Giriş


    Öneri Formu
19998 N002098 Nesai, Sıyâm, 2


    Öneri Formu
20551 B006040 Buhari, Edeb, 41

Bize Abdurrahman b. Vâkıd Ebu Müslim es-Sa'dî, ona Velîd b. Müslim, ona Züheyr b. Muhammed, ona Muhammed b. Münkedir, ona da Câbir b. Abdullah (ra) şöyle rivayet etmiştir:

"Rasulullah (sav) ashabının yanına çıktı ve onlara Rahmân Suresini başından sonuna kadar okudu, Sahabe de sessiz kaldı. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Ben bu sureyi, Cin gecesinde cinlere okudum, onlar ise sizin verdiğiniz karşılıktan daha güzel bir karşılık verdiler. Ben 'Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?' ayetini her okuduğumda, onlar 'Rabbimiz! Senin hiçbir nimetine karşı yalan söylemeyiz. Hamd Sana mahsustur' dediler."

Ebu İsa (Tirmizî) der ki: Bu hadis garîbdir. Onu sadece Velîd b. Müslim’in, Züheyr b. Muhammed’den rivayeti olarak biliyoruz.
Ahmed b. Hanbel der ki: Şam’da kendisinden hadis rivayet edilen Züheyr b. Muhammed ile Irak’ta kendisinden rivayet edilen Züheyr b. Muhammed aynı kişi değil gibi. Sanki, kendisinden münker hadis rivayet ettikleri için ismini ters yüz ettikleri başka bir kişidir.
Muhammed b. İsmail el-Buhârî der ki: Şam ehli, Züheyr b. Muhammed’den münker rivayetler nakleder, Irak ehli ise ondan makul ve yakın (muteber) rivayetler nakleder.


    Öneri Formu
19842 T003291 Tirmizi,Tefsîru'l-Kur'ân, 55

Bize Yahya b. Talha el-Yerbûî el-Kûfî, ona Ebu Bekir b. Ayyâş, ona Humeyd, ona da Enes, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah yolunda öldürülmek, bütün günahlar için keffarettir. Cebrâîl 'Borç hariç' diye uyarınca, Nebî (sav) de 'Borç hariç' buyurdu."
Ebu İsa (Tirmizî) şöyle demiştir: Bu konuda Kâ'b b. Ucra, Câbir, Ebu Hureyre ve Ebu Katâde'den de hadis nakledilmiştir. Bu, garîb bir hadis (olup) onu sadece Ebu Bekir'in bu râvi (Humeyd) vasıtasıyla naklettiği hadisten biliyoruz. Muhammed b. İsmail (el-Buhârî'ye) bu hadis hakkında sordum, ancak onu bilemedi ve 'Zannadersem (Yahya b. Talha), Humeyd'in Enes vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) rivayet ettiği 'Cennet ehlinden olup da dünyaya dönmenin kendisini mutlu edeceği tek kişi ancak şehitlerdir' hadisini rivayet etmek istemiş (ancak yanlışlıkla bu hadisi nakletmiştir)' dedi.


    Öneri Formu
20452 T001640 Tirmizi, Fedailü'l-Cihad, 13

Bize Kuteybe, ona İbn Lehîa, ona Atâ b. Dînâr, ona Ebu Yezîd el-Havlânî, ona Fedâle b. Ubeyd, ona da Ömer b. Hattâb, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Şehitler dört sınıftır. Biri, imanı sağlam olup, düşmanla karşılaştığında öldürülünceye dek Allah'a karşı sadakatini koruyan mümindir. Kıyamet günü insanlar gözlerini kaldırıp bu şehide işte şöyle bakacaklardır buyurdu ve başını o kadar kaldırdı ki, başındaki takkesi düşüverdi. (Râvilerden biri, hocasının bununla Hz. Ömer'in takkesini mi yoksa Nebî'nin (sav) takkesini mi kastettiğini tam bilemediğini söylemiştir.) Diğeri, imanı sağlam olup, düşmanla karşılaştığında kendisine kör bir ok isabet eden ve şehid olan ama sanki derisine muz ağacının dikeni batmış da (çok hafif) ürkmüş gibi davranan mümindir. Bu, ikinci derecedeki şehittir. Bir diğeri, günahıyla sevabıyla yaşayıp da düşmanla karşılaşan ve öldürülünceye dek Allah'a karşı sadakatini koruyan mümindir. Bu da üçüncü derecedeki şehittir. Sonuncusu da, çokça günah işleyip kendine yazık eden, düşmanla karşılaştığında ise öldürülünceye kadar Allah'a karşı sadakatini koruyan mümindir. Bu da dördüncü derecedeki şehittir."
Ebu İsa şöyle demiştir: Bu, hasen-garîb bir hadis olup, bu hadisi sadece Atâ b. Dînâr rivayeti ile bilmekteyiz. Muhammed b. İsmail (el-Buhârî) 'Bu hadisi Said b. Ebu Eyyûb, Atâ b. Dînâr vasıtasıyla Havlânlı hocalardan rivayet etmiş ve senedde Ebu Yezid'i zikretmemiştir' demiştir. Ayrıca Atâ b. Dînâr'ın, hadisinde problem olmayan bir râvi olduğunu belirtmiştir.


    Öneri Formu
20478 T001644 Tirmizi, Fedailü'l-Cihad, 14


    Öneri Formu
19689 B006038 Buhari, Edeb, 39


    Öneri Formu
19690 B006039 Buhari, Edeb, 40


    Öneri Formu
19694 B005938 Buhari, Libas, 83


    Öneri Formu
20040 T001548 Tirmizi, Siyer, 1


    Öneri Formu
20164 T003373 Tirmizi, Daavât, 2