Giriş

Bize Süveyd b. Nasr, ona Abdullah, ona Yahya b. Eyyûb, ona Ubeydullah b. Zahr, ona Ali b. Yezid, ona Kasım Ebu Abdurrahman, ona da Ebu Ümame (ra) Hz. Peygamber’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Hasta ziyaretinin tam olarak yapılmasını sağlayan şey, elinizi hastanın alnına veya eline koyup halini hatırını sormanızdır. Aranızdaki selamlaşmayı tamamlayan husus ise el sıkışmanızdır."
Ebu İsa (et-Tirmizî) şöyle demiştir: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Muhammed (b. İsmail el-Buhârî), Ubeydullah b. Zahr'ın güvenilir bir râvi olduğunu, Ali b. Yezid'in ise zayıf bir râvi olduğunu söylemiştir. Kasım b. Abdurrahman'ın da Ebu Abdurrahman diye künyelendiğini ve Şamlı güvenilir râvi olup, Abdurrahman b. Halid b. Yezid b. Muaviye’nin azadlı kölesi olduğunu belirtmiştir.


    Öneri Formu
15979 T002731 Tirmizi, İsti’zan ve Âdâb, 31

Bize Ebu Kureyb, ona Muaviye b. Hişam, ona İmran b. Enes el-Mekkî, ona Atâ, ona da İbn Ömer, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Ölülerinizin iyilikle anın, kötülüklerinden bahsetmeyin."
Ebu İa (Tirmizî) hadis hakkında şu değerlendirmede bulunmuştur: Bu garîb bir hadistir. Muhammed (b. İsmail Buhârî)'in 'İmran b. Enes el-Mekkî, münkeru'l-hadîstir. Râvilerden biri bu hadisi Atâ vasıtasıyla Âişe'den nakletmiştir. İmran b. Ebu Enes adlı râvi Mısırlıdır ve Mekkeli İmran b. Enes'ten daha yaşlı ve hafıza bakımından da daha sağlam biridir" dediğini duydum.


    Öneri Formu
15996 T001019 Tirmizi, Cenaiz, 34

Bize Ali b. Hucr, ona Hikl b. Ziyâd, ona Evzâî, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Ebu İbrahim el-Eşhelî, ona da babası şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav) cenaze namazı kıldığı zaman şöyle dua ederdi: Allah’ım! Dirimizi ölümüzü, burada olanımızı olmayanımızı, küçüğümüzü büyüğümüzü, erkeğimizi dişimizi, hepsini affet."
Hadisin râvilerinden Yahya şöyle demiştir: Bu hadisi bana Ebu Seleme b. Abdurrahman, Ebu Hureyre’den, o da Nebî'den (sav) şu ilave lafızlarla nakletmiştir: 'Allah’ım! Bizden yaşamasını dilediğin kimseleri İslam üzere yaşat, ölmesini dilediğin kimseyi de imanla öldür.' Tirmizî, bu konuda Abdurrahman b. Avf, Âişe, Ebu Katâde, Avf b. Malik ve Câbir’den de hadis rivayet edildiğini söylemiştir. Tirmizî ayrıca Ebu İbrahim’in babasından rivayet ettiği hadisin hasen sahih olduğunu belirtmiştir. Hişâm ed-Destüvâî ve Ali b. Mübarek bu hadisi, Yahya b. Ebu Kesir’den, o Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan, o da Hz. Peygamber'den (sav) mürsel olarak rivayet etmişlerdir. İkrime b. Ammâr da Yahya b. Ebu Kesir’den, o Ebu Seleme’den, o Âişe’den aynı hadisi (müsned olarak) rivayet etmiştir. Ancak İkrime b. Ammâr'ın hadisi şâzdır (güvenilir râvilerin hadislerine muhaliftir). Zira İkrime, Yahya'dan naklettiği hadislerde bazen vehme kapılarak yanılırdı. Bu hadis aynı şekilde Yahya b. Ebu Kesir'den, o Abdullah b. Ebu Katâde'den, o babasından, o da Nebî'den (sav) rivayet edilmiştir. Tirmizî, Muhammed (Buhârî)'den duyduğuma göre o 'Bu konudaki rivayetlerin en sahihi, Yahya b. Ebu Kesir’in, Ebu İbrahim el-Eşhelî’den onun da babasından yaptığı rivayettir demiştir. Buhârî'ye Ebu İbrahim’in isminin ne olduğunu sordum, ama bilemedi.


    Öneri Formu
16005 T001024 Tirmizi, Cenaiz, 38

Bize Muhammed b. Beşşâar, ona Abdurrahman b. Mehdî, ona Muaviye b. Salih, ona Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr, ona babası (Cübeyr b. Nüfeyr), ona da Avf b. Malik şöyle rivayet etmiştir:
"Bir cenazenin namazını kıldırırken, Rasulullah'ın (sav) dua ettiğini duydum. O duasından aklımda kalanlar şunlardır: 'Allah’ım onu affet, ona merhamet et. Elbisenin kirden temizlendiği gibi onu dolu (yağmur, kar) ile günahlarından arındır'."
Tirmizî, bu hadisin hasen sahih olduğunu belirtmiştir. Muhammed b. İsmail (Buhârî) de bu konudaki en sahih hadisin bu olduğunu söylemiştir.


    Öneri Formu
16006 T001025 Tirmizi, Cenaiz, 38


    Öneri Formu
15890 T001010 Tirmizi, Cenaiz, 26


    Öneri Formu
15899 T001012 Tirmizi, Cenaiz, 28


    Öneri Formu
15894 T001011 Tirmizi, Cenaiz, 27


    Öneri Formu
16029 T002748 Tirmizi, Edeb, 8

Bize Übeyd b. İsmail, ona Ebu Üsâme, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir) şöyle demiştir:
Mekke'nin fethi yılında Hz. Peygamber (sav) sefere çıkınca, bu haber Mekke'de Kureyş'e ulaştı. Ebu Sufyân b. Harb, Hakîm b. Hızâm ve Budeyl b. Verkâ, Hz. Peygamber'in (sav) seferi hakkında bilgi toplamak üzere yola çıkıp Merru'z-Zahrân'a kadar gittiler. Orada hacıların Arafat'taki ateşlerine benzer ateşlerle karşılaştılar. Ebu Sufyân "Arafataki ateşlere benzeyen bu ateşler de neyin nesi?" dedi. Budeyl b. Verkâ "Bunlar Amroğulları'nın ateşleri" dedi. Ebu Sufyân " Hayır, Amroğulları'nın ateşi bundan daha azdır" dedi. Bu sırada Rasulullah'ın bekçilerinden bir kısım insanlar Ebu Sufyân ile arkadaşlarını gördüler, onlara yetişip yakalayarak Rasulullah'a getirdiler. Ebu Sufyân hemen Müslüman oldu. Ordu yola çıkacağı zaman Hz. Peygamber (sav) Abbâs'a "Ebu Sufyân'ı alıkoy da Müslümanların kalabalığını bir görsün" buyurdu.
Abbâs Ebu Süfyân'ı alıkoydu. Derken Arab kabileleri, Hz. Peygamber'in (sav) eşliğinde bölük bölük Ebu Süfyân'ın önünden geçti. Bir bölük geçti, Ebu Süfyân, "bunlar kim" diye sordu. Abbas "bu Gıfâr kabilesi" dedi. Ebu Sufyân "Gıfâr'ın benimle ne alıp veremediği var ki?" dedi. Sonra Cuheyne kabilesi geçti. Ebu Sufyân aynı şekilde sordu. Ardından Sa'd b. Huzeym kabilesi geçti. Ebu Sufyân yine aynı şekilde sordu. Sonrasında Suleym kabilesi geçti. Ebu Suf­yân aynı şekilde sordu. En sonunda Ebu Sufyân'ın ömründe benzerini görmediği bir bölük geçti. "bunlar kim" diye sordu. Abbas "bunlar Ensâr'dır" dedi. Ensâr'ın başında elinde sancağı ile Sa'd b. Ubâde bulunuyordu. Ebu Sufyân'ın önün­den geçerken: "Ey Ebu Sufyân! Bu gün cenk günü, bu günde Kâbe'de kan dökmek helâldır" dedi. Ebu Sufyân "Ey Abbas! Bu gün senin beni koruman ne güzel olurdu" dedi. Sonra bir bölük daha geldi. Bu bölük sayıca en az olanı idi. Bun­ların içinde Rasulullah ve ashabı bulunuyordu. Hz. Peygamber'in (sav) sancağı da Zübeyir b. Avvâm'ın elindeydi. Rasulullah geçerken Ebu Sufyân "Sa'd b. Ubâde'nin dediğini öğrendin mi?" dedi. Rasulullah "ne söyledi?" diye sordu. Ebu Sufyân "şöyle şöyle dedi" cevabını verdi. Rasulullah " Sa'd yanlış söylemiştir. Bu gün Allah'ın Kâbe'yi yücelteceği bir gündür. Ve bu gün Kâbe örtüsüne bürünecektir" buyurdu.

Râvî der ki: Rasulullah bayrağının Hacûn mevkiine dikilmesini emretti.

Bize Urve, ona da Cubeyr b. Mut'im'ın oğlu Nâfi şöyle rivayet etmiştir: Ben Abbas'ın (yıllar sonra) Zübeyir'e hitaben "Ey Ebu Abdullah! (hani hatırlar mısın) Hz. peygamber sana sancağı şuraya dikmeni emretmişti" dediğini işittim.

Yine Urve der ki: Rasulullah (sav) o gün Hâlid b. Velîd'e Mek­ke'nin üst tarafındaki Kedâ mevkiinden girmesini emretmiş, kendisi de Kudâ mevkiinden girmişti. Mekke'ye girerken, Hâlid b. Velîd'in birliğinden iki kişi; Hubeyş b. Eş'ar ve Kurz b. Câbir el-Fıhrî şehit olmuştur.


    Öneri Formu
287225 B004280-2 Buhari, Megâzî, 48

Bize Kuteybe (b. Said), ona Ebu Safvân (Abdullah b. Said), ona Üsâme b. Zeyd, ona İbn Şihâb, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav), Uhud günü Hamza'nın cesedinin yanına geldi ve başında durdu. Cansız bedenine müsle yapıldığını (gözünün oyulduğu, kulağının ve burnunun kesildiğini) görünce şöyle buyurdu: Safiyye’yi sevindirecek olmasaydım, Hamza'nın cesedini böylece bırakır, vahşi hayvanların yemesine terk eder ve kıyamet günü de onların karınlarından diriltilmesini isterdim. Sonra Rasulullah (sav), çizgili kumaştan yapılmış bir elbise istedi ve onunla Hamza'yı kefenledi. Kefen, başına doğru çekildiğinde ayakları, ayaklarına doğru çekildiğinde ise başı açıkta kalıyordu. Şehitler çok, fakat kefen yapılacak malzeme azdı. Bir, iki ya da üç kişi bir kefene sarılıyor, sonra da aynı kabre defnediliyordu. Defnederken Rasulullah (sav) 'Hangisinin Kur'an bilgisi çoktur?' diye soruyor ve onu kıbleye doğru ön tarafa geçiriyordu. Böylece tüm Uhud şehitlerini defnetti ve onlar için cenaze namazı da kılmadı."
Ebu İsa (Tirmizî), hadis hakkında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: Enes hadisi hasen-garibdir ve sadece bu tarikle bilinmektedir. Nemire, eskimiş (çizgili) elbise demektir. Bu hadisin rivayetinde Üsâme b. Zeyd'e muhalefet edilmiştir. Şöyle ki hadisi, Leys b. Sa'd, ona İbn Şihâb, ona Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik, ona da Câbir b. Abdullah b. Zeyd rivayet etmiştir. Ma'mer ise bu hadisi Zührî'den, o Abdullah b. Sa'lebe'den, o da Cabir'den rivayet etmiştir. Bu hadisi Zührî vasıtasıyla Enes'ten nakleden Üsâme b. Zeyd'den başkasını da bilmiyoruz. Muhammed (b. İsmail Buhârî)'ye bu hadisin isnadı hakkında sorduğumda 'Leys’in, İbn Şihâb, onun Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik, onun da Cabir vasıtasıyla rivayet ettiği hadis daha sahihtir' demiştir.


    Öneri Formu
15928 T001016 Tirmizi, Cenaiz, 31