11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Adem, ona Şu'be, ona Katâde, ona da Ebu Osman en-Nehdî şöyle dedi:
"Utbe b. Ferkad ile birlikte Azerbaycan'da iken, bize Hz. Ömer'in mektubu geldi. Mektupta Rasulullah'ın (sav) şehadet ve orta parmağını gösterip “şu kadar genişlik haricinde” diyerek, saf ipek giymeyi yasakladığı bilgisi vardı."
Râvî der ki: Bildiğimiz kadarıyla Rasulullah (sav) bu işaretiyle, elbisedeki ipek nakışları kastetmiştir.
Bize Ahmed b. Yunus, ona Züheyr, ona da Asım b. Ebu Osman şöyle demiştir:
"Azerbaycân'da bulunduğumuz esnada Ömer (ra) bize bir mektup yazdı ve o mektupta Rasulullah'ın (sav) iki parmağını gösterip “şu kadar genişlik haricinde” diyerek, saf ipek giymeyi yasakladığını bize bildirdi. Râvî Zuheyr, bu tarifi yaparken, orta ve şehadet parmağını birlikte kaldırıp göstermiştir."
Bize Müsedded, ona Yahya, ona et-Teymî, ona Ebu Osman şöyle demiştir:
Biz Utbe ile birlikteyken Ömer (ra), Utbe'ye yazdığı mektupta, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bu dünyada hâlis ipek giyilmez, giyilirse, ahirette ondan hiçbir şey giyilmez."
Bize Hasen b. Ömer, ona Ma'mer, ona babası (Süleyman et-Teymî), ona da Ebu Osman rivayet etmiş, işaret ve orta parmağını göstermiştir.
Bize Âdem, ona Şu'be, ona Abdulaziz b. Suheyb, ona da Enes b. Malik, çok net ve kesin ifade rivayet etmiş ve Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu ifade etmiştir:
"Her kim bu dünyada hâlis ipek giyerse, ahirette onu asla giyemeyecektir"
Bize Süleyman b. Harb, ona Hammâd b. Zeyd, ona Sâbit el-Bünânî, ona da Abdullah b. Zübeyir'in rivayet ettiğine göre Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim bu dünyada ipek giyerse, ahirette onu giyemez"
Bize Ali b. el-Ca'd, ona Şu'be, ona Ebu Zübyân Halife b. Ka'b, ona İbn Zübeyir, ona da Hz. Ömer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bu dünyada ipek giyinen kimse, ahirette onu giyemez."
Ebu Ma'mer, ona Abdulvâris, ona Yezîd, ona Muâze, oa Abdullah b. Zübeyir'in kızı Ümmü Amr, ona da Abdullah b. Zübeyir, ona da Ömer (ra) bu hadisi Rasûlullah'tan (sav) rivayet etmiştir.
Bize Muhammed b. Beşşâr (el-Abdî), ona Abdülvehhab (b. Abdülmecid es-Sakafî), ona Eyyüb (es-Sahtiyânî), ona da İkrime'nin (mevla İbn Abbas) rivayet ettiğine göre Rifâa karısını boşadı. Bilahare bu kadınla Abdurrahman b. Zübeyr el-Kurazî evlendi. Olayla ilgili olarak Hz. Âişe (r. anhâ) şöyle demiştir:
Kadının üzerinde yeşil bir baş örtüsü vardı. Kadın, (kocasıyla ilgili olarak) Hz. Âişe'ye dert yandı. Ona (gördüğü şiddetten kaynaklanan) cildindeki yeşil rengi gösterdi. Rasulullah (sav) gelince -(ravi İkrime şöyle dedi;) ki kadınlar genellikle birbirine arka çıkarlar- Hz. Âişe (r. anhâ); "Mü'min kadınların karşılaştıkları çile gibisini görmedim. Kadının cildi, giysisinden çok daha yeşil!" dedi. Bu arada Abdurrahman b. Zübeyr, kadının Rasulullah'ın (sav) yanına geldiğini duymuştu. Hemen yanına başka bir kadından olan iki oğlunu alıp o da geldi. Kadın; "Vallahi, benim ona karşı hiçbir suçum yok. - Elbisesinden bir püskül alarak- şu da var ki ondaki şey, benim (cinsel) ihtiyacımı şundan daha iyi gideriyor değil!" dedi. Abdurrahman b. Zübeyr de; "Vallahi, yalan söylüyor, ya Rasulallah! Ben onu kesinlikle deri silkeler gibi silkeliyorum. Fakat o, (tekrar) Rifâa'yı istediği için sıkıntı çıkarıyor." dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) kadına hitaben; "Durum öyleyse kocan Abdurrahman senin balından tatmadıkça Rifâa'ya helal olmazsın ya da (ravi tereddüt etmiştir) Rifâa'ya uygun olmazsın." buyurdu. Ardından Abdurrahman b. Zübeyr'in yanındaki iki oğluna baktı ve "Oğulların mı bunlar?" diye sordu. Abdurrahman b. Zübeyr; "Evet." diye cevap verdi. Bu durum karşısında Rasulullah (sav) kadına şöyle buyurdu: "Davasını sürdüğün iddian işte bu! Vallahi, oğulları ona, karganın kargaya benzediğinden çok daha fazla benziyorlar."
Bize Süleyman b. Harb, ona Şu'be, ona Hakem, ona da İbn Ebu Leylâ şöyle demiştir:
"Huzeyfe Medâin şehrinde iken, içmek için su istedi. Şehrin yöneticisi, ona gümüş bir kap içinde su getirdi. Huzeyfe bardağı alıp ona fırlattı ve şöyle dedi: Ben bunu fırlattım, çünkü gümüş bardakla su vermeyi yasaklamıştım, ama o, hala bundan vazgeçmedi. Rasulullah (sav) “Altın, gümüş, ipek, atlas, bunlar bu dünyada onların (Müslüman olmayanların) ziyneti, ahirette ise sizin” buyurmuştur."