11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Kuteybe b. Sa’id, ona Leys, ona İbn Ebu Müleyke, ona da Misver b. Mahreme şöyle rivayet etti:
"Hz. Peygamber (sav) birçok kaftan dağıtmıştı ama bunlardan babam Mahreme’ye bir şey vermemişti. Mahreme bana “Yavrucuğum! Haydi beraberce Hz. Peygamber'e gidelim” dedi. Babamla beraber gittim. Babam bana “Eve gir, Rasulullah’ı bana çağır” dedi. Mısver sözlerine şöyle devam etti: Hz. Peygamber'i babam için çağırdım. Hz. Peygamber bu elbiselerden bir elbise omuzunda olduğu halde babama çıktı ve “Bunu senin için sakladım” dedi. Mısver dedi ki: Babam kaftana (sevinçle) baktı. Hz. Peygamber “Mahreme razı oldu mu?” diye sordu."
Açıklama: İbn Tin'in de işaret ettiği gibi son cümle "Mahreme razı oldu" şeklinde Mahreme'ye ait olma ihtimali vardır. Kastallânî, Ahmed b. Muhammed, İrşadü's-sârî li şerhi sahihi'l-Buhârî (Mısır: Matbaatu'l-Kebir el-Amiriye, 1323) 4/351.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Leys, ona Yezîd b. Ebu Habîb, ona Ebu'l-Hayr, ona da Ukbe b. Âmir (ra) şöyle demiştir:
"Rasulullah (sav), kendisine hediye edilen enseden yırtmaçlı bir ipek kaftanı giyip namaza durdu. Namazı bittikten sonra, sanki ondan hoşlanmamış gibi kaftanı çıkarıp attı ve “bu giysi, takva sahiplerine uygun değildir” buyurdu."
Bu hadisin Leys'ten rivayetinde Abdullah b. Yusuf, Kuteybe ibn Saîd'e mutâbaat etmiştir. Abdullah b. Yusuf'tan başkası "ipekten elbise" ifadesini, "ipek elbise" şeklinde nakletmiştir.
Bize İsmail, ona Malik, ona Nâfi', ona da Abdullah b. Ömer şöyle rivayet etmiştir:
Bir adam: 'Ey Allah’ın Elçisi, ihramlı bir kişi elbise olarak ne giyebilir?' diye sordu. Rasulullah (sav):
“Gömlek, sarık, şalvar, bornoz ve mest giyemez. Ancak nalın (terlik, ayakkabı) bulamayacak olursa mest giysin; (ama) topuklarının altında kalacak şekilde (mestin konçlarını) kessin. Safran yahut vers (ala çehre çiçeği, Yemen safranı) ile boyanmış elbise de giymeyin.” diye cevap verdi.
Bize Ebu Nuaym, ona Süfyan, ona Amr, ona Cabir b. Zeyd, ona da Abdullah b. Abbas (ra)'ın bildirdiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"(İhrâm'da) İzâr bulamayan kimse sirvâl (don, şalvar) giysin; nalin (terlik) bulamayan ise, mest giysin".
Bize Musa b. İsmail, ona Cüveyriye, ona Nafi', ona da Abdullah b. Ömer (ra) şöyle demiştir:
"Bir kişi ayağa kalktı ve “Yâ Rasûlallah! İhrama gireceğimiz zaman bize ne giymemizi emir buyurursunuz?” diye sordu. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Gömlek, don, sarık, bornoz, mest türü şeyler giymeyiniz. Ancak bir çift terliği bulunmayan kimse, topuklardan aşağıda olan mest giysin. Ayrıca, za'ferân ve vers bitkisi boyaları dokunmuş elbiseler giymeyiniz."
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Ebu Âmir, ona İbrahim b. Nâfi', ona Hasan, ona Tavus, ona da Ebu Hüreyre şöyle demiştir:
"Rasulullah (sav) cimri ile cömert kimsenin durumunu, üzerinde demirden cübbe olan iki adamın durumuna benzetmiştir. Bu cübbe onların ellerini göğüslerine ve köprücük kemiklerine doğru sıkıştırmaktadır. Cömert kimse her sadaka verdiğinde cübbe genişler ve (ayak) izlerini silecek şekilde büyür. Cimri kimse her sadaka vermeye yeltendiğinde cübbesi daralır ve cübbenin her halkası olduğu yere iyice yapışır."
Ebu Hüreyre dedi ki: Ben, Rasulullah'ı (sav) yakasını işaret ederken gördüm, o şöyle diyordu: "Eğer sen onun cübbesini genişletmeye çalıştığını ve genişletemediğini görseydin (bu duruma şaşırırdın)."
İbn Tavus babasından, o da Ebu Zinad'dan o da A'rec'den yapmış olduğu rivayette 'iki cübbe' sözüyle ona mütabaat etmiştir.
Hanzala Tavus'tan o da Ebu Hüreyre'den 'iki cübbe' sözünü işitmiştir.
Cafer b. Rabîa da A'rec'den 'iki cübbe' sözünü nakletmiştir.