11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Mâlik, ona Salim, ona Umeyr mevla Ümü Fadl, ona da Ümmü Fadl; (T) Bize Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona Ebu Nadr mevla Ömer b. Ubeydullah, ona Umeyr mevla Abdullah b. Abbas, ona da Ümmü Fadl bt. Hâris şöyle söylemiştir:
İnsanlar Arefe gününde Ümmü Fadl'ın yanında Nebî'nin orucu(lu olup olmadığı) hakkında tartıştılar. Bir kısmı Hz. Peygamber'in (sav) oruçlu olduğunu söylerken bir kısmı da oruçlu olmadığını ifade etti. Ben de devesi üzerinde bekler vaziyette iken kendisine bir bardak süt gönderdim. Hz. Peygamber (sav) de onu içti.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Abdulvehhab, ona Übeydullah b. Saîd b. Ebu Saîd, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber (sav) Kervanların pazara girmeden önce yolda karşılanmasını, ve şehirli kimsenin, köylünün malını onun namına cambazlık yaparak satmasını yasaklamıştır.
Bize Ayyâş b. Velîd, ona Abdula'lâ, ona Ma'mer, ona İbn Tâvus, ona Babası (Tâvus b. Keysân) şöyle rivayet etmiştir:
Ben İbn Abbas'a, Hz. Peygamber'in "şehirli, köylünün malını satamaz" sözünün anlamını sordum, o da şöyle cevap verdi: "Şehirli, köylüye simsarlık edemez" dedi.
Bize Müsedded, ona Yezîd b. Zürey, ona et-Teymî, ona Ebu Osman, ona da Abdullah (ra) şöyle demiştir:
(çok gözüksün diye) sütü memesinde biriktirilmiş bir hayvan satın alan kimse (sütü sağdıktan sonra onu geri vermek isterse, sağdığı süte bedel olarak) bir sâ (miktarı bir ürün) ile birlikte hayvanı geri versin. Abdullah der ki: Hz. Peygamber (sav), kervanları pazara girmeden önce karşılayıp (malı satın almayı) yasakladı.
Bize Abdullah b. Yusuf, bize Malik, ona Nâfi, ona da Abdullah b. Ömer'in (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Hz. peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın. Şehir dışından ticaret mallarını pazara inmeden yolda karşılayıp (satın almayın)."
Bize Musa b. İsmail, ona Cüveyriye, ona Nâfi, ona da Abdullah (ra) şöyle demiştir:
Biz ticaret kervanlarını yolda karşılayıp onlardan yiyecek satın alırdık. Hz. Peygamber (sav) kervan yiyecek pazarına ulaşmadan alışveriş yapmamızı yasakladı.
Ebu Abdullah (el-Buhârî) der ki: Übeydullah'ın rivayeti, kervanı yolda karşılama olayının çarşının üst tarafında olduğunu açıklamaktadır.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Hişâm b. Urve, ona Babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Berîre bana geldi ve "ben, hürriyetimi satın almak üzere, sahiplerimle her yıl bir ûkıyye (40 dirhem ödemek) üzere dokuz ûkıyye (360 dirhem) karşılığında anlaşma yaptım, bana yardım eder misin?" dedi. Ben de "eğer sahiplerin sen hürriyetine kavuştuktan sonra velayetini bana verirse, ben bu bedeli (dokuz ûkiyyeyi) onlara bir defada öderim" dedim. Bunun üzerine Berîre bu teklifi sahiplerine götürdü, ancak sahipleri bu teklifi reddetti. Sahiplerinin yanından döndüğünde Hz. Peygamber (sav) Âişe'nin yanında oturuyordu. Berîre Âişe'ye "teklifini onlara sundum, ancak velayetin kendilerine ait olmaları dışındaki teklifi reddettiler." dedi. Hz. Peygamber (sav) Berîre'nin dediğini duydu. Aişe de konuyu Hz. Peygamber'e anlattı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Âişe'ye "Berîre'yi onlardan satın al ve velayet şartından onlar lehine vazgeç. Velayet hiç şüphesiz azat edene aittir" buyurdu. Âişe de Berîre'yi bu şekilde satın alıp hürriyetine kavuşturdu. Sonra Rasûlullah (sav) insanlar içinde ayağa kalkıp Allah'a hamd ve sena etti, ardından "Bundan (Allah'a hamd ettikten) sonra, bazı adamlara ne oluyor ki Allah'ın kitabında bulunmayan şartlar öne sürüyorlar. Allah'ın kitabında bulunmayan herhangi bir şart, yüz kere şart kılınmış olsa da muhakkak surette bâtıldır, Allah'ın hükmü uyulmaya en layık, Allah'ın şartı da en sağlam ve en güvenilecek şarttır. Velayet ancak hürriyete kavuşturan kimseye aittir." buyurdu.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Nâfi, ona da Abdullah b. ömer (r.anhuma) şöyle demiştir:
Müminlerin annesi Âişe bir cariye satın alıp, onu hürriyete kavuşturmak istedi. Cariyenin sahipleri "Biz bu cariyeyi, velayet hakkı bizde olmak kaydıyla satarız" dediler. Âişe onların bu şartını Rasûlullah'a (sav) bildirdi. Rasûlullah (sav) "Bu şart, senin velâyet hakkına engel olmaz. Çünkü velâyet hakkı azat edene aittir." buyurdu.
Açıklama: أَعْلَى السُّوقِ çarşının üst tarafı esasında çarşının içinde anlamında çeviri yapılır. Zira bu ifade telakki'r-rukban/yani satıcıları şehre varmadan yolda karşılamak anlamında olmadığını beyan için kullanılmıştır.