Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Sa'd b. İbrahim, ona Ebu Ümâme b. Sehl b. Huneyf, ona Ebu Said şöyle söylemiştir:
"Kurayza ahalisi, Sa’d b. Muâz'ın hükmüne razı olarak teslim oldular. Bunun üzerine Allah Rasulü (sav), Sa’d’a (gelmesi için) haber gönderdi, o da geldi. Rasulullah (sav) 'Efendiniz —veya en hayırlınız— için kalkınız (onu karşılayınız)' buyurdu. Sa'd, Hz. Peygamber'in (sav) yanına oturdu. Hz. Peygamber (sav) 'Şunlar senin hüküm vermen üzerine teslim oldular' dedi. Sa’d 'Savaşan erkeklerin öldürülmesine, çocukların ve kadınların esir edilmesine hükmediyorum' dedi. Bunun üzerine Nebî (sav) 'mutlak melik olan Allah'ın hüküm verdiği gibi hüküm verdin' buyurdu."
Ebu Abdullah el-Buhârî der ki: Arkadaşlarımdan biri, bu hadisin "إِلَى حُكْمِكَ" ibaresine kadar olan kısmını Ebu Velîd'ten, Ebu Saîd'in sözü olarak bana aktardı.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22186, B006262
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ عَنْ أَبِى أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ عَنْ أَبِى سَعِيدٍ أَنَّ أَهْلَ قُرَيْظَةَ نَزَلُوا عَلَى حُكْمِ سَعْدٍ فَأَرْسَلَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِ فَجَاءَ فَقَالَ: " قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ" . أَوْ قَالَ: " خَيْرِكُمْ " . فَقَعَدَ عِنْدَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: " هَؤُلاَءِ نَزَلُوا عَلَى حُكْمِكَ " . قَالَ فَإِنِّى أَحْكُمُ أَنْ تُقْتَلَ مُقَاتِلَتُهُمْ ، وَتُسْبَى ذَرَارِيُّهُمْ . فَقَالَ: " لَقَدْ حَكَمْتَ بِمَا حَكَمَ بِهِ الْمَلِكُ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ أَفْهَمَنِى بَعْضُ أَصْحَابِى عَنْ أَبِى الْوَلِيدِ مِنْ قَوْلِ أَبِى سَعِيدٍ إِلَى حُكْمِكَ .
Tercemesi:
Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Sa'd b. İbrahim, ona Ebu Ümâme b. Sehl b. Huneyf, ona Ebu Said şöyle söylemiştir:
"Kurayza ahalisi, Sa’d b. Muâz'ın hükmüne razı olarak teslim oldular. Bunun üzerine Allah Rasulü (sav), Sa’d’a (gelmesi için) haber gönderdi, o da geldi. Rasulullah (sav) 'Efendiniz —veya en hayırlınız— için kalkınız (onu karşılayınız)' buyurdu. Sa'd, Hz. Peygamber'in (sav) yanına oturdu. Hz. Peygamber (sav) 'Şunlar senin hüküm vermen üzerine teslim oldular' dedi. Sa’d 'Savaşan erkeklerin öldürülmesine, çocukların ve kadınların esir edilmesine hükmediyorum' dedi. Bunun üzerine Nebî (sav) 'mutlak melik olan Allah'ın hüküm verdiği gibi hüküm verdin' buyurdu."
Ebu Abdullah el-Buhârî der ki: Arkadaşlarımdan biri, bu hadisin "إِلَى حُكْمِكَ" ibaresine kadar olan kısmını Ebu Velîd'ten, Ebu Saîd'in sözü olarak bana aktardı.
Açıklama:
Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım:
قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 26, 2/537
Senetler:
1. Ebu Said el-Hudrî (Sa'd b. Malik b. Sinan b. Sa'lebe b. Ebcer)
2. Ebu Ümame Es'ad b. Sehl el-Ensarî (Es'ad b. Sehl b. Huneyf b. Vahib)
3. Ebu İshak Sa'd b. İbrahim el-Kuraşi (Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
4. Şube b. Haccâc el-Atekî (Şu'be b. Haccac b. Verd)
5. Ebu Velid Hişam b. Abdülmelik el-Bahilî (Hişam b. Abdülmelik)
Konular:
Hayırlı, en hayırlınız
Savaş, esirlere muamele
Saygı, ayağa kalkmak ya da kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanmak
Siyer, Ben-i Kurayza, gazvesi ve diğer şeyler
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمُ الْيَهُودُ فَإِنَّمَا يَقُولُ أَحَدُهُمُ: ’السَّامُ عَلَيْكَ’. فَقُلْ: ’وَعَلَيْكَ’."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona Abdullah b. Dinar, ona da Abdullah b. Ömer (ra), Rasûlullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yahudiler size selam verdikleri zaman onlardan biri 'es-Sâmü aleyke' (Ölüm üzerine olsun) der. (Karşılık olarak) Sen de onları 've aleyke' (Senin üzerine olsun) de."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22178, B006257
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمُ الْيَهُودُ فَإِنَّمَا يَقُولُ أَحَدُهُمُ: ’السَّامُ عَلَيْكَ’. فَقُلْ: ’وَعَلَيْكَ’."
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona Abdullah b. Dinar, ona da Abdullah b. Ömer (ra), Rasûlullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yahudiler size selam verdikleri zaman onlardan biri 'es-Sâmü aleyke' (Ölüm üzerine olsun) der. (Karşılık olarak) Sen de onları 've aleyke' (Senin üzerine olsun) de."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 22, 2/536
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Dinar el-Kuraşî (Abdullah b. Dinar)
3. Ebu Abdullah Malik b. Enes el-Esbahî (Malik b. Enes b. Malik b. Ebu Amir)
4. Ebu Muhammed Abdullah b. Yusuf el-Kila'î (Abdullah b. Yusuf)
Konular:
Diyalog, Hz. Peygamber'in / Sahabenin Yahudilerle ilişkileri
KTB, SELAM
Selam, Ehli kitaba, müşriğe vs.
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِى بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم: "إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمْ أَهْلُ الْكِتَابِ، فَقُولُوا: ’وَعَلَيْكُمْ’."
Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Hüşeym, ona Ubeydullah b. Ebu Bekir b. Enes, ona da Enes b. Mâlik'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ehl-i Kitâb size selam verdiği zaman (onlara) 'Ve aleyküm' (Sizin üzerinize de olsun) deyin."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22179, B006258
Hadis:
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِى بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم: "إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمْ أَهْلُ الْكِتَابِ، فَقُولُوا: ’وَعَلَيْكُمْ’."
Tercemesi:
Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Hüşeym, ona Ubeydullah b. Ebu Bekir b. Enes, ona da Enes b. Mâlik'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ehl-i Kitâb size selam verdiği zaman (onlara) 'Ve aleyküm' (Sizin üzerinize de olsun) deyin."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 22, 2/536
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Muaz Ubeydullah b. Ebu Bekir el-Ensarî (Ubeydullah b. Ebu Bekir b. Enes b. Malik)
3. Ebu Muaviye Hüşeym b. Beşir es-Sülemî (Hüşeym b. Beşir b. el-Kasım b. Dinar)
4. Ebu Hasan Osman b. Ebu Şeybe el-Absî (Osman b. Muhammed b. İbrahim)
Konular:
Ehl-i kitap
KTB, SELAM
Selam, aynı şekilde veya daha güzeliyle karşılık vermek
Selam, Ehli kitaba, müşriğe vs.
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ قَالَ حَدَّثَنِى ابْنُ وَهْبٍ قَالَ أَخْبَرَنِى حَيْوَةُ قَالَ حَدَّثَنِى أَبُو عَقِيلٍ زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ سَمِعَ جَدَّهُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ هِشَامٍ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ .
Açıklama: Buharî burada hadisin tamamını vermemiş, sadece konu başlığına uygun kısmıyla yetinmiştir.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22189, B006264
Hadis:
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ قَالَ حَدَّثَنِى ابْنُ وَهْبٍ قَالَ أَخْبَرَنِى حَيْوَةُ قَالَ حَدَّثَنِى أَبُو عَقِيلٍ زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ سَمِعَ جَدَّهُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ هِشَامٍ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ .
Tercemesi:
Bize Yahya b. Süleyman, ona (Abdullah) b. Vehb, ona Hayve (b. Şurayh), ona Ebu Akîl Zühre b. Mabed, ona da dedesi Abdullah b. Hişam şöyle rivayet etmiştir: Bir gün Hz. Peygamber'le (sav) beraberdik. O sırada Hz. Peygamber (sav), Ömer b. Hattab'ın elini tutuyordu...
Açıklama:
Buharî burada hadisin tamamını vermemiş, sadece konu başlığına uygun kısmıyla yetinmiştir.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 27, 2/537
Senetler:
1. Abdullah b. Hişam et-Teymî (Abdullah b. Hişam b. Osman b. Amr b. Ka'b)
2. Ebu Akîl Zühre b. Mabed el-Kuraşî (Zühre b. Mabed b. Abdullah)
3. Ebu Zür'a Hayve b. Şurayh et-Tücîbî (Hayve b. Şurayh b. Safvan b. Malik)
4. Abdullah b. Vehb el-Kuraşî (Abdullah b. Vehb b. Müslim)
5. Yahya b. Süleyman el-Cûfî (Yahya b. Süleyman b. Said)
Konular:
Tokalaşma, Musafaha, tokalaşma, musâfaha, el sıkışma, kucaklaşma
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِى جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً مِنْ بَنِى إِسْرَائِيلَ أَخَذَ خَشَبَةً فَنَقَرَهَا ، فَأَدْخَلَ فِيهَا أَلْفَ دِينَارٍ وَصَحِيفَةً مِنْهُ إِلَى صَاحِبِهِ . وَقَالَ عُمَرُ بْنُ أَبِى سَلَمَةَ عَنْ أَبِيهِ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم « نَجَرَ خَشَبَةً ، فَجَعَلَ الْمَالَ فِى جَوْفِهَا ، وَكَتَبَ إِلَيْهِ صَحِيفَةً مِنْ فُلاَنٍ إِلَى فُلاَنٍ » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22184, B006261
Hadis:
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِى جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً مِنْ بَنِى إِسْرَائِيلَ أَخَذَ خَشَبَةً فَنَقَرَهَا ، فَأَدْخَلَ فِيهَا أَلْفَ دِينَارٍ وَصَحِيفَةً مِنْهُ إِلَى صَاحِبِهِ . وَقَالَ عُمَرُ بْنُ أَبِى سَلَمَةَ عَنْ أَبِيهِ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم « نَجَرَ خَشَبَةً ، فَجَعَلَ الْمَالَ فِى جَوْفِهَا ، وَكَتَبَ إِلَيْهِ صَحِيفَةً مِنْ فُلاَنٍ إِلَى فُلاَنٍ » .
Tercemesi:
El-Leys dedi ki: Bana Cafer b. Rabia, ona Abdurrahman b. Hürmüz, ona da Ebu Hureyre’nin (ra) Rasulullah’tan (sav) rivayet ettiğine göre İsrail oğullarından bir adamı söz konusu etti. Bu adam bir kütük alıp, onu oymuş içine bin dinar ile o miktarın sahibine kendisinden bir de mektup sokmuştu. Ömer b. Ebu Seleme dedi ki: Babası, Ebu Hureyre’yi şöyle derken dinlemiştir: Nebi (sav): “(Adam) bir kütüğü yontmuş ve o (borcu olan) malı kütüğün içine yerleştirmiş ayrıca alacaklısına falan kişiden filana diye bir de mektup yazmıştı.”
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 25, 2/537
Senetler:
()
Konular:
Borç, borçlanmaya dikkat etmek
Borç, Hz. Peygamber borç konusunda çok hassas idi
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَكَانَتِ الْمُصَافَحَةُ فِى أَصْحَابِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22188, B006263
Hadis:
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَكَانَتِ الْمُصَافَحَةُ فِى أَصْحَابِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ .
Tercemesi:
Bize Amr b. Asım, ona Hemmam (b. Yahya), ona da Katade (b. Diame) şöyle rivayet etmiştir:
Ben, Enes'e, "Hz. Peygamber'in ashabı tokalaşır musafaha yapar mıydı?" diye sordum. "Evet, tokalaşırdı" dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 27, 2/537
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Hattab Katade b. Diame es-Sedusî (Katade b. Diame b. Katade)
3. Ebu Abdullah Hemmâm b. Yahya el-Avzî (Hemmâm b. Yahya b. Dinar)
4. Ebu Osman Amr b. Asım el-Kaysi (Amr b. Asım b. Ubeydullah)
Konular:
Tokalaşma, Musafaha, tokalaşma, musâfaha, el sıkışma, kucaklaşma
باب قَوْلِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم « قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22185, Buhari, İsti'zan, 26 (bab başlığı)
Hadis:
باب قَوْلِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم « قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ » .
Tercemesi:
Peygamber(S)'İn: 'Seyyidinize Ayağa Kalkınız!" Kavli Babı
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
, ,
Senetler:
()
Konular:
Saygı, ayağa kalkmak ya da kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanmak
Saygı, insanlara karşı saygılı ve nazik olmak
Bize Yusuf b. Behlûl, ona İbn İdris, ona Husayn b. Abdurrahman, ona Sa'd b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona da Ali (ra) şöyle demiştir:
Rasûlullah (sav) "hadi gidip, Hâh bostanına varın. Orada, yanında, Hâtıb b. Ebu Beltea'nın Mekke müşriklerine yazdığı bir mektup bulunan müşrik bir kadın vardır. (Onu bana getiriniz)" buyurarak beni, Ebu Mirsed'i ve Zübeyir'i gönderdi. Hepimiz süvari idik. Biz o kadına Rasulullah'ın dediği yerde, devesi üzerinde giderken yetiştik. Kadına “çıkar, mektubu” dedik. Kadın “yanımızda mektup falan yok” dedi. Biz onun devesini çöktürüp mektubu aradık, ama hiçbir mektup göremedik. Kadına “Rasulullah (sav) yalan söylemez. Ya sen mektubu çıkarırsın ya da biz elbiseni soyup buluruz” dedik. Kadın bizdeki ciddiliği görünce, elini gömleğinin bağına uzattı, mektup kadının beli üzerindeki bir beze bağlanmış haldeydi. Kadın onu çıkardı. Ardından biz o yazılı sahifeyi Rasulullah'a (sav) getirdik. Ömer “ey Allah'ın Rasulü, bu zat Allah'a, Rasulü'ne ve Müminlere hainlik etmiştir. Beni bırakın, onun boynunu vurayım” dedi. Peygamber (sav) Hâtıb'a "yaptığın bu işe seni sevk eden nedir?" buyurdu. Hâtıb “vallahi Allah'a ve Rasulü'ne imanım tamdır. Ben sadece Mekkeliler yanında, Allah'ın, ailemi ve malımı korumasına vesile olacak bir el (destek) olmasını istedim. Senin yanındaki Muhacirlerin her birinin, Mekke'de ailesini ve malını koruyacak hısımları vardır” dedi. Hz. Peygamber "Hâtıb doğru söylemiştir, onun hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyin" buyurdu. Ancak Ömer “ey Allah'ın Rasulü, bu zat Allah'a, Rasulü'ne ve Müminlere hainlik etmiştir. Beni bırakın, onun boynunu vurayım” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav) "Hâtıb Bedir ehlinden değil mi?" buyurdu ve "belki de Allah, Bedir ehlinin amelini iyi bildiği için 'istediğinizi yapın, cennet sizlere vacip oldu' yahut 'ben sizleri bağışladım' buyurmuştur" diye devam etti. Bunun üzerine Ömer'in gözünden yaşlar süzüldü ve “Allah ve Rasulü en bilendir” dedi.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22181, B006259
Hadis:
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ بُهْلُولٍ حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ قَالَ حَدَّثَنِى حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ عَنْ أَبِى عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِىِّ عَنْ عَلِىٍّ - رضى الله عنه - قَالَ بَعَثَنِى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالزُّبَيْرَ بْنَ الْعَوَّامِ وَأَبَا مَرْثَدٍ الْغَنَوِىَّ وَكُلُّنَا فَارِسٌ فَقَالَ « انْطَلِقُوا حَتَّى تَأْتُوا رَوْضَةَ خَاخٍ ، فَإِنَّ بِهَا امْرَأَةً مِنَ الْمُشْرِكِينَ مَعَهَا صَحِيفَةٌ مِنْ حَاطِبِ بْنِ أَبِى بَلْتَعَةَ إِلَى الْمُشْرِكِينَ » . قَالَ فَأَدْرَكْنَاهَا تَسِيرُ عَلَى جَمَلٍ لَهَا حَيْثُ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قُلْنَا أَيْنَ الْكِتَابُ الَّذِى مَعَكِ قَالَتْ مَا مَعِى كِتَابٌ . فَأَنَخْنَا بِهَا ، فَابْتَغَيْنَا فِى رَحْلِهَا فَمَا وَجَدْنَا شَيْئًا ، قَالَ صَاحِبَاىَ مَا نَرَى كِتَابًا . قَالَ قُلْتُ لَقَدْ عَلِمْتُ مَا كَذَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالَّذِى يُحْلَفُ بِهِ لَتُخْرِجِنَّ الْكِتَابَ أَوْ لأُجَرِّدَنَّكِ . قَالَ فَلَمَّا رَأَتِ الْجِدَّ مِنِّى أَهْوَتْ بِيَدِهَا إِلَى حُجْزَتِهَا وَهْىَ مُحْتَجِزَةٌ بِكِسَاءٍ فَأَخْرَجَتِ الْكِتَابَ - قَالَ - فَانْطَلَقْنَا بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ « مَا حَمَلَكَ يَا حَاطِبُ عَلَى مَا صَنَعْتَ » . قَالَ مَا بِى إِلاَّ أَنْ أَكُونَ مُؤْمِنًا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ، وَمَا غَيَّرْتُ وَلاَ بَدَّلْتُ ، أَرَدْتُ أَنْ تَكُونَ لِى عِنْدَ الْقَوْمِ يَدٌ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهَا عَنْ أَهْلِى وَمَالِى ، وَلَيْسَ مِنْ أَصْحَابِكَ هُنَاكَ إِلاَّ وَلَهُ مَنْ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهِ عَنْ أَهْلِهِ وَمَالِهِ . قَالَ « صَدَقَ فَلاَ تَقُولُوا لَهُ إِلاَّ خَيْرًا » . قَالَ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِنَّهُ قَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ ، فَدَعْنِى فَأَضْرِبَ عُنُقَهُ . قَالَ فَقَالَ « يَا عُمَرُ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ اللَّهَ قَدِ اطَّلَعَ عَلَى أَهْلِ بَدْرٍ فَقَالَ اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ فَقَدْ وَجَبَتْ لَكُمُ الْجَنَّةُ » . قَالَ فَدَمَعَتْ عَيْنَا عُمَرَ وَقَالَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ .
Tercemesi:
Bize Yusuf b. Behlûl, ona İbn İdris, ona Husayn b. Abdurrahman, ona Sa'd b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona da Ali (ra) şöyle demiştir:
Rasûlullah (sav) "hadi gidip, Hâh bostanına varın. Orada, yanında, Hâtıb b. Ebu Beltea'nın Mekke müşriklerine yazdığı bir mektup bulunan müşrik bir kadın vardır. (Onu bana getiriniz)" buyurarak beni, Ebu Mirsed'i ve Zübeyir'i gönderdi. Hepimiz süvari idik. Biz o kadına Rasulullah'ın dediği yerde, devesi üzerinde giderken yetiştik. Kadına “çıkar, mektubu” dedik. Kadın “yanımızda mektup falan yok” dedi. Biz onun devesini çöktürüp mektubu aradık, ama hiçbir mektup göremedik. Kadına “Rasulullah (sav) yalan söylemez. Ya sen mektubu çıkarırsın ya da biz elbiseni soyup buluruz” dedik. Kadın bizdeki ciddiliği görünce, elini gömleğinin bağına uzattı, mektup kadının beli üzerindeki bir beze bağlanmış haldeydi. Kadın onu çıkardı. Ardından biz o yazılı sahifeyi Rasulullah'a (sav) getirdik. Ömer “ey Allah'ın Rasulü, bu zat Allah'a, Rasulü'ne ve Müminlere hainlik etmiştir. Beni bırakın, onun boynunu vurayım” dedi. Peygamber (sav) Hâtıb'a "yaptığın bu işe seni sevk eden nedir?" buyurdu. Hâtıb “vallahi Allah'a ve Rasulü'ne imanım tamdır. Ben sadece Mekkeliler yanında, Allah'ın, ailemi ve malımı korumasına vesile olacak bir el (destek) olmasını istedim. Senin yanındaki Muhacirlerin her birinin, Mekke'de ailesini ve malını koruyacak hısımları vardır” dedi. Hz. Peygamber "Hâtıb doğru söylemiştir, onun hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyin" buyurdu. Ancak Ömer “ey Allah'ın Rasulü, bu zat Allah'a, Rasulü'ne ve Müminlere hainlik etmiştir. Beni bırakın, onun boynunu vurayım” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav) "Hâtıb Bedir ehlinden değil mi?" buyurdu ve "belki de Allah, Bedir ehlinin amelini iyi bildiği için 'istediğinizi yapın, cennet sizlere vacip oldu' yahut 'ben sizleri bağışladım' buyurmuştur" diye devam etti. Bunun üzerine Ömer'in gözünden yaşlar süzüldü ve “Allah ve Rasulü en bilendir” dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 23, 2/536
Senetler:
1. Ebu Hasan Ali b. Ebu Talib el-Hâşimî (Ali b. Ebu Talib b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdümenaf)
2. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Habib es-Sülemî (Abdullah b. Habib b. Rabî'a)
3. Sa'd b. Ubeyde es-Sülemi (Sa'd b. Ubeyde)
4. Ebu Hüzeyl Husayn b. Abdurrahman es-Sülemî (Husayn b. Abdurrahman)
5. Ebu Muhammed Abdullah b. İdris el-Evdî (Abdullah b. İdris b. Yezid b. Abdurrahman)
Konular:
Yargı, casusluk, yapanın öldürülmesi vs.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22183, B006260
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ أَخْبَرَنَا يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِىِّ قَالَ أَخْبَرَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سُفْيَانَ بْنَ حَرْبٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ هِرَقْلَ أَرْسَلَ إِلَيْهِ فِى نَفَرٍ مِنْ قُرَيْشٍ وَكَانُوا تِجَارًا بِالشَّأْمِ ، فَأَتَوْهُ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ قَالَ ثُمَّ دَعَا بِكِتَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُرِئَ فَإِذَا فِيهِ: "بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ، مِنْ مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى هِرَقْلَ عَظِيمِ الرُّومِ ، السَّلاَمُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى ، أَمَّا بَعْدُ"
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Mukâtil Ebu Hasan, ona Abdullah, ona Yûnus, ona Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona İbn Abbas, ona da Ebu Süfyan b. Harb şöyle haber vermiştir:
Herakliyus, Şam’da ticaretle meşgul olan Kureyşli bir grupla birlikte bulunan Ebu Süfyan’a haber gönderdi. Onlar Herakliyus’un yanına geldiler. (İbn Abbas) hadisin tamamını anlattı.
Dedi ki: Sonra Herakliyus, Rasulullah’ın (sav) mektubunu getirtti. Mektup okundu ve içinde şöyle yazıyordu:
"Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den, Rumların büyük hükümdarı Herakliyus’a. Selâm, doğru yola uyan kimseye olsun. Amma ba’d... (Bundan sonrası şöyledir...)”
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 24, 2/537
Senetler:
()
Konular:
Tebliğ, dine davet ve tebliğde metot
Öneri Formu
Hadis Id, No:
22191, B006265
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ حَدَّثَنَا سَيْفٌ قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا يَقُولُ حَدَّثَنِى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَخْبَرَةَ أَبُو مَعْمَرٍ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ يَقُولُ عَلَّمَنِى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَفِّى بَيْنَ كَفَّيْهِ التَّشَهُّدَ ، كَمَا يُعَلِّمُنِى السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِىُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ . وَهْوَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْنَا ، فَلَمَّا قُبِضَ قُلْنَا السَّلاَمُ . يَعْنِى عَلَى النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم .
Tercemesi:
Bize Ebu Nuaym (Fadl b. Amr), ona Seyf (b. Ebu Süleyman), ona Mücahid (b. Cebr), ona Ebu Ma'mer Abdullah b. Sahbera'nın naklettiğine göre (Abdullah) b. Mesud şöyle demiştir:
Avucum onun avuçlarının arasındayken Rasulullah (sav) bana, Kur'an'dan bir sure öğretir gibi şu teşehhüd duasını öğretti: "Et-tahıyyâtu lillâhi ve's-salavâtu ve't-tayyibâtu, es-selâmu aleyke eyyuhe'n-nebiyyu ve rahmetu'llahi ve berakâtuhu, es-selâmu aleynâ ve alâ ibâdi'llâhi's-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illa'llâhu ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluh." (Selamlar, saygılar ve en güzel sözler Allah'a mahsustur. Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Bizlere ve Allah’ın salih kullarına da selam olsun. Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.)
Hz. Peygamber aramızdayken "Es-selâmu aleyke eyyuhe'n-nebiyyu" (Ey Peygamber! Allah’ın selamı senin üzerine olsun) derdik. Onun vefatından sonra "es-Selâmu..." demeye başladık. Buhari dedi ki: İbn Mesud (ra) "Es-selâmu..." demeye başladık ifadesiyle, "Es-selâmu ale'n-nebiyyi (sav) (Allah'ın selamı Peygamber'in üzerine olsun.)" demeyi kastediyor.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, İsti'zân 28, 2/537
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
2. Ebu Mamer Abdullah b. Sahbera el-Ezdî (Abdullah b. Sahbera)
3. Ebu Haccac Mücahid b. Cebr el-Kuraşî (Mücahid b. Cebr)
4. Ebu Süleyman Seyf b. Ebu Süleyman el-Mahzumi (Seyf b. Süleyman)
5. Ebu Nuaym Fadl b. Dükeyn el-Mülâi (Fadl b. Amr b. Hammâd b. Züheyr b. Dirhem)
Konular:
Namaz, Tahiyyat
Tokalaşma, Musafaha, tokalaşma, musâfaha, el sıkışma, kucaklaşma