11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdân, ona Ebu Hamza, ona el-A‘meş, ona Saîd b. Cübeyr, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona da Ebu Musa el-Eş’arî'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"İşittiği eziyet verici sözlere karşı Allah’tan daha fazla sabır ve tahammül gösteren kimse yoktur. Onun bir evlat sahibi olduğunu iddia ederler, buna rağmen Allah onlara afiyet ve rızık verir."
Bize Ebu Numan, ona Hammâd b. Zeyd, ona Asım el-Ahvel, ona Ebu Osman en-Nehdî, ona da Usame b. Zeyd şöyle demiştir:
Bizler Peygamber'in (sav) yanında iken, kızlarından birinin elçisi gelip Hz. Peygamber'i, ölmek üzere olan çocuğunun yanına gelmesi için çağırdı. Peygamber (sav) elçiye "kızıma dön ve ona 'Allah'ın aldığı da verdiği de O'na aittir. Her şeyin O'nun katında belirlenmiş bir ömrü vardır' diye haber ver ve yine ona 'sabret, bu sabrın ecir ve sevabını Allah'tan bekle' diye tavsiye de bulun" buyurdu. Elçi gidip tekrar döndü ve “kızınız yemin ederek, mutlaka ona gitmeniz konusunda ısrar etti” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav), beraberinde Sa'd b. Ubâde ve Muâz b. Cebel olduğu hâlde kalkıp gitti. Hasta çocuk Peygamber'in kucağına verildi. Çocuğun nefesi, sanki bir tulum içindeymiş gibi, inip kalkıyordu. Bunun üzerine Peygamber'in (sav) gözünden yaşlar süzüldü. Sa'd b. Ubâde “ ey Allah'ın Rasulü, (bu nedir?)” dedi. Rasulullah (sav) "bu, Allah'ın kullarının kalplerine koyduğu bir merhamettir ve Allah kullarından merhametli olanlara merhamet eyler" buyurdu.
Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî, ona Abdülaziz b. Ebu Hâzim, ona babası (Seleme b. Dînâr), ona da Sehl b. Sa'd (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Hayber günü Rasulullah (sav) 'Bu sancağı öyle bir adama vereceğim ki, Allah onun elinde fetih müyesser kılacak' buyurdu. Artık insanlar o gece 'Sancağı acaba kime verecek?' diye konuşarak kalktılar ve her biri sancağın kendine verilmesini umarak sabah Rasulullah'ın (sav) yanına vardılar. Rasulullah (sav) 'Ali nerede?' diye sordu. Kendisine Ali'nin gözlerinden rahatsız olduğu söylendi. Emir buyurdu, Hz. Ali'ye, adam gönderip getirildi. Rasulullah (sav) onun gözlerine tükürüğünü sürdü ve gözleri derhal düzeldi. Hatta hiç ağrısı yokmuş gibi oldu. (Rasulullah (sav) sancağı ona verdi.) Ali 'Bizim gibi oluncaya kadar onlarla harp edeceğim?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Sükunetle hareket et, onların sahasına in, sonra onları İslam'a davet et! İslam'da kendilerine vacip olan Allah hakkını onlara haber ver. Vallahi senin sayende Allah'ın bir adama hidayet vermesi, senin için kırmızı develerin senin olmasından daha hayırlıdır' buyurdu."
Bize Ahmed b. Salih, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Said, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
"Allah (cc), kıyamet günü yeryüzünü kavrar, gökleri de sağ eline alır, sonra “gerçek hükümdar ve melik benim, hani nerede yeryüzünün hükümdarları!” buyurur."
Bu hadisi, Şuayb, Zübeydî, İbn Müsafir ve İshak b. Yahya, onlara Zührî, ona da Ebu Seleme benzer lafızlarla nakletmiştir.