Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Ebu Zinâd, ona el-A‘rec, ona da Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Allah’ın eli boldur, hiçbir harcama onu eksiltmez. O gece ve gündüz cömertçe infak eder."-şöyle devam etti:-"Gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana infak ettiklerini bir düşünün, bu infak, elinde olanlardan bir şey eksiltmemiştir."–devamında şöyle buyurdu:-"Onun Arşı da su üstünde olup, diğer elinde terazi vardır, kefelerini alçaltır, yükseltir."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29705, B007411
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ عَنِ الأَعْرَجِ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « يَدُ اللَّهِ مَلأَى لاَ يَغِيضُهَا نَفَقَةٌ ، سَحَّاءُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ - وَقَالَ - أَرَأَيْتُمْ مَا أَنْفَقَ مُنْذُ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ ، فَإِنَّهُ لَمْ يَغِضْ مَا فِى يَدِهِ - وَقَالَ - عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ وَبِيَدِهِ الأُخْرَى الْمِيزَانُ يَخْفِضُ وَيَرْفَعُ » .
Tercemesi:
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Ebu Zinâd, ona el-A‘rec, ona da Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Allah’ın eli boldur, hiçbir harcama onu eksiltmez. O gece ve gündüz cömertçe infak eder."-şöyle devam etti:-"Gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana infak ettiklerini bir düşünün, bu infak, elinde olanlardan bir şey eksiltmemiştir."–devamında şöyle buyurdu:-"Onun Arşı da su üstünde olup, diğer elinde terazi vardır, kefelerini alçaltır, yükseltir."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 19, 2/749
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
2. Ebu Davud A'rec Abdurrahman b. Hürmüz (Abdurrahman b. Hürmüz)
3. Ebu Zinad Abdullah b. Zekvan el-Kuraşi (Abdullah b. Zekvan)
4. Şuayb b. Ebu Hamza el-Ümevi (Şuayb b. Dinar)
5. Ebu Yeman Hakem b. Nafi' el-Behrânî (Hakem b. Nafi')
Konular:
Allah İnancı, Cemil, Tayyib, Kerim
Allah İnancı, varlığı ve birliği
KTB, ALLAH TASAVVURU
Bize Ömer b. Hafs b. Ğiyâs, ona babası, ona el-A‘meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah şöyle demiştir:
"Ehli kitaptan bir adam Rasulullah’a (sav) gelerek “Ey Ebu'l-Kasım, şüphesiz Allah göğü bir parmak, yerleri bir parmak, ağaçları ve toprağı bir parmak ve mahlukatı da bir parmak üzerinde tutacak, sonra da 'gerçek hükümdar ve melik benim' buyuracak” dedi. Ben Rasulullah'ı (sav) gördüm, küçük azı dişleri görünceye kadar güldü sonra da “Onlar Allah’ı şanına yakışacak bir şekilde takdir edemediler” (Zümer, 75) ayetini okudu."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29710, B007415
Hadis:
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ حَدَّثَنَا أَبِى حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ سَمِعْتُ عَلْقَمَةَ يَقُولُ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَقَالَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ إِنَّ اللَّهَ يُمْسِكُ السَّمَوَاتِ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالأَرَضِينَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالشَّجَرَ وَالثَّرَى عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالْخَلاَئِقَ عَلَى إِصْبَعٍ ، ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ أَنَا الْمَلِكُ . فَرَأَيْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم ضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ ثُمَّ قَرَأَ ( وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ ) .
Tercemesi:
Bize Ömer b. Hafs b. Ğiyâs, ona babası, ona el-A‘meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah şöyle demiştir:
"Ehli kitaptan bir adam Rasulullah’a (sav) gelerek “Ey Ebu'l-Kasım, şüphesiz Allah göğü bir parmak, yerleri bir parmak, ağaçları ve toprağı bir parmak ve mahlukatı da bir parmak üzerinde tutacak, sonra da 'gerçek hükümdar ve melik benim' buyuracak” dedi. Ben Rasulullah'ı (sav) gördüm, küçük azı dişleri görünceye kadar güldü sonra da “Onlar Allah’ı şanına yakışacak bir şekilde takdir edemediler” (Zümer, 75) ayetini okudu."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 19, 2/750
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
2. Ebu Şibl Alkame b. Kays en-Nehaî (Alkame b. Kays b. Abdullah b. Malik b. Alkame)
3. Ebu İmran İbrahim en-Nehaî (İbrahim b. Yezid b. Kays b. Esved b. Amr)
4. Ebu Muhammed Süleyman b. Mihran el-A'meş (Süleyman b. Mihran)
5. Ebu Ömer Hafs b. Gıyas en-Nehaî (Hafs b. Gıyas b. Talk b. Muaviye b. Malik)
6. Ebu Hafs Ömer b. Hafs en-Nehaî (Ömer b. Hafs b. Giyas b. Talk b. Muaviye)
Konular:
Allah İnancı, Allah'ın kudreti
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ سَمِعَ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ عَنْ سُفْيَانَ حَدَّثَنِى مَنْصُورٌ وَسُلَيْمَانُ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ يَهُودِيًّا جَاءَ إِلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ اللَّهَ يُمْسِكُ السَّمَوَاتِ عَلَى إِصْبَعٍ وَالأَرَضِينَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالْجِبَالَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالشَّجَرَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالْخَلاَئِقَ عَلَى إِصْبَعٍ ، ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ . فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ ثُمَّ قَرَأَ ( وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ ) . قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَزَادَ فِيهِ فُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَعَجُّبًا وَتَصْدِيقًا لَهُ .
Bize Müsedded, ona Yahya b. Saîd, ona Süfyan, ona Mansur ve Süleyman, onlara İbrahim, ona Abîde, ona da Abdullah şöyle rivayet etmiştir:
"Bir Yahudi Nebi’ye (sav) gelerek “Ey Muhammed, şüphesiz Allah gökleri bir parmak, yerleri de bir diğer parmak üzerinde, dağları bir parmak, ağaçları bir parmak üzerinde, diğer mahlûkatı da bir parmak üzerinde tutar. Sonra da 'gerçek hükümdar ve melik benim' buyurur” dedi. Rasulullah (sav) küçük azı dişleri görününceye kadar güldü, sonra da “Allah’ı şanına yakışacak bir şekilde takdir edemediler” (Zümer, 75) ayetini okudu."
Yahya b. Saîd der ki: bu hadisi ayrıca Fudayl b. İyaz, Mansur'dan, o İbrahim'den, ona Abîde'den, o da Abdullah'tan rivayet etmiş ve rivayetinde şu fazlalığı da zikretmiştir: "Rasulullah (sav) onun söylediklerine şaşırarak ve onu tasdik ederek güldü."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29709, B007414
Hadis:
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ سَمِعَ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ عَنْ سُفْيَانَ حَدَّثَنِى مَنْصُورٌ وَسُلَيْمَانُ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ يَهُودِيًّا جَاءَ إِلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ اللَّهَ يُمْسِكُ السَّمَوَاتِ عَلَى إِصْبَعٍ وَالأَرَضِينَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالْجِبَالَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالشَّجَرَ عَلَى إِصْبَعٍ ، وَالْخَلاَئِقَ عَلَى إِصْبَعٍ ، ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ . فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ ثُمَّ قَرَأَ ( وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ ) . قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَزَادَ فِيهِ فُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَعَجُّبًا وَتَصْدِيقًا لَهُ .
Tercemesi:
Bize Müsedded, ona Yahya b. Saîd, ona Süfyan, ona Mansur ve Süleyman, onlara İbrahim, ona Abîde, ona da Abdullah şöyle rivayet etmiştir:
"Bir Yahudi Nebi’ye (sav) gelerek “Ey Muhammed, şüphesiz Allah gökleri bir parmak, yerleri de bir diğer parmak üzerinde, dağları bir parmak, ağaçları bir parmak üzerinde, diğer mahlûkatı da bir parmak üzerinde tutar. Sonra da 'gerçek hükümdar ve melik benim' buyurur” dedi. Rasulullah (sav) küçük azı dişleri görününceye kadar güldü, sonra da “Allah’ı şanına yakışacak bir şekilde takdir edemediler” (Zümer, 75) ayetini okudu."
Yahya b. Saîd der ki: bu hadisi ayrıca Fudayl b. İyaz, Mansur'dan, o İbrahim'den, ona Abîde'den, o da Abdullah'tan rivayet etmiş ve rivayetinde şu fazlalığı da zikretmiştir: "Rasulullah (sav) onun söylediklerine şaşırarak ve onu tasdik ederek güldü."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 19, 2/749
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
2. Abide b. Amr el-A'ver (Abide b. Amr)
3. Ebu İmran İbrahim en-Nehaî (İbrahim b. Yezid b. Kays b. Esved b. Amr)
4. Ebu Muhammed Süleyman b. Mihran el-A'meş (Süleyman b. Mihran)
5. Süfyan es-Sevrî (Süfyan b. Said b. Mesruk b. Habib b. Rafi')
6. Ebu Said Yahya b. Said el-Kattan (Yahya b. Said b. Ferruh)
7. Müsedded b. Müserhed el-Esedî (Müsedded b. Müserhed b. Müserbel b. Şerik)
Konular:
Allah İnancı, Allah'ın kudreti
KTB, ALLAH TASAVVURU
باب قَوْلِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم « لاَ شَخْصَ أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29712, Buhari,Tevhid, 20(bab başlığı)
Hadis:
باب قَوْلِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم « لاَ شَخْصَ أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ » .
Tercemesi:
Peygamber(S)'in: "Allah'tan Daha Kıskanç Hiçbir Şahıs Yoktur" Kavli Babı
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
, ,
Senetler:
()
Konular:
Allah İnancı, Allah'ın kıskanması
Açıklama: Sahabiler altında biat ettikleri ağacı unuttukları için onu belirleyememişlerdir. İbn Ömer bunun ise bir rahmet olduğunu ifade etmiştir. Belki de İbn Ömer'in bunun bir rahmet oluşuna dair inancı, ağaca olduğundan daha fazla değer verilmesine ve ağaca farklı anlamlar yüklenmesine karşı bir önlem olarak düşünülebilir.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29708, B002958
Hadis:
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ عَنْ نَافِعٍ قَالَ قَالَ ابْنُ عُمَرَ - رضى الله عنهما - رَجَعْنَا مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ فَمَا اجْتَمَعَ مِنَّا اثْنَانِ عَلَى الشَّجَرَةِ الَّتِى بَايَعْنَا تَحْتَهَا ، كَانَتْ رَحْمَةً مِنَ اللَّهِ . فَسَأَلْتُ نَافِعًا عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعَهُمْ عَلَى الْمَوْتِ قَالَ لاَ ، بَايَعَهُمْ عَلَى الصَّبْرِ .
Tercemesi:
Bize Musa b. İsmail, ona Cüveyriye (b. Esma), ona Nafi' (Mevla İbn Ömer), ona da (Abdullah) b. Ömer (ra) şöyle demiştir: Biz (Hudeybiye'den) döndüğümüz seneden beri, altında biat ettiğimiz ağacı belirlemek üzere bizden iki kişi bir görüşte olmadı. Bu ağacın belirlenememesi Allah'ın bir rahmeti oldu. Cüveyriye dedi ki: Nafi'ye şöyle sordum: Rasulullah (sav) ne üzerine biat aldı? Ölmek üzere mi? Nafi': Hayır, onlardan sabretmeleri üzere biat aldı.
Açıklama:
Sahabiler altında biat ettikleri ağacı unuttukları için onu belirleyememişlerdir. İbn Ömer bunun ise bir rahmet olduğunu ifade etmiştir. Belki de İbn Ömer'in bunun bir rahmet oluşuna dair inancı, ağaca olduğundan daha fazla değer verilmesine ve ağaca farklı anlamlar yüklenmesine karşı bir önlem olarak düşünülebilir.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Nafi' Mevlâ İbn Ömer (Ebu Abdullah Nafi')
3. Ebu Mihrak Cüveyriye b. Esma ed-Duba'î (Cüveyriye b. Esma b. Ubeyd b. Mihrak)
4. Ebu Seleme Musa b. İsmail et-Tebûzeki (Musa b. İsmail)
Konular:
Sabır, sabretmek
Siyer, Hudeybiye Anlaşması
Bize Mukaddem b. Muhammed, ona amcası Kasım b. Yahya, ona Ubeydullah, ona Nafi', ona da İbn Ömer (r.anhuma), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah (cc), kıyamet günü yeryüzünü kavrar, gökleri de sağ eline alır, sonra “gerçek hükümdar ve melik benim” buyurur."
Bu hadisi Said, İmam Malik'ten rivayet etmiştir.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29706, B007412
Hadis:
حَدَّثَنَا مُقَدَّمُ بْنُ مُحَمَّدٍ قَالَ حَدَّثَنِى عَمِّى الْقَاسِمُ بْنُ يَحْيَى عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ - رضى الله عنهما - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ « إِنَّ اللَّهَ يَقْبِضُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الأَرْضَ وَتَكُونُ السَّمَوَاتُ بِيَمِينِهِ ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ » . رَوَاهُ سَعِيدٌ عَنْ مَالِكٍ .
Tercemesi:
Bize Mukaddem b. Muhammed, ona amcası Kasım b. Yahya, ona Ubeydullah, ona Nafi', ona da İbn Ömer (r.anhuma), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah (cc), kıyamet günü yeryüzünü kavrar, gökleri de sağ eline alır, sonra “gerçek hükümdar ve melik benim” buyurur."
Bu hadisi Said, İmam Malik'ten rivayet etmiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 19, 2/749
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Nafi' Mevlâ İbn Ömer (Ebu Abdullah Nafi')
3. Ubeydullah b. Ömer el-Adevî (Ubeydullah b. Ömer b. Hafs b. Asım b. Ömer b. Hattab)
4. Kasım b. Yahya el-Hilâlî (Kasım b. Yahya b. Ata b. Mukaddem b. Mutî')
5. Mukaddem b. Muhammed el-Hilali (Mukaddem b. Muhammed b. Yahya b. Ata b. Mukaddem b. Mutî')
Konular:
Allah İnancı, kıyamet günü hükümranlığı
Kıyamet, ahvali
Bana Muâz b. Fedâle, ona Hişâm, ona Katâde, ona da Enes'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kıyâmet günü, Allah insanları bir araya toplayacak. O sırada insanlar kendi aralarında 'Rabbimizden şefâat dilesek de, bizi bu halden kurtarsa' diye konuşurlar. Hemen Hz. Âdem’e gider ve ona 'İnsanların ne halde olduğunu görmüyor musun, ey Âdem! Allah seni, kendi kudret eliyle yarattı ve sana melekleri secde ettirdi. Ayrıca sana her şeyin ismini de öğretti. Bizim için Rabbinin katında şefaatte bulun da, şu hâlimizden bizi rahatlatsın' derler. Hz. Âdem, vaktiyle işlediği hatayı (cennette yasaklanmış olan meyveyi yediğini) hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz o konumda değilim, siz, Nuh'a gidin, çünkü o Allah’ın yeryüzüne gönderdiği ilk rasuldür' der. İnsanlar hemen Hz. Nuh'a giderler. Ama o da vaktiyle işlediği (oğlu için af dileme) hatasını hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, Rahman'ın dost edindiği İbrahim’e gidin' der. İnsanlar hemen Hz. İbrahim’e giderler. İbrahim de vaktiyle işlediği hataları (hasta değilken hasta olduğunu söylediğini) hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, Musa'ya gidin! O, Allah’ın kendisine Tevrat’ı verdiği ve kendisiyle konuştuğu bir kuldur' der. İnsanlar hemen Hz. Musa’ya giderler. Fakat o da vaktiyle işlediği hatayı (Kıptiyi öldürdüğünü) hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, Allah’ın kulu, rasûlü, kelimesi ve rûhu olan İsa’ya gidin' der. İnsanlar da hemen Hz. İsa’ya giderler. Ama Hz. İsa da 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış bir kul olan Muhammed'e (sav) gidin' der."
"Sonra Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Bunun üzerine insanlar hemen bana gelirler. Ben de Rabbimin katına çıkmak için izin isterim ve bana izin verilir. Rabbimi gördüğümde hemen secdeye kapanırım. Allah, dilediği kadar bir süre beni secde halimde bırakır. Sonra bana 'Kaldır başını! ey Muhammed! Söyle, sözün işitilsin, iste, sana istediğin verilsin, şefaat et, şefaatin kabul edilsin' denilir. Ben de başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğrettiği (en güzel sözlerle) O’na hamd ederim. Sonra da şefaat talep ederim. Bunun üzerine bana belli bir sınır tayin edilir ve ben de (bu sınır dahilindeki) insanları cennete sokarım. Sonra tekrar Rabbime döner, Rabbimi gördüğümde yine secdeye kapanırım. Allah yine dilediği kadar bir süre beni secde halimde bırakır. Sonra bana 'Kaldır başını! ey Muhammed! Söyle, sözün işitilsin, iste, sana istediğin verilsin, şefaat et, şefaatin kabul edilsin' denilir. Ben de başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğrettiği (en güzel sözlerle) O’na hamd ederim. Sonra da şefaat talep ederim. Bunun üzerine bana yine belli bir sınır tayin edilir ve ben de (bu sınır dahilindeki) insanları cennete sokarım. Sonra tekrar Rabbime döner, Rabbimi gördüğümde yine secdeye kapanırım. Allah yine dilediği kadar bir süre beni secde halimde bırakır. Sonra bana 'Kaldır başını! ey Muhammed! Söyle, sözün işitilsin, iste, sana istediğin verilsin, şefaat et, şefaatin kabul edilsin' denilir. Ben de başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğrettiği (en güzel sözlerle) O’na hamd ederim. Sonra da şefaat talep ederim. Bunun üzerine bana yine belli bir sınır tayin edilir ve ben de (bu sınır dahilindeki) insanları cennete sokarım. Sonra tekrar döner ve 'Ey Rabbim! Cehennemde, Kur'an'ın hapsettiği ve orada ebedî olarak kalması gerekenlerden başka kimse kalmadı' derim." Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Lâ ilâhe illallâh diyen ve kalbinde arpa tanesi ağırlığı kadar hayır bulunan herkes cehennemden çıkar. Sonra Lâ ilâhe illallâh diyen ve kalbinde buğday tanesi ağırlığı kadar hayır bulunan herkes cehennemden çıkar. Sonra yine Lâ ilâhe illallâh diyen ve kalbinde zerre kadar hayır bulunan herkes cehennemden çıkar."
"Kıyâmet günü, Allah insanları bir araya toplayacak. O sırada insanlar kendi aralarında 'Rabbimizden şefâat dilesek de, bizi bu halden kurtarsa' diye konuşurlar. Hemen Hz. Âdem’e gider ve ona 'İnsanların ne halde olduğunu görmüyor musun, ey Âdem! Allah seni, kendi kudret eliyle yarattı ve sana melekleri secde ettirdi. Ayrıca sana her şeyin ismini de öğretti. Bizim için Rabbinin katında şefaatte bulun da, şu hâlimizden bizi rahatlatsın' derler. Hz. Âdem, vaktiyle işlediği hatayı (cennette yasaklanmış olan meyveyi yediğini) hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz o konumda değilim, siz, Nuh'a gidin, çünkü o Allah’ın yeryüzüne gönderdiği ilk rasuldür' der. İnsanlar hemen Hz. Nuh'a giderler. Ama o da vaktiyle işlediği (oğlu için af dileme) hatasını hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, Rahman'ın dost edindiği İbrahim’e gidin' der. İnsanlar hemen Hz. İbrahim’e giderler. İbrahim de vaktiyle işlediği hataları (hasta değilken hasta olduğunu söylediğini) hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, Musa'ya gidin! O, Allah’ın kendisine Tevrat’ı verdiği ve kendisiyle konuştuğu bir kuldur' der. İnsanlar hemen Hz. Musa’ya giderler. Fakat o da vaktiyle işlediği hatayı (Kıptiyi öldürdüğünü) hatırlar ve 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, Allah’ın kulu, rasûlü, kelimesi ve rûhu olan İsa’ya gidin' der. İnsanlar da hemen Hz. İsa’ya giderler. Ama Hz. İsa da 'Ben, sizin zannettiğiniz konumda değilim. Siz, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış bir kul olan Muhammed'e (sav) gidin' der."
"Sonra Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Bunun üzerine insanlar hemen bana gelirler. Ben de Rabbimin katına çıkmak için izin isterim ve bana izin verilir. Rabbimi gördüğümde hemen secdeye kapanırım. Allah, dilediği kadar bir süre beni secde halimde bırakır. Sonra bana 'Kaldır başını! ey Muhammed! Söyle, sözün işitilsin, iste, sana istediğin verilsin, şefaat et, şefaatin kabul edilsin' denilir. Ben de başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğrettiği (en güzel sözlerle) O’na hamd ederim. Sonra da şefaat talep ederim. Bunun üzerine bana belli bir sınır tayin edilir ve ben de (bu sınır dahilindeki) insanları cennete sokarım. Sonra tekrar Rabbime döner, Rabbimi gördüğümde yine secdeye kapanırım. Allah yine dilediği kadar bir süre beni secde halimde bırakır. Sonra bana 'Kaldır başını! ey Muhammed! Söyle, sözün işitilsin, iste, sana istediğin verilsin, şefaat et, şefaatin kabul edilsin' denilir. Ben de başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğrettiği (en güzel sözlerle) O’na hamd ederim. Sonra da şefaat talep ederim. Bunun üzerine bana yine belli bir sınır tayin edilir ve ben de (bu sınır dahilindeki) insanları cennete sokarım. Sonra tekrar Rabbime döner, Rabbimi gördüğümde yine secdeye kapanırım. Allah yine dilediği kadar bir süre beni secde halimde bırakır. Sonra bana 'Kaldır başını! ey Muhammed! Söyle, sözün işitilsin, iste, sana istediğin verilsin, şefaat et, şefaatin kabul edilsin' denilir. Ben de başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğrettiği (en güzel sözlerle) O’na hamd ederim. Sonra da şefaat talep ederim. Bunun üzerine bana yine belli bir sınır tayin edilir ve ben de (bu sınır dahilindeki) insanları cennete sokarım. Sonra tekrar döner ve 'Ey Rabbim! Cehennemde, Kur'an'ın hapsettiği ve orada ebedî olarak kalması gerekenlerden başka kimse kalmadı' derim." Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Lâ ilâhe illallâh diyen ve kalbinde arpa tanesi ağırlığı kadar hayır bulunan herkes cehennemden çıkar. Sonra Lâ ilâhe illallâh diyen ve kalbinde buğday tanesi ağırlığı kadar hayır bulunan herkes cehennemden çıkar. Sonra yine Lâ ilâhe illallâh diyen ve kalbinde zerre kadar hayır bulunan herkes cehennemden çıkar."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 19, 2/748
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Hattab Katade b. Diame es-Sedusî (Katade b. Diame b. Katade)
3. Hişam b. Ebu Abdullah ed-Destevâî (Hişam b. Senber)
4. Ebu Zeyd Muaz b. Fedale ez-Zehrani (Muaz b. Fedale)
Konular:
İman
KTB, İMAN
KTB, TEVHİD
Şefaat, Hz. Peygamber'in
Tevhit, La ilahe illallah / kelime-i tevhidi söyleyen cennete girecektir
ِحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا كَانَ زَمَنَ الْحَرَّةِ أَتَاهُ آتٍ فَقَالَ لَهُ إِنَّ ابْنَ حَنْظَلَةَ يُبَايِعُ النَّاسَ عَلَى الْمَوْتِ . فَقَالَ لاَ أُبَايِعُ عَلَى هَذَا أَحَدًا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29711, B002959
Hadis:
ِحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا كَانَ زَمَنَ الْحَرَّةِ أَتَاهُ آتٍ فَقَالَ لَهُ إِنَّ ابْنَ حَنْظَلَةَ يُبَايِعُ النَّاسَ عَلَى الْمَوْتِ . فَقَالَ لاَ أُبَايِعُ عَلَى هَذَا أَحَدًا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Tercemesi:
Bize Musa b. İsmail, ona Vüheyb, ona Amr b. Yahya, ona da Abbâd b. Temîm, Abdullah b. Zeyd'den (ra) naklen şöyle rivayet etmiştir:
Harre Vak'ası zamanında birisi gelip "İbn Hanzala, insanlardan ölüm üzere biat alıyor!" dedi. (Abdullah da) "Rasulullah'tan (sav) sonra (ölüm) üzere kimseye biat etmem!" dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. Abdullah b. Zeyd el-Ensari (Abdullah b. Zeyd b. Asım b. Ka'b b. Amr b. Avf b. Mebzul)
2. Abbad b. Temim el-Mâzini (Abbad b. Temim b. Ğaziyye b. Atiyye b. Hasnâ)
3. Amr b. Yahya el-Ensarî (Amr b. Yahya b. Umare b. Ebu Hasan b. Abduamr)
4. Ebu Bekir Vüheyb b. Hâlid el-Bâhilî (Vüheyb b. Hâlid b. Aclân)
5. Ebu Seleme Musa b. İsmail et-Tebûzeki (Musa b. İsmail)
Konular:
Siyer, Harre savaşı
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29713, B002960
Hadis:
حَدَّثَنَا الْمَكِّىُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِى عُبَيْدٍ عَنْ سَلَمَةَ - رضى الله عنه - قَالَ بَايَعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ عَدَلْتُ إِلَى ظِلِّ الشَّجَرَةِ ، فَلَمَّا خَفَّ النَّاسُ قَالَ « يَا ابْنَ الأَكْوَعِ ، أَلاَ تُبَايِعُ » . قَالَ قُلْتُ قَدْ بَايَعْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ « وَأَيْضًا » . فَبَايَعْتُهُ الثَّانِيَةَ ، . فَقُلْتُ لَهُ يَا أَبَا مُسْلِمٍ ، عَلَى أَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تُبَايِعُونَ يَوْمَئِذٍ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ .
Tercemesi:
Bize Mekkî b. İbrahim, ona Yezid b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Nebî'ye (sav) biat edip ardından ağaç gölgesine çekildim. İnsanların (oluşturduğu izdiham) hafifleyince Hz. Peygamber (sav), "Ey Ekva'nın oğlu! Sen biat etmiyor musun?" buyurdu. Ben, "Yâ Rasulullah! Biat ettim (ya)!" dedim. O, "Yine (et)!" buyurdu. Ben de ikinci defa kendisine biat ettim.
(Râvi Yezid b. Ebu Ubeyd) şöyle demiştir: Ben, "Ey Ebu Müslim (Seleme b. Ekva')! O gün ne üzere biat etmiştiniz?" dedim. O, "Ölüm üzerine!" dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Cihâd ve's-Siyer 110, 1/787
Senetler:
1. Ebu İyas Seleme b. Ekva' (Seleme b. Amr b. Sinan b. Abdullah)
2. Ebu Halid Yezid b. Ebu Ubeyd el-Eslemî (Yezid b. Ebu Ubeyd)
3. Ebu Seken Mekkî b. İbrahim el-Hanzalî (Mekkî b. İbrahim b. Beşir b. Ferkad)
Konular:
Siyer, Hudeybiye Anlaşması
وَقَالَ أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ أَخْبَرَنِى أَبُو سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم « يَقْبِضُ اللَّهُ الأَرْضَ » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
29707, B007413
Hadis:
وَقَالَ أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ أَخْبَرَنِى أَبُو سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم « يَقْبِضُ اللَّهُ الأَرْضَ » .
Tercemesi:
Ebû'l-Yemân da şöyle dedi: Bize Şuâyb, ez-Zuhrfden haber verdi: Bana Ebû Seleme haber verdi ki, Ebû Hureyre: Rasûlullah (S): "Allah Taâlâ bütün Yer tabakalarım ovucuna alıp dürer" buyurdu, demiştir
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tevhid 19, 2/749
Senetler:
()
Konular:
Kıyamet, ahvali