11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Yusuf, ona el-Evzâî, ona Ebu Necâşî, ona da Râfi b. Hadîc (ra) şöye demiştir:
Biz Peygamber (sav) ile birlikte ikindi namazını kılar, sonra deve kesip, on hisseye ayırır ve gün batmadan önce de pişmiş etleri yerdik.
Açıklama: Hadiste ikindi vakti ile akşam vakti arasındaki zamanın uzunluğuna işaret edilmektedir.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona İbn Necîh, ona Mücahid, ona Ebu Ma'mer, ona da Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir:
"Peygamber (sav) Mekke'ye girdi. Kâbe’nin etrafında dikilmiş üç yüz altmış put vardı. Peygamber elindeki bir sopa ile bunları dürtüyor ve "Hak geldi, bâtıl yok oldu." (İsrâ, 17/81) ayetini okuyordu."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Vehb. b. Keysân, ona da Cabir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) sahil tarafına, üç yüz kişilik bir askerî kuvvet gönderip başlarına da Ebu Ubeyde b. Cerrâh'ı kumandan tayin etti. Biz yola çıktık ve bir süre yol aldıktan sonra azığımız tükendi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde müfrezenin bütün azıklarının bir araya getirilmesini emretti. Tamamı iki azık torbası kadar hurma idi. Ebu Ubeyde, bitinceye kadar, her gün bize o azıktan azar azar veriyordu. Artık her birimize günde birer hurmadan başka bir şey düşmüyordu. (Râvi Vehb der ki:) Ben Câbir'e “günde bir hurma sizin beslenmenize yeter mi?” dedim. Câbir de şu cevabı verdi: Bu bir hurma da tükenince onun yokluğunun acısını da tattık. Sonra deniz sahiline ulaştık, bir de baktık ki, küçük dağ gibi büyük bir balık duruyor. Müfreze on sekiz gün boyunca bu balığın etinden yedi. Sonra Ebû Ubeyde balığın iki kaburga kemiğinin yukarı dikilerek (köprü gibi) çatılmasını emretti. Ardından bir deve hazırlanarak sürülmesini emretti, deve bu iki kaburga kemiğine değmeden, altından geçti.
Bize Hallad b. Yahya, ona Süfyan, ona Cebele b. Suhaym, ona da İbn Ömer (ra) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etti:
"Hz. Peygamber (sav) birileriyle birlikte hurma yerken, bir kimsenin arkadaşlarından izin almadıkça çift çift yemesini neyhetti."
Açıklama: Manastır: Müfessirler, Kur’an’daki savâmi‘ (tekili savmaa) kelimesinin (el-Hac 22/40) “üst kısmı sivri yüksek binalar” anlamında hıristiyan rahiplerinin manastırlarını veya Sâbiî mistiklerinin zâviyelerini tanımladığını belirtmişlerdir (İbn Kesîr, X, 76; Elmalılı, V, 3409) bk. https://islamansiklopedisi.org.tr/manastir