Giriş


    Öneri Formu
29336 B007301 Buhari, İ'tisâm, 5


    Öneri Formu
29339 B007304 Buhari, İ'tisâm, 5

Bize Muhammed b. Ubeyd b. Meymûn, ona İsa b. Yunus, ona el-A'meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da İbn Mesûd (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Medine'deki bir tarlada Hz. Peygamber'le (sav) birlikte idim. Rasûlullah (sav) bir ağaç dalına yaslanmıştı. O sırada Yahudilerden bir grup oradan geçiyordu, içlerinden biri, 'Ona ruh hakkında sorun' dedi. Bazıları ise, 'Hayır sormayın, çünkü size hoşlanmayacağınız şeyler söyleyebilir' dediler. Sonunda onun yanına gelip, 'Ey Ebu'l-Kâsım! Bize ruhtan bahset' dediler. Hz Peygamber bir müddet durup bekledi. O sırada kendisine vahiy geldiğini anlamıştım. Biraz geri durdum, nihayet vahiy hali kalktı. Sonra şu âyeti okudu: "Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruhun ne olduğunu ancak Rabbim bilir, size ise pek az bilgi verilmiştir.(el-İsra, 17/85)".


    Öneri Formu
29332 B007297 Buhari, İ'tisâm, 3

Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Ukayl, ona da İbn Şihâb der ki: Bana Mâlik b. Evs en-Nasrî bu hadisi rivayet etti ve Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im de bu hadisten bir kısmını bana şöyle anlattı:

Ben Mâlik'in yanına girip ona bu hadisi sordum, bana şöyle dedi: Ben yürüyüp Ömer'in yanına vardım ve içeri girdim. Ben Ömer'in yanında iken, kapıcısı Yerfâ geldi ve “Osman, Abdurrahman, Zübeyir ve Sa'd huzuruna girmek için izin isterler” dedi. Ömer “buyursun gelsinler” dedi. İçeri girip, selâm vererek oturdular. Biraz sonra Yerfâ yine geldi ve “Ali ile Abbâs da geldi, müsaaden var mı? dedi. Ömer onlara da izin verdi. Abbâs (Hz. Ali'yi işaret ederek) “ey Müminlerin Emiri, benimle şu haksız arasındaki hükmü sen ver” dedi, ardından her ikisi de birbirine ağır sözler söyledi. Orada bulunan grup, Osman ve arkadaşları “ey Müminlerin Emiri, bunların aralarında hüküm verip birbirlerinden kurtar” dediler.

Bunun üzerine Ömer “sakin olun, acele etmeyin, gök ve yerin idaresini elinde tutan Allah aşkına siz soruyorum: Rasulullah (sav) "biz peygamberler miras bırakmayız. Bıraktığımız her mal sadakadır" buyruğu ile kendi­sini kastetmiştir, biliyorsunuz değil mi?” dedi. Oradaki topluluk “evet, Rasulullah (sav) böyle buyurmuştur” dediler. Bunun üzerine Ömer, Ali ile Abbâs'a dönüp “Allah hakkı için size de sorarım: Rasulullah'ın, kendisini kastederek böyle buyurduğunu siz de biliyorsunuz, değil mi?” dedi. Ali ile Abbâs da “evet” dediler. Bunun üzerine Ömer “şimdi ben size bu malın hukukî durumunu söyleye­yim: Allah Teâlâ bu fey ganimetinde tasarruf hakkını Rasulullah'a tahsis edip onun dışında kimseye tasarruf hakkı vermemiştir. Nitekim Allah "Allah’ın savaşsız olarak onlardan alıp Peygamber'ine ganimet olarak verdiği mallara gelince, siz o malları elde etmek için ne at koşturdunuz, ne de deve. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimse­lerin üzerine gönderir de, zalimlerin kalplerine korku salarak savaşa gerek kalmadan onları yenilgiye uğratır" (Haşr, 6) buyurmuştur. Bundan dolayı bu mal­da tasarruf etme, sâdece Rasulullah'ın hakkıydı. Sonra vallahi bu mala sizden başka kimse ortak olmadı. Ve sizin zararınıza kimse tasarruf da iddiasında bulunmadı. Rasulullah (sav) bu fey' malının nemasını size verdi ve onu aranızda taksim edip dağıttı, malın aslı ise korunmuş oldu. Peygamber (sav) bu maldan ailesinin bir senelik nafakasını ayı­rır, sonra arta kalanı alır, Allah'ın malı (vakıf) kılardı. Bu malı Peygamber (sav) sağlığında böyle kullandı. Şimdi size Allah adına so­ruyorum: Sizler de bunu bu şekilde biliyor musunuz?” dedi. Onlar da “evet” dediler. Sonra Ömer, Ali ile Abbâs'a dönüp “sizlere de Allah adına soruyorum: İkiniz de bunun böyle olduğunu biliyor musunuz?” dedi. Onlar da “evet biliyoruz” dediler.

Ömer “Sonra Allah, Peygamber'ini vefat ettirdiğinde Ebu Bekir 'ben Rasulullah'ın vekiliyim' diyerek bu mallara el koydu ve Rasulullah'ın (sav) kullandığı gibi kullandı” dedi ve Ali ile Abbas'a dönerek “siz ikiniz o zaman Ebu Bekir'in bu tasarrufu hakkında haksızlık yaptığı iddiasındaydınız, ama Allah biliyor ki, Ebu Bekir bu hareketinde doğru, lütufkâr, akıl ve yol gösterici olmuş ve hakka uymuştur. Sonra Allah Ebu Bekir'i vefat ettirdi. Ben de 'Rasulullah'ın ve Ebu Bekir'in hale­fiyim' dedim ve idareciliğimin ilk iki yılında bu mala el koydum, bu malı tıpkı Rasulullah (sav) ile Ebu Bekir'in tasarruf ettiği gibi idare ettim. Sonra ikiniz ortak bir sözde birleşip, ihtilafa düşmeden bana geldiniz. (Ey Abbâs), sen bana gelip, benden kardeşinin oğlundan sana düşen his­seni istiyordun. Bu (Ali) de eşinin babasından payına düşen hissesini istiyordu. Bunun üzerine ben size 'isterseniz bu hurmalıkları size vereyim. Allah'ın ahdi ve andı boynunuza olmak üzere siz bu malı Rasulullah'ın (sav), Ebu Bekir'in ve yönetimim zamanın­da benim idare ettiğim gibi idare edin. Şayet kabul etmezseniz, artık bana bir şey söylemeyiniz' dedim. Bu teklifim üzerine siz de 'peki, bu şartla bize ver' dediniz. Ben de ikinize teslim ettim. Şimdi Allah adına sizlere soruyorum: Ben bu malı bu şartla bu ikisine teslim ettim mi?” dedi. Oradakiler “evet, teslim ettin” dediler. Sonra Ömer Ali ile Abbâs'a döndü ve “size Allah adına soruyorum: Ben bu malı bu şekilde sizlere teslim ettim mi?” dedi. Onlar da “evet, teslim ettin” dediler. Ömer onlara “şimdi benden bunun hâricin­de bir hüküm mü istiyorsunuz? Gök ve yerin idaresi elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ben kıyamet kopuncaya ka­dar bunun hâricinde bir hüküm vermem. Eğer siz bu malı tasarruftan aciz iseniz bana geri veriniz. Ben onu sizin hesabınıza yetkin bir şekilde kullanırım” dedi.


    Öneri Formu
29342 B007305 Buhari, İ'tisâm, 5

Bize İsmail, ona Malik, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da müminlerin annesi Aişe şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (sav) hastayken "Ebu Bekir'e emrimi iletin, insanlara namaz kıldırsın" buyurdu. Aişe der ki: Ben “Ebu Bekir senin makamında durduğunda ağlamaktan sesini insanlara duyuramaz. Ömer'e emret de, insanlara o kıldırsın” de­dim. Rasulullah (sav) "Ebu Bekir'e emrimi iletin, insanlara namaz kıldırsın" buyurdu. Aişe, Hafsa'ya da aynı şekilde, Hz. Peygamber'e “Ebu Bekir senin makamında durursa, ağlamaktan insanlara sesini duyuramaz, Ömer'e emret de insanlara o na­maz kıldırsın” demesini, söyledi. Hafsa dediğini yaptı. Bunun üzerine Ra­sulullah (sav) "Yeter, şüphesiz sizler Yusuf'un etrafındaki kadınlarsınız. Ebu Bekir'e emrimi iletin, insanlara namaz kıldırsın" buyurdu. Hafsa, Aişe'ye: “Zaten senden bana bir hayır gelmez ki” dedi.


    Öneri Formu
29338 B007303 Buhari, İ'tisâm, 5


    Öneri Formu
29333 B007298 Buhari, İ'tisâm, 4


    Öneri Formu
29334 B007299 Buhari, İ'tisâm, 5


    Öneri Formu
29335 B007300 Buhari, İ'tisâm, 5


    Öneri Formu
29344 B007306 Buhari, İ'tisâm, 6


    Öneri Formu
29337 B007302 Buhari, İ'tisâm, 5