11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Musa b. İsmail, ona Abdülvahid, ona Asım, ona İbn Sîrîn'in kızı Hafsa şöyle rivayet etmiştir:
Enes b. Mâlik (ra) bana “Kardeşin Yahya neden öldü?” diye sordu. Ben de ona “Taundan öldü” diye cevap verdim. Bunun üzerine Enes şöyle dedi: Rasûlullah (sav) "taun hastalığından vefat etmek, her Müslüman için şehitlik sebebidir" buyurdu.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: الطَّاعُونُ شَهَادَةٌ لِكُلِّ مُسْلِمٍ
Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona Habib b. Ebu Sabit, ona İbrahim b. Sa'd, Usame b. Zeyd'in, Sa'd'a şöyle dediğini aktarmıştır:
Peygamber (sav) "Bir yerde veba hastalığı çıktığını duyduğunuz zaman, oraya girmeyiniz. Sizin bulunduğunuz yerde veba hastalığı çıkarsa, sakın oradan çıkmayınız" buyurdu. Ben (İbrahim b. Sa'd'a) “sen, Usame'nin bu hadisi Sa'd'a aktardığını işittin ve Sa'd'ın da bunu yadırgamadığına şahit oldun mu?” diye sordum, o da “evet” dedi.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona İbn Şihab, ona Abdülhamid b. Abdurrahman b. Zeyd b. Hattab, ona Abdullah b. Abdullah b. Hâris b. Nevfel, ona da Abdullah b. Abbas şöyle söylemiştir:
"Ömer b. Hattab (ra), Şam’a doğru yola çıktı. Nihayet Serğ denilen yere gelince kendisini Ecnad’ın yöneticileri olan Ebu Ubeyde b. Cerrah ve arkadaşları karşıladı ve ona Şam’da veba çıktığını haber verdiler. Bunun üzerine Ömer ‘Bana ilk muhacirleri çağır’ dedi. Ben de hemen onları çağırdım. Ömer, Onlara Şam’da veba çıktığını söyleyip istişare etti. Onlar da bu konuda ihtilafa düştüler. Bazıları 'Önemli bir iş için yola çıktın. Bundan vaz geçmeni uygun bulmuyoruz' dediler. Bazıları da 'Beraberinde diğer insanlar ve Rasulullah’ın (sav) ashabı var. Onları bu vebaya götürmeni uygun bulmuyoruz' dediler. Ömer 'Gidebilirsiniz' dedi. Ardından 'Bana ensârı çağır' dedi. Ben de kendisine onları çağırdım. Ömer onlarla istişare etti. Onlar da muhacirler gibi davrandılar, onların ihtilafa düştükleri gibi ihtilafa düştüler. Ömer 'Gidebilirsiniz' dedi. Sonra 'Bana burada bulunan fetih yılında hicret etmiş olan Kureyşli ihtiyarları çağır' dedi. Ben de onları çağırdım. Onlardan hiç kimse ihtilaf etmedi. Dediler ki 'İnsanları geri döndürmenin ve bu vebaya götürmemenin uygun olacağını düşünüyoruz' Bunun ardından Ömer insanlar arasında 'Ben sabaha bir bineğin sırtına binmiş olacağım. Siz de sabaha bir bineğin sırtında olun' diye seslendi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde b. Cerrah 'Allah’ın kaderinden kaçmak için mi?' dedi. Ömer (ra) 'Bunu keşke senden başkası söyleseydi ey Ebu Ubeyde!' dedi ve 'Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin? Senin bir takım develerin olsaydı da biri verimli diğeri kurak iki yakası olan bir vadiye inseydin, verimli olanda develerini otlattığında Allah’ın takdiriyle otlatmış, kurak olanda otlattığında da yine Allah’ın takdiriyle otlatmış olmaz mıydın?' diye ekledi. Derken Abdurrahman b. Avf geldi. Bazı ihtiyaçları için ortadan kaybolmuştu. Abdurrahman şöyle dedi: Bu konuda bende bir bilgi var. Rasulullah’ı (sav) 'Bir yerde veba olduğunu duyduğunuz zaman oraya gitmeyin. Sizin de içerisinde bulunduğunuz bir yerde veba çıktığı zaman da vebadan kaçmak için oradan çıkmayın' buyururken duydum. Bunun üzerine Ömer (ra), Allah’a hamd etti ve oradan ayrıldı."
Bize İshak, ona Habbân, ona Davud b. Ebu Furât, ona Abdullah b. Bureyde, ona da Yahya b. Ya'mer Hz. Peygamber'in eşi Âişe'den şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Âişe, Rasûlullah'a veba salgınını sormuş, Hz. Peygamber (sav) de şu cevabı vermiştir: "Şüphesiz veba Allah'ın, dilediği topluluk üzerine gönderdiği bir azaptır. Allah vebayı müminler için bir rahmet vesilesi kılmıştır. Bir yerde veba salgını çıkar da orada bulunan kul sabırla ve kendisine Allah'ın yazgısı dışında hiç bir musibetin dokunmayacağını bilerek yerinde beklerse Allah onu şehit olmuş gibi mükafatlandırır."
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) ölüm hastalığı sırasında kendisine Muavvizat (felak ve Nas) Surelerini okuyup üflerdi. Hastalığı ağırlaşınca, O'na bu Sureleri ben okuyup üflüyor ve bereketi sebebiyle, kendi elleriyle onu mesh ediyordum.
Ma'mer der ki: Ben Zuhrî'ye “Rasulullah (sav) nasıl nasıl okuyup üflerdi?” diye sordum. o da “ellerine okur, üfler sonra elleriyle yüzünü mesh ederdi” dedi.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Nuaym el-Mucmir, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Medine'ye Deccâl Mesîh ve taun girmez"