11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ömer b. Hafs b. Ğiyâs, ona babası (Hafs b. Ğıyas), ona el-A'meş, ona Şekîk, ona da Huzeyfe şöyle dedi:
"Bizler Hz. Ömer'in yanında oturuyorduk. Bir ara Ömer,
"Hz. Peygamber'in (sav) fitne hakkındaki sözlerini hanginiz ezberinde tutuyor?" diye sordu. Huzeyfe hemen, 'İnsanın âilesi, malı, evlâdı ve komşusu yüzünden uğrayacağı fitnelere namaz, sadaka, iyiliği emretme ve kötülüğe mani olma amelleri keffâret eder' hadisini rivâyet etti. Hz. Ömer,
"Benim sana bunları sormuyorum. Ben, deniz dalgaları gibi dalgalanacak olan fitneleri soruyorum" dedi. Bunun üzerine Huzeyfe,
"O fitnelerden sana bir zarar gelmez, ey mü'minlerin emîri. Çünkü seninle o fitneler arasında kilitli bir kapı vardır" dedi. Hz. Ömer,
"O kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" diye sordu. Huzeyfe cevaben,
"Aksine kırılacak" dedi. O zaman Hz. Ömer,
"Öyleyse o kapı ebediyen kapanmayacak" dedi. Huzeyfe,
"Evet" dedim.
Şekîk dedi ki: Biz Huzeyfe'ye,
"Hz. Ömer kapıdan maksadın kim olduğunu biliyor muydu?" diye sorduk. Huzeyfe,
"Evet, yarından evvel bu gecenin bulunduğunu bilmekte olduğum gibi (biliyordu). Çünkü ben ona içinde yalan yanlış hiçbir şey bulunmayan bir hadîs rivâyet ettim" dedi.
Şekîk ibn Seleme: Huzeyfe'ye, "O kapıdan maksat kimdir?" diye sormaya cesaret edemezdik de, bunu ona sormasını Mesrûk'dan rica ettik. Mesrûk da Huzeyfe'ye,
"O kapıdan maksat kimdir" diye sordu. Huzeyfe cevaben,
"Ömer'dir" dedi.
Bize Osman b. Heysem, ona Avf, ona Hasan, ona Ebu Bekre şöyle söylemiştir: Cemel savaşı günlerinde (savaşa katılmaktan) beni Rasulullah'tan (sav) işittiğim bir söz korumuştur. Şöyle ki; Fars halkının Kisrâ'nın kızını kendilerine melik seçtikleri haberi Rasulullah'a (sav) ulaşınca Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"İşlerini (yönetimi) bir kadına veren bir toplum asla iflah olmaz."
Bize Saîd b. Ebu Meryem, ona Muhammed b. Cafer, ona Şerîk b. Abdullah, ona Saîd b. Müseyyeb, ona da Ebu Musa el-Eş'arî şöyle demiştir:
Peygamber (sav) bir gün bir ihtiyacı için Medine bostanlarından bir bostana doğru çıktı, ben de O'nun peşi sıra çıktım. Peygamber (sav) bostanın içine girince, kapısı önünde oturdum ve kendi kendime “bugün gönüllü olarak, Peygamber'in kapıcısı olacağım” diye ahdettim. Peygamber (sav) ihtiyacını giderdi sonra oradaki kuyunun ağzı örülmüş kuyunun başına oturdu ve iki elbisesini baldırlarına kadar çekerek ayaklarını kuyunun içine doğru sarkıttı. Bu halde iken Ebu Bekir geldi ve yanına girmek için izin istedi. Ben Ebu Bekir'e “biraz bekle, ben senin için izin alayım” dedim. Ebu Bekir bekledi, ben de Peygamber'e (sav) gelip “ey Allah'ın Peygamberi, Ebu Bekir yanına gelmek için izin istiyor” dedim. Hz. Peygamber (sav) "ona izin ver ve kendisini cennetle müjdele" buyurdu. Ebu Bekir girdi ve Peygamber'in sağ yanına gelip oturdu. O da elbisesini baldırlarına kadar çemreyip ayaklarını kuyunun içine doğru sarkıttı. Sonra Ömer geldi. Ona da “bekle de senin için izin alayım” dedim. Peygamber (sav) "ona izin ver ve onu cennetle müjdele" buyurdu. Ömer gelip Peygamber'in sol tarafında oturdu, elbisesini baldırlarına kadar açıp ayaklarını kuyuya sarkıttı. Bu suretle kuyunun başı doldu, orada oturacak başka bir yer kalmadı. Sonra Osman geldi. Ona da “bekle ben senin için izin alayım” dedim. Peygamber (sav) "ona da izin ver ve onu kendisine isabet edecek belâ ve imtihan karşılığında cennetle müjdele" buyurdu. Osmân da içeriye girdi, onların yanında oturacak bir yer bulamayınca farklı bir yere, onların karşısında kuyunun bir tarafı üzerine oturdu ve elbisesini baldırlarına kadar açtı, sonra ayaklarını kuyunun içine sarkıttı.
Ebu Mûsâ der ki: Ben bu sırada bir kardeşimin buraya gelmesini temenni ederek dua etmeye başladım.
İbn Müseyyeb der ki: Ben bu iki sahabenin Peygamber'in yanında, Osman'ın ise yalnız oluşunu, onların kabirlerinin aynı yerde, Osman'ın kabrinin ise ayrı yerde olmasıyla yorumladım.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Yahya b. Adem, ona Ebu Bekir b. Ayyâş, ona Ebu Husayn, ona da Ebu Meryem Abdullah b. Ziyâd el-Esedî şöyle demiştir:
Talha, Zübeyir ve Âişe Basra üzerine yürüdükleri zaman, Ali, (insanları seferber etmek üzere) Ammâr b. Yâsir ile Hasan b. Ali'yi (Kûfe'ye) yolladı. Onlar Kûfe'ye, bizim yanımıza gelip minbere çıktı. Hasan b. Ali minberin üst tarafında, Ammâr ise Hasan'dan daha aşağıda durdu, bizler de onlara doğru toplandık. Ben Ammâr'ın şöyle dediğini işittim: Âişe, Basra'ya doğru yürümüştür. Ve vallahi, Âişe elbette Hz. Peygamber'in dünya ahiret eşidir. Ancak Allah Tebâreke ve Taâlâ, kendisine mi yoksa Âişe'ye mi itaat ettiğiniz ortaya çıksın diye sizi denemektedir.