ السَّمَاءُ وَالأَرْضُ ، هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ » . يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَفْسَهُ . قَالَ الرَّهْطُ قَدْ قَالَ ذَلِكَ . فَأَقْبَلَ عُمَرُ عَلَى عَلِىٍّ وَعَبَّاسٍ فَقَالَ أَنْشُدُكُمَا اللَّهَ ، أَتَعْلَمَانِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ قَالَ ذَلِكَ قَالاَ قَدْ قَالَ ذَلِكَ . قَالَ عُمَرُ فَإِنِّى أُحَدِّثُكُمْ عَنْ هَذَا الأَمْرِ ، إِنَّ اللَّهَ قَدْ خَصَّ رَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم فِى هَذَا الْفَىْءِ بِشَىْءٍ لَمْ يُعْطِهِ أَحَدًا غَيْرَهُ - ثُمَّ قَرَأَ ( وَمَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْهُمْ ) إِلَى قَوْلِهِ ( قَدِيرٌ ) - فَكَانَتْ هَذِهِ خَالِصَةً لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَاللَّهِ مَا احْتَازَهَا دُونَكُمْ ، وَلاَ اسْتَأْثَرَ بِهَا عَلَيْكُمْ قَدْ أَعْطَاكُمُوهُ ، وَبَثَّهَا فِيكُمْ حَتَّى بَقِىَ مِنْهَا هَذَا الْمَالُ ، فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْفِقُ عَلَى أَهْلِهِ نَفَقَةَ سَنَتِهِمْ مِنْ هَذَا الْمَالِ ، ثُمَّ يَأْخُذُ مَا بَقِىَ فَيَجْعَلُهُ مَجْعَلَ مَالِ اللَّهِ ، فَعَمِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ حَيَاتَهُ ، أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ هَلْ تَعْلَمُونَ ذَلِكَ قَالُوا نَعَمْ . ثُمَّ قَالَ لِعَلِىٍّ وَعَبَّاسٍ أَنْشُدُكُمَا بِاللَّهِ هَلْ تَعْلَمَانِ ذَلِكَ قَالَ عُمَرُ ثُمَّ تَوَفَّى اللَّهُ نَبِيَّهُ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا وَلِىُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَبَضَهَا أَبُو بَكْرٍ ، فَعَمِلَ فِيهَا بِمَا عَمِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ، وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُ فِيهَا لَصَادِقٌ بَارٌّ رَاشِدٌ تَابِعٌ لِلْحَقِّ ، ثُمَّ تَوَفَّى اللَّهُ أَبَا بَكْرٍ ، فَكُنْتُ أَنَا وَلِىَّ أَبِى بَكْرٍ ، فَقَبَضْتُهَا سَنَتَيْنِ مِنْ إِمَارَتِى ، أَعْمَلُ فِيهَا بِمَا عَمِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا عَمِلَ فِيهَا أَبُو بَكْرٍ ، وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنِّى فِيهَا لَصَادِقٌ بَارٌّ رَاشِدٌ تَابِعٌ لِلْحَقِّ ، ثُمَّ جِئْتُمَانِى تُكَلِّمَانِى وَكَلِمَتُكُمَا وَاحِدَةٌ ، وَأَمْرُكُمَا وَاحِدٌ ، جِئْتَنِى يَا عَبَّاسُ تَسْأَلُنِى نَصِيبَكَ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ ، وَجَاءَنِى هَذَا - يُرِيدُ عَلِيًّا - يُرِيدُ نَصِيبَ امْرَأَتِهِ مِنْ أَبِيهَا ، فَقُلْتُ لَكُمَا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ » . فَلَمَّا بَدَا لِى أَنْ أَدْفَعَهُ إِلَيْكُمَا قُلْتُ إِنْ شِئْتُمَا دَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا عَلَى أَنَّ عَلَيْكُمَا عَهْدَ اللَّهِ وَمِيثَاقَهُ لَتَعْمَلاَنِ فِيهَا بِمَا عَمِلَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ، وَبِمَا عَمِلَ فِيهَا أَبُو بَكْرٍ ، وَبِمَا عَمِلْتُ فِيهَا مُنْذُ وَلِيتُهَا ، فَقُلْتُمَا ادْفَعْهَا إِلَيْنَا . فَبِذَلِكَ دَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا ، فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ ، هَلْ دَفَعْتُهَا إِلَيْهِمَا بِذَلِكَ قَالَ الرَّهْطُ نَعَمْ . ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَى عَلِىٍّ وَعَبَّاسٍ فَقَالَ أَنْشُدُكُمَا بِاللَّهِ هَلْ دَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا بِذَلِكَ قَالاَ نَعَمْ . قَالَ فَتَلْتَمِسَانِ مِنِّى قَضَاءً غَيْرَ ذَلِكَ فَوَاللَّهِ الَّذِى بِإِذْنِهِ تَقُومُ السَّمَاءُ وَالأَرْضُ ، لاَ أَقْضِى فِيهَا قَضَاءً غَيْرَ ذَلِكَ ، فَإِنْ عَجَزْتُمَا عَنْهَا فَادْفَعَاهَا إِلَىَّ ، فَإِنِّى أَكْفِيكُمَاهَا .
Tercemesi:
Bize İshak b. Muhammed el-Fervî, ona Malik b. Enes, ona İbn Şihâb, ona Malik b. Evs b. Hadesân şöyle rivayet etmiştir:
Muhammed b. Cubeyr, şu (aşağıdaki) hadisinden bir kısmını bana anlattıktan sonra şöyle devam etti: Ben yürüyüp Mâlik ibn Evs'in yanına gittim ve kendisinden bu hadisi sordum. Mâlik de şöyle dedi: Güneş yükseldiği zaman ben ailemle otururken Ömer b. Hattâb'ın elçisi çıkageldi ve bana "Müminlerin Emîri'nin davetine icabet et" dedi. Sonra elçi ile birlikte yürüyüp Ömer'in huzuruna vardık. Ömer hurma dalları veya yapraklarından yapılmış bir divanın şerit örgüleri üzerinde oturuyordu. Altında bir yaygı ve döşek yoktu ve kendisi deriden yapılmış bir yastığa dayanmıştı. Selâm verip oturdum. Ömer "Ey Malik, senin kavminden bir kaç hane halkı bize geldi, ben onlara bir şeyler verilmesini emrettim. Sen bu malları al, onlar arasında taksim et" dedi. Ben de "Ey Müminlerin Emiri, keşke sen bunu benden başka birine emretsen" dedim. Bunun üzerine o "Al bu malları be adam" diye çıkıştı.
Ben orada otururken kapıcısı Yerfâ geldi ve "Osmân, Abdurrahmân b. Avf, Zübeyir ve Sa'd b. Ebu Vakkas huzuruna gelmek için izin istiyorlar, ne buyurursunuz?" diye sordu. Ömer "evet" deyip huzuruna girmelerine izin verdi. Ardından onlar içeriye girdiler ve selâm verip oturdular. Yerfâ da biraz oturdu. Sonra "Ali ve Abbas (da gelmek istiyorlar) ne buyurursunuz" dedi Ömer "Evet" diyerek onlara da izin verdi. O ikisi de içeriye girdiler ve selâm verip oturdular. Sonra Abbâs, Ömer'e "Ey Müminlerin Emiri, benimle şu Ali arasında bir hüküm ver" dedi. Ali ile Abbas, Nadiroğullarından fey olarak Hz. Peygamber'e kalan mallar konusunda anlaşmazlık içindeydiler. Oradaki topluluk da "Ey Müminlerin Emiri, bu ikisi arasında hüküm ver ve aralarında huzuru sağla" dediler. Ömer "sabırlı olun! izni ile gök ve yerin ayakta durduğu Allah hakkı için size sorarım. Sizler Hz. Peygamber'in (sav), kendisini kastederek 'bizler miras bırakmayız, ne bırakmışsak sadakadır' buyurduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Onlar da "Allah Rasulü böyle buyurdu" dediler. Sonra Ali ile Abbas'a dönerek "Allah hakkı için söyleyin, Allah Rasulü'nün bu sözü söylediğini biliyor musunuz?" dedi. Onlar da "Rasulullah bu sözü söylemiştir" dediler. Ömer "Ben şimdi size hükmümü söylüyorum. Muhakkak ki Allah bu feyi Rasulü'ne tahsis etmiştir. Onun dışında kimseye bir şey vermemiştir." dedi, sonra da "Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir." (Haşr, 6) ayetini okudu. Ardından "işte bu (Nadîr oğulları, Hayber ve Fedek arazileri) Allah'ın Rasulü'ne özgü kılındı. Allah'a yemin olsun ki Rasulullah (sav) sizleri dışlayarak bu malları sırf kendisine tahsis etmeyip, sizlere vermiş ve dağıtmıştır. Ondan geriye nihayet şu mal artakalmıştır. Allah Rasulü (sav) bu fey' malından kendi ailesinin bir senelik nafakasını ayırıp geri kalanını Allah'ın malı olarak vakfederdi. Rasulullah hayatı boyunca hep böyle yaptı. Şimdi Allah hakkı için size soruyorum, Siz bunu biliyor musunuz?" dedi. Onlar "evet böyle biliyoruz", dediler. Sonra Ali ile Abbas'a dönerek "Sizlere Allah hakkı için soruyorum, siz de bunu böyle biliyor musunuz?" diye sordu.
Ömer sözüne şöyle devam etti: "Allah, Peygamber'ini vefat ettirdi. Ebu Bekir 'Ben Rasulullah'ın velisiyim' dedi, bu malları teslim aldı ve Rasulullah'ın yaptığı gibi tasarrufta bulundu. Allah bilir ki, Ebu Bekir bu hususta doğru sözlüdür, itaatli, doğru yolda ve hakka tabi idi. Sonra Allah, Ebu Bekir'i vefat ettirdi. Bu sefer ben Ebu Bekir'in velisi oldum ve o malları teslim aldım, emirliğimin ilk iki senesinde o mallarda Rasulullah'ın ve Ebu Bekir'in yaptığı gibi tasarrufta bulundum. Allah biliyor ki, ben de bu tasarruf konusunda doğru sözlü, itaatli, doğru yolda yürüyen ve hakka tabi idim. Sonra siz ikiniz bana geldiniz, benimle konuştunuz. Sözünüz bir, işiniz birdir. Ey Abbâs, sen bana geldin, yeğeninden sana düşen miras payını istedin, -sonra Ali'yi kast ederek- bu da geldi benden eşinin babasından kalan miras payını istedi. Ben de sizlere Hz. Peygamber (sav) 'Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız. bıraktığımız her şey sadakadır' buyurduğunu aktardım. Sonra o malı size bırakma fikri aklıma yatınca da size, 'Rasulullah'ın, Ebu Bekir'in ve benim mallara veli olduğum zamandan beri benim yaptığım gibi o mallarda tasarrufta bulunacağınıza dair Allah'ın ahdi ve mîsâkı sizin üzerinize olması şartıyla isterseniz o malları size teslim edeyim' dedim. Sizler de 'bu şart ile o malları bize ver' dediniz, ben de malları size teslim ettim. Şimdi Allah hakkı için sizlere soruyorum: Ben malları bu şartla Ali ile Abbas'a teslim ettim mi?" dedi. Topluluk "evet teslim ettin" dediler. Sonra Ömer, Ali ve Abbas'a dönerek "Allah adına yeminle size soruyorum. Ben o malları bu şartla sizlere teslim ettim mi?" dedi. Onlar da "evet" cevabını verdiler. Ömer "Hal böyleyken benden başka bir hüküm mü istiyorsunuz? izni ve emriyle Gök ve yeri ayakta tutan Allah'a yemin ederim ki, ben bundan başka bir hüküm vermem. Bu şartlar içinde bu malları kullanmakta acze düşerseniz, onları bana geri verin, ben o mallar konusunda sizin yerinize tasarruf ederim" dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Farzu'l-Humus 1, 1/814
Senetler:
1. Ebu Hasan Ali b. Ebu Talib el-Hâşimî (Ali b. Ebu Talib b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdümenaf)
2. Ebu Said Malik b. Evs en-Nasrî (Malik b. Evs b. Hadesân b. Nasr b. Muaviye)
3. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
4. Ebu Abdullah Malik b. Enes el-Esbahî (Malik b. Enes b. Malik b. Ebu Amir)
5. İshak b. Ebu Ferve el-Fervi (İshak b. Muhammed b. İsmail b. Abdullah)
Konular:
Ehl-i Beyt, Hz. Ali
Hz. Peygamber, mirası
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ عَنْ عَاصِمٍ عَنْ أَبِى عُثْمَانَ عَنْ مُجَاشِعٍ - رضى الله عنه - قَالَ: " أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَخِى فَقُلْتُ 'بَايِعْنَا عَلَى الْهِجْرَةِ .' فَقَالَ: ' مَضَتِ الْهِجْرَةُ لأَهْلِهَا ' فَقُلْتُ 'عَلاَمَ تُبَايِعُنَا ' قَالَ: ' عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ '. "
Bize İshak b. İbrahim, ona Muhammed b. Fudayl, ona Âsım, ona Ebu Osman, ona da Mücâşi' (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Ben ve kardeşim Nebî'nin (sav) huzuruna gelip 'Sana hicret üzere biat(ımızı kabul et)' dedik. Hz. Peygamber (sav), 'Hicret, onu yerine getirenlerle beraber bitti!' buyurdu. Ben, '(Peki) ne üzere bizden biat alırsın?' dedim. O, 'İslâm ve cihâd üzere!' buyurdu."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29718, B002962
Hadis:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ عَنْ عَاصِمٍ عَنْ أَبِى عُثْمَانَ عَنْ مُجَاشِعٍ - رضى الله عنه - قَالَ: " أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَخِى فَقُلْتُ 'بَايِعْنَا عَلَى الْهِجْرَةِ .' فَقَالَ: ' مَضَتِ الْهِجْرَةُ لأَهْلِهَا ' فَقُلْتُ 'عَلاَمَ تُبَايِعُنَا ' قَالَ: ' عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ '. "
Tercemesi:
Bize İshak b. İbrahim, ona Muhammed b. Fudayl, ona Âsım, ona Ebu Osman, ona da Mücâşi' (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Ben ve kardeşim Nebî'nin (sav) huzuruna gelip 'Sana hicret üzere biat(ımızı kabul et)' dedik. Hz. Peygamber (sav), 'Hicret, onu yerine getirenlerle beraber bitti!' buyurdu. Ben, '(Peki) ne üzere bizden biat alırsın?' dedim. O, 'İslâm ve cihâd üzere!' buyurdu."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. Mücaşi b. Mesud es-Sülemî (Mücaşi' b. Mesud b. Sa'lebe b. Vüheyb b. Âiz)
2. Ebu Osman en-Nehdî (Abdurrahman b. Mül b. Amr b. Adiy b. Vehb)
3. Ebu Abdurrahman Asım el-Ahvel (Asım b. Süleyman)
4. Ebu Abdurrahman Muhammed b. Fudayl ed-Dabbî (Muhammed b. Fudayl b. Ğazvan b. Cerîr)
5. İshak b. Râhûye el-Mervezî (İshak b. İbrahim b. Mahled)
Konular:
Biat, biat alımı
Siyer, fetihten sonra Hicretin durumu
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ عَنْ عَاصِمٍ عَنْ أَبِى عُثْمَانَ عَنْ مُجَاشِعٍ - رضى الله عنه - قَالَ: " أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَخِى فَقُلْتُ ' بَايِعْنَا عَلَى الْهِجْرَةِ ' فَقَالَ: ' مَضَتِ الْهِجْرَةُ لأَهْلِهَا ' فَقُلْتُ 'عَلاَمَ تُبَايِعُنَا' قَالَ: ' عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ '. "
Bize İshak b. İbrahim, ona Muhammed b. Fudayl, ona Asım, ona Ebu Osman, ona da Mücaşi (ra) şöyle demiştir:
"Ben ve kardeşim Hz. Peygamber'e (sav) geldik. Ben Hz. Peygamber'e (sav) 'hicret üzerine sana biat ettik' dedim. Hz. Peygamber (sav) 'hicret üzerine biat etme (Mekke fethinden önce) hicret edenlerle birlikte sona erdi' buyurdu. Ben 'o zaman ne üzerine biat edelim' diye sordum. O da 'Müslüman olmak ve cihâd etmek üzerine' buyurdu."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29719, B002963
Hadis:
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ عَنْ عَاصِمٍ عَنْ أَبِى عُثْمَانَ عَنْ مُجَاشِعٍ - رضى الله عنه - قَالَ: " أَتَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَخِى فَقُلْتُ ' بَايِعْنَا عَلَى الْهِجْرَةِ ' فَقَالَ: ' مَضَتِ الْهِجْرَةُ لأَهْلِهَا ' فَقُلْتُ 'عَلاَمَ تُبَايِعُنَا' قَالَ: ' عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ '. "
Tercemesi:
Bize İshak b. İbrahim, ona Muhammed b. Fudayl, ona Asım, ona Ebu Osman, ona da Mücaşi (ra) şöyle demiştir:
"Ben ve kardeşim Hz. Peygamber'e (sav) geldik. Ben Hz. Peygamber'e (sav) 'hicret üzerine sana biat ettik' dedim. Hz. Peygamber (sav) 'hicret üzerine biat etme (Mekke fethinden önce) hicret edenlerle birlikte sona erdi' buyurdu. Ben 'o zaman ne üzerine biat edelim' diye sordum. O da 'Müslüman olmak ve cihâd etmek üzerine' buyurdu."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. Mücaşi b. Mesud es-Sülemî (Mücaşi' b. Mesud b. Sa'lebe b. Vüheyb b. Âiz)
2. Ebu Osman en-Nehdî (Abdurrahman b. Mül b. Amr b. Adiy b. Vehb)
3. Ebu Abdurrahman Asım el-Ahvel (Asım b. Süleyman)
4. Ebu Abdurrahman Muhammed b. Fudayl ed-Dabbî (Muhammed b. Fudayl b. Ğazvan b. Cerîr)
5. İshak b. Râhûye el-Mervezî (İshak b. İbrahim b. Mahled)
Konular:
Siyer, fetihten sonra Hicretin durumu
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ حُمَيْدٍ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا - رضى الله عنه - يَقُولُ كَانَتِ الأَنْصَارُ يَوْمَ الْخَنْدَقِ تَقُولُ نَحْنُ الَّذِينَ بَايَعُوا مُحَمَّدَا عَلَى الْجِهَادِ مَا حَيِينَا أَبَدَا فَأَجَابَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ اللَّهُمَّ لاَ عَيْشَ إِلاَّ عَيْشُ الآخِرَهْ فَأَكْرِمِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَهْ
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29717, B002961
Hadis:
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ حُمَيْدٍ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا - رضى الله عنه - يَقُولُ كَانَتِ الأَنْصَارُ يَوْمَ الْخَنْدَقِ تَقُولُ نَحْنُ الَّذِينَ بَايَعُوا مُحَمَّدَا عَلَى الْجِهَادِ مَا حَيِينَا أَبَدَا فَأَجَابَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ اللَّهُمَّ لاَ عَيْشَ إِلاَّ عَيْشُ الآخِرَهْ فَأَكْرِمِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَهْ
Tercemesi:
Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona Humeyd, ona da Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Hendek günü Ensâr, "Bizler hayatta kaldığımız sürece Muhammed'e cihad üzere biat edenleriz!" diyorlardı. Hz. Peygamber (sav) de onlara karşılık olarak "Allah'ım! Ahiret yaşamından başka yaşam yoktur! Ensar'a ve Muhacirlere ihsanda bulun!" buyuruyordu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Ubeyde Humeyd b. Ebu Humeyd et-Tavîl (Humeyd b. Tarhan)
3. Şube b. Haccâc el-Atekî (Şu'be b. Haccac b. Verd)
4. Ebu Ömer Hafs b. Ömer el-Ezdî (Hafs b. Ömer b. Hâris b. Sehbera)
Konular:
HENDEK SAVAŞI
Hz. Peygamber, duaları
Siyer, Hendek günü
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه اسْتَقْبَلَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى فَرَسٍ عُرْىٍ ، مَا عَلَيْهِ سَرْجٌ ، فِى عُنُقِهِ سَيْفٌ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29722, B002866
Hadis:
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه اسْتَقْبَلَهُمُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى فَرَسٍ عُرْىٍ ، مَا عَلَيْهِ سَرْجٌ ، فِى عُنُقِهِ سَيْفٌ .
Tercemesi:
Bize Amr b. Avn, ona Hammâd, ona Sâbit, ona da Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Nebî (sav), onları çıplak olan eğersiz bir at üzerinde, boynunda da silah olmadan karşılamıştır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 54, 1/769
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Muhammed Sabit b. Eslem el-Bünanî (Sabit b. Eslem)
3. Ebu İsmail Hammad b. Zeyd el-Ezdî (Hammad b. Zeyd b. Dirhem)
4. Ebu Osman Amr b. Avn es-Sülemî (Amr b. Avn b. Evs b. Ca'd)
Konular:
Hz. Peygamber, bindiği hayvanlar
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29757, B002957
Hadis:
وَبِهَذَا الإِسْنَادِ « مَنْ أَطَاعَنِى فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ ، وَمَنْ عَصَانِى فَقَدْ عَصَى اللَّهَ ، وَمَنْ يُطِعِ الأَمِيرَ فَقَدْ أَطَاعَنِى ، وَمَنْ يَعْصِ الأَمِيرَ فَقَدْ عَصَانِى ، وَإِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ ، فَإِنْ أَمَرَ بِتَقْوَى اللَّهِ وَعَدَلَ ، فَإِنَّ لَهُ بِذَلِكَ أَجْرًا ، وَإِنْ قَالَ بِغَيْرِهِ ، فَإِنَّ عَلَيْهِ مِنْهُ » .
Tercemesi:
(Râviler) bu isnad ile Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Bana itaat eden Allah'a itaat etmiştir. Bana isyan eden de Allah'a isyan etmiştir. Yöneticiye itaat eden bana itaat etmiştir. Yöneticiye isyan eden de bana isyan etmiştir. Devlet başkanı (imam), arkasında savaşılan ve onunla korunulan bir kalkandır. Allah'a karşı takvalı olmayı emredip adaletli olursa bu, onun için sevaptır. Aksini yaparsa günahı onun boynunadır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
2. Ebu Davud A'rec Abdurrahman b. Hürmüz (Abdurrahman b. Hürmüz)
3. Ebu Zinad Abdullah b. Zekvan el-Kuraşi (Abdullah b. Zekvan)
4. Şuayb b. Ebu Hamza el-Ümevi (Şuayb b. Dinar)
5. Ebu Yeman Hakem b. Nafi' el-Behrânî (Hakem b. Nafi')
Konular:
Hz. Peygamber, itaat, boyun eğmek,
Yönetici, itaat ve sınırları
Yönetici, iyisi-kötüsü
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ صَالِحٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ أَخْبَرَنِى عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ - رضى الله عنها - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ فَاطِمَةَ - عَلَيْهَا السَّلاَمُ - ابْنَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلَتْ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْسِمَ لَهَا مِيرَاثَهَا ، مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْهِ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29769, B003092
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ صَالِحٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ أَخْبَرَنِى عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ - رضى الله عنها - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ فَاطِمَةَ - عَلَيْهَا السَّلاَمُ - ابْنَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلَتْ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْسِمَ لَهَا مِيرَاثَهَا ، مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْهِ .
Tercemesi:
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona Salih, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyr ona da Müminlerin annesi Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Rasulullah'ın (sav) kızı Fâtıma (r.anha) Rasulullah'ın vefatından sonra Ebu Bekir es-Sıddîk’a gelerek, Allah’ın Rasulullah’a ganimet olarak verdiği (fey) mallardan kendisine miras payı vermesini istedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Farzu'l-Humus 1, 1/814
Senetler:
1. Ümmü Abdullah Aişe bt. Ebu Bekir es-Sıddîk (Aişe bt. Abdullah b. Osman b. Âmir)
2. Urve b. Zübeyr el-Esedî (Urve b. Zübeyr b. Avvam b. Huveylid b. Esed)
3. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
4. Ebu Muhammed Salih b. Keysan ed-Devsi (Salih b. Keysan)
5. Ebu İshak İbrahim b. Sa'd ez-Zührî (İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
6. Abdulaziz b. Abdullah el-Üveysi (Abdulaziz b. Abdullah b. Yahya b. Amr b. Üveys)
Konular:
Hz. Peygamber, mirası
فَقَالَ لَهَا أَبُو بَكْرٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ "لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ" فَغَضِبَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَهَجَرَتْ أَبَا بَكْرٍ ، فَلَمْ تَزَلْ مُهَاجِرَتَهُ حَتَّى تُوُفِّيَتْ وَعَاشَتْ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سِتَّةَ أَشْهُرٍ . قَالَتْ وَكَانَتْ فَاطِمَةُ تَسْأَلُ أَبَا بَكْرٍ نَصِيبَهَا مِمَّا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ وَفَدَكٍ وَصَدَقَتِهِ بِالْمَدِينَةِ ، فَأَبَى أَبُو بَكْرٍ عَلَيْهَا ذَلِكَ ، وَقَالَ لَسْتُ تَارِكًا شَيْئًا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ بِهِ إِلاَّ عَمِلْتُ بِهِ ، فَإِنِّى أَخْشَى إِنْ تَرَكْتُ شَيْئًا مِنْ أَمْرِهِ أَنْ أَزِيغَ . فَأَمَّا صَدَقَتُهُ بِالْمَدِينَةِ فَدَفَعَهَا عُمَرُ إِلَى عَلِىٍّ وَعَبَّاسٍ ، فَأَمَّا خَيْبَرُ وَفَدَكٌ فَأَمْسَكَهَا عُمَرُ وَقَالَ هُمَا صَدَقَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتَا لِحُقُوقِهِ الَّتِى تَعْرُوهُ وَنَوَائِبِهِ ، وَأَمْرُهُمَا إِلَى مَنْ وَلِىَ الأَمْرَ. قَالَ فَهُمَا عَلَى ذَلِكَ إِلَى الْيَوْمِ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29771, B003093
Hadis:
فَقَالَ لَهَا أَبُو بَكْرٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ "لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ" فَغَضِبَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَهَجَرَتْ أَبَا بَكْرٍ ، فَلَمْ تَزَلْ مُهَاجِرَتَهُ حَتَّى تُوُفِّيَتْ وَعَاشَتْ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سِتَّةَ أَشْهُرٍ . قَالَتْ وَكَانَتْ فَاطِمَةُ تَسْأَلُ أَبَا بَكْرٍ نَصِيبَهَا مِمَّا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ وَفَدَكٍ وَصَدَقَتِهِ بِالْمَدِينَةِ ، فَأَبَى أَبُو بَكْرٍ عَلَيْهَا ذَلِكَ ، وَقَالَ لَسْتُ تَارِكًا شَيْئًا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ بِهِ إِلاَّ عَمِلْتُ بِهِ ، فَإِنِّى أَخْشَى إِنْ تَرَكْتُ شَيْئًا مِنْ أَمْرِهِ أَنْ أَزِيغَ . فَأَمَّا صَدَقَتُهُ بِالْمَدِينَةِ فَدَفَعَهَا عُمَرُ إِلَى عَلِىٍّ وَعَبَّاسٍ ، فَأَمَّا خَيْبَرُ وَفَدَكٌ فَأَمْسَكَهَا عُمَرُ وَقَالَ هُمَا صَدَقَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتَا لِحُقُوقِهِ الَّتِى تَعْرُوهُ وَنَوَائِبِهِ ، وَأَمْرُهُمَا إِلَى مَنْ وَلِىَ الأَمْرَ. قَالَ فَهُمَا عَلَى ذَلِكَ إِلَى الْيَوْمِ .
Tercemesi:
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona Salih, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyr ona da Müminlerin annesi Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Hz. Ebubekir ona (yani Fâtıma’ya) şöyle dedi:
Rasulullah (sav), "Biz miras bırakmayız; geriye bıraktığımız şey sadakadır." Buyurdu.
Bunun üzerine Rasulullah’ın kızı Hz. Fâtıma öfkelendi ve Ebubekir’e karşı darıldı. Onunla konuşmayı kesti ve vefat edinceye kadar da bu dargınlığı devam etti. Fâtıma, Rasulullah’ın vefatından sonra altı ay kadar yaşadı.
Âişe şöyle devam etti: Fâtıma, Rasulullah’ın Hayber’den, Fedek’ten ve Medine’deki sadakasından geriye bıraktığı mirastan kendisine düşen payı Ebubekir’den talep etti. Ancak Ebubekir bunu kendisine vermeyi reddetti ve şöyle dedi: 'Rasulullah’ın yaptığı herhangi bir şeyi terk edecek değilim. Şüphesiz onun yaptığı gibi davranacağım. Çünkü, onun emrinden herhangi bir şeyi terk edersem sapmaktan endişe ederim.'
Rasulullah’ın Medine’deki sadakasına gelince, Hz. Ömer onu Ali ve Abbâs’a teslim etti. Hayber ve Fedek konusunda ise, Ömer bunları elinde tuttu ve şöyle dedi:
'Bunlar Rasulullah’ın sadakasıdır. Onlar, kendisinin geçici ihtiyaçları ve karşılaştığı olağanüstü durumlar için ayrılmıştı. Bu iki arazinin tasarrufu, yönetime (yani halifeye) aittir.'
Ravi ez-Zührî şöyle dedi: Bu uygulama bugüne kadar bu şekilde sürmektedir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Farzu'l-Humus 1, 1/814
Senetler:
1. Ebu Bekir es-Sıddîk (Abdullah b. Osman b. Amir b. Amr b. Ka'b)
2. Ümmü Abdullah Aişe bt. Ebu Bekir es-Sıddîk (Aişe bt. Abdullah b. Osman b. Âmir)
3. Urve b. Zübeyr el-Esedî (Urve b. Zübeyr b. Avvam b. Huveylid b. Esed)
4. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
5. Ebu Muhammed Salih b. Keysan ed-Devsi (Salih b. Keysan)
6. Ebu İshak İbrahim b. Sa'd ez-Zührî (İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
7. Abdulaziz b. Abdullah el-Üveysi (Abdulaziz b. Abdullah b. Yahya b. Amr b. Üveys)
Konular:
Ehl-i Beyt, Hz. Fatıma evliliği, miras talebi vs
Hz. Peygamber, mirası
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ عَنْ أَبِى حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ « أَمَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ » . قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا . لِسُوَرٍ سَمَّاهَا .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29770, B007417
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ عَنْ أَبِى حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ « أَمَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ » . قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا . لِسُوَرٍ سَمَّاهَا .
Tercemesi:
-.......Bize Mâlik, Ebû Hâzım'dan haber verdi ki, Sehl ibn Sa'd es-Sâidî (R) şöyle demiştir: Peygamber (S- bir kadınla evlenmek isteyen) bir erkeğe:
— "Kur'an'dan ezberinde birşey var mı?' diye sordu. O zât:
— Evet, ezberimde şu sûre, şu süre vardır, diye birtakım sûrelerin isimlerini saydı
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 21, 2/750
Senetler:
()
Konular:
Nikah, mehir