Giriş

Bize Mekkî b. İbrahim, ona Cüreyc, ona Ata, ona Câbir; (T)
Ebu Abdullah der ki: bana Muhammed b. Bekir, ona İbn Cüreyc, ona da Ata “Câbir b. Abdullah’ı beraberinde başkalarının da bulunduğu bir ortamda şöyle derken dinledim” demiştir:

"Rasulullah’ın (sav) ashabı olarak bizler, ümresiz hac (Hacc-ı ifrad) için ihrama girerek niyet edip telbiye getirdik. – Atâ, Câbir'den rivayetle der ki:- Nebi (sav) Zülhicce’nin dördüncü günü sabahı Mekke’ye geldi. Ardından biz de gelince, bize ihramdan çıkmamızı emrederek “ihramdan çıkın ve hanımlarınızla beraber olun” buyurdu. – Atâ, Câbir'den rivayetle der ki:- Hz. Peygamber bunu mecbur tutmadı. Sadece hanımlara yaklaşmalarının onlara helal olduğunu bildirdi. Daha sonra, bizim “Arafat’ta vakfeye çıkmamıza yalnızca beş gün kalmış iken, Hz. Peygamber (sav) bizlere, ihramdan çıkarak hanımlarımıza yaklaşmamızın helal olduğunu söylüyor. Bu sefer Arafat’a erkeklik organlarımızdan mezi damlayarak çıkacağız” sözümüz Hz. Peygamber'in kulağına gitti. Ata “Câbir bunu söylerken eliyle şöyle yapıyordu” diyerek elini hareket ettirdi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) ayağa kalkıp “Siz de biliyorsunuz ki ben aranızda Allah’a karşı en takvalı olanınız, en doğru, en iyi olanınızım. Eğer yanımda hediyelik kurbanımı (Hedy) getirmiş olmasaydım ben de sizin gibi ihramdan çıkacaktım. Hadi ihramdan çıkın. Eğer önümüzdeki sene bu şekilde hacca gelme imkanım olursa ben de hediyelik kurbanımı getirmem” buyurdu. Bunun üzerine biz de emrini dinleyip, itaat ederek ihramdan çıktık."


    Öneri Formu
29631 B007367 Buhari, İ'tisâm, 27

Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Gunder, ona Şu'be, ona Ebu Hasîn ve Eş'as b. Süleym, onlara Esved b. Hilal, ona da Muaz b. Cebel'in naklettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Ey Muaz! Allah'ın kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?" Bunun üzerine Muaz, 'Allah ve Rasulü daha iyi bilir.' diyerek karşılık verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Allah'a kulluk etmeleri ve ona hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır" buyurdu ve "Peki, (bunu yaptıkları zaman) onların Allah üzerindeki hakkı nedir?" dedi. O da "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" diyerek karşılık verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Onlara azap etmemesi" buyurdu.


    Öneri Formu
29639 B007373 Buhari, Tevhid, 1


    Öneri Formu
29638 B007372 Buhari, Tevhid, 1

Yüce Allah'ın "Aralarındaki işlerini istişare ederek yürütürler" (Şûrâ, 38); "Karara bağlanacak işlerde onlarla istişare et" (Alu İmrân, 158) buyrukları ve "Kesin kararını verince de, yalnız Allah’a güvenip dayan" (Alu İmrân, 158) ayetinin de beyan ettiği üzere istişarenin karar verilmeden önce yapılması gerektiği Babı

Allah Rasulü (sav) bir karar verdiği zaman, hiç bir beşerin, Allah ve Rasulü'nün önüne geçme imkanı yoktur. Hz. Peygamber'in (sav) Uhud günü savaş için Medine'de kalmak veya dışına çıkmak konusunda ashabı ile yaptığı istişare sonucunda savaşın Medine dışında yapılaması uygun görüldü. Hz. Peygamber (sav) zırhını giyip yola çıkmaya karar verince, “(istersen) Medine'de kal ” dediler ama Hz. Peygamber (sav) bu teklife kulak asmadı ve "Bir Peygamber'e zırhını giydikten sonra Allah'ın hükmü gerçekleşinceye kadar onu çıkarması yaraşmaz" buyurdu. Yine Hz. Peygamber (sav) İfk hadisesinde, Hz. Âişe'ye atılan iftira konusunda Hz. Ali ve Usame ile istişare etti ve ikisinden birini dinledi. Ancak Kur'an'ın hükmü inince, tartışmalara kulak asmayıp iftiracılara sopa vurdu ve Allah'ın emrettiği hükmü uyguladı.

Hz. peygamber'den (sav) sonra da yöneticiler, mubah işlerde, en kolay hüküm ile amel etmek üzere ehl-i ilimden güvenilir kimselerle istişare yaptılar. Kitap ve sünnet bir konuda açık hüküm beyan ettiği zaman da, Hz. Peygamber'in sünnetine uyarak asla o hükmün dışına çıkmadılar. Hz. Ebu Bekir zekat vermeyenlerle savaşmayı uygun gördüğünde, Hz. Ömer ona “Peygamber (sav) "ben insanlarla 'lâ ilâhe İllallah' deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. 'Lâ ilâhe İllallah' dediklerinde canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar, ancak İslam hakkı hariç. Onun da hesabını Allah'a verirler" buyurduğu halde sen o insanlarla nasıl savaşırsın?” dedi. Ebu Bekir “vallahi Allah Rasulü'nün (sav) birleştirdiği şeylerin (namaz ile zekatın) arasını ayıranlarla elbette savaşırım” dedi. Sonra Ömer de ona uydu. Bu konuda Ebu Bekir istişare etmedi. Çünkü onun yanında, Allah Rasulü'nün (sav), namaz ile zekat arasını ayıran, dini ve dinin ahkamını değiştirmek isteyen kimselerle ilgili verdiği hüküm vardı. Hz. Peygamber (sav) "kim dininin değiştirirse onu öldürün" buyurmuştur. Hz. Ömer'in istişare heyeti, ister genç isterse yaşlı olsun Kurrâ kimselerdi. O, Aziz ve Celil Allah'ın kitabına uyma konusunda son derece titizdi.

Bize Üveysî, ona İbrahim, ona Salih, ona İbn Şihâb, ona Urve, ona İbn Müseyyeb, Alkame b. Vakkâs ve Übeydullah, onlara da Âişe (r.anha), iftiracıların kendisi hakkında ileri geri konuştukları zaman şöyle demiştir:

Vahiy gecikince Rasulullah (sav), eşi ile ayrılığı konusunda fikirlerini sormak ve istişare etmek üzere Ali b. Ebu Tâlib ile Usame b. Zeyd'i yanına çağırdı. Usame, Rasulullah'ın ailesinin, atılan iftiradan beri olduğunu bildiğini ifade etmiş, ancak Ali “ey Allah'ın Rasulü, Allah Sana darlık vermemiş. Âişe'den dışında bir sürü kadın vardır. Âişe'nin hizmetçisi Berîre'ye de sor. O doğrusunu Sana söyler” demişti.
Bunun üzerine Rasulullah (sav) Berîre'yi çağırıp "ey Berire, Âişe'nin şüpheli her hangi bir durumunu gör­dün mü?" diye sordu. Berîre de “hayır ey Allah'ın Rasulü, görmedim. Benim, onda görebildiğim en büyük kusur şu oldu. Âişe küçük yaşta bir kız çocuğu olarak hamur yoğururken uyuyakalırdı da evin besi koyunu gelip hamuru yerdi” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) o günü minbere çıkıp şöyle buyurdu: "Ey Müslümanlar topluluğu, ailem hakkında bana eziyet eden bir adama karşı, bana kim yardım eder ve benim o kimseyi kınamamı haklı görür? Vallahi ben ailem hakkında hayırdan başka bildiğim bir şey yok" dedi ve Âişe'nin atılan iftiradan beri olduğunu söyledi.

Bu hadisi Ebu Usâme, Hişâm'dan rivayet etmiştir.


    Öneri Formu
29635 B007369 Buhari, İ'tisâm, 28

Bize İsmail, ona Malik, ona Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebu Sa'saa, ona babası (Abdullah b. Abdurrahman), ona da Ebu Saîd el-Hudrî şöyle demiştir:

Sahabeden biri, bir diğerini gece boyunca sürekli "Kul huvellahu ehad" (ihlas) Suresi'ni okurken dinledi. Sabah olunca Peygamber'e (sav) geldi ve durumu küçümser bir eda ile ona arz etti. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "canım elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, bu Sure Kur'an'ın üçte birine denktir" buyurdu.

Bu hadisi bize yine İsmail b. Cafer, ona Mâlik, ona Abdurrahmân, ona ba­bası (Abdullah b. Abdurrahman), ona Ebu Saîd rivayet etmiş ve rivayetinde “kardeşim Katâde b. Numan bu hadisi Hz. Peygamber'den (sav) bana rivayet etti” ifadesini eklemiştir.


    Öneri Formu
29640 B007374 Buhari, Tevhid, 1


    Öneri Formu
29634 Buhari, İ'tisâm, 28 Buhari, İ'tisâm, 28


    Öneri Formu
29632 B007368 Buhari, İ'tisâm, 27


    Öneri Formu
29636 B007370 Buhari, İ'tisâm, 28


    Öneri Formu
29637 B007371 Buhari, Tevhid,1


    Öneri Formu
29641 B007375 Buhari, Tevhid, 1