Giriş

Bize Vekî, ona Fıtr ve Yezid b. Harun, onlara Mücahid, ona da Abdullah b. Amr'ın naklettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Akrabalarıyla ilişkisini karşılıklı olarak sürdüren (gerçekten) sılayı rahim yapmış sayılmaz. Asıl sılayı rahim yapan, kendisiyle ilişkisi kesilmiş akrabalarıyla irtibat kuran (ve onlara iyilik eden) kimsedir."

Yezid الْمُكَافِئِ kelimesi yerine الْمُوَاصِلُ kelimesin kullanmıştır


Açıklama: Buhari'nin şartlarına göre sahihtir.

    Öneri Formu
61672 HM006817 İbn Hanbel, II, 194


Açıklama: Buharî'nin şartlarına göre isnadı sahihtir.

    Öneri Formu
61686 HM006831 İbn Hanbel, II, 195


Açıklama: Hadisin isnadı meçhullerin müselselinden, Veki'in Yessâr b. Manzûr'un ismini yanlış olarak rivâyet etmesinden oluşmaktadır. Burada Manzûr b. Yessâr olarak vermektedir. Buhârî ve diğerlerinin belirttiğine göre ondan sadece Kehmes İbnü'l-Hasen rivâyette bulunmaktadır. Manzûr b. Yessâr'ı el-Îclî sika olarak kabul etmekte, İbn Hibbân'da onu es-Sikât adlı eserinde zikretmektedir. Babası Menzûr(İbn Yessâr el-Fezârî)'den oğlu Yessâr'dan başka kimse hadis rivâyetinde bulunmamıştır. Onu sadece İbn Hibbân sika olarak kabul etmektedir.

    Öneri Formu
62451 HM016042 İbn Hanbel, III, 481

Bize Ebu Muğîre, ona Evzâî, ona da Hassân b. Atiyye şöyle demiştir:

Biz mescitte iken Ebu Kebşe çıkageldi. Mekhul, İbn Ebu Zekeriya ve Ebu Bahriye kalkıp ona doğru yöneldiler. Ebu Kebşe “ben Abdullah b. Amr'ı işittim, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu söylüyordu” dedi:

"Bir ayet dahi olsa benden alıp başkalarına aktarınız. İsrailoğullarından rivayette bulunmanızda ise bir sıkıntı yoktur. Kim bile bile benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın."


Açıklama: Buhâri'nin şartlarına göre sahihtir.

    Öneri Formu
61861 HM007006 İbn Hanbel, II, 214

Bize Mervân b. Şücâ Ebu Amr el-Cezerî, ona Kudüs ahalisinden Mervan b. Ebu Able el-Ukaylî, ona da Ebu Seleme b. Abdurrahman şöyle demiştir:

Abdullah b. Ömer ile Abdullah b. Amr b. Âs, Merve Tepesi’nde buluşmuşlardı. Sohbet ettiler. Sonra Abdullah b. Amr oradan ayrıldı, Abdullah b. Ömer de gözleri yaşlı orada kaldı. Bir adam “Ey Ebu Abdurrahman! Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Abdullah b. Ömer “Bu (Abdullah b. Amr), Hz. Peygamber’i (sav) şöyle derken duyduğunu söyledi:

"Kalbinde hardal tanesi kadar kibir olan kimseyi, Allah, (alçaltılmış olarak) yüzüstü cehenneme atar."


Açıklama: Buhari'ye göre sahihtir.

    Öneri Formu
61870 HM007015 İbn Hanbel, II, 215

Bize Vekî', ona A'meş, ona da Ebu Süfyân, Câbir'in şöyle dediğini rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) atından bir hurma ağacı gövdesinin üzerine düştü ve ayağı çıktı. Bunun üzerine onu ziyaret etmek üzere huzuruna girdik. Namaz kılıyordu. Biz de Ona (sav) uyup ayakta namaz kıldık. Namaz bitince şöyle buyurdu "İmam ancak kendisine uyulmak için öne geçirilir. Ayakta namaz kılarsa siz de ayakta namaz kılın! Oturarak namaz kılarsa siz de oturarak namaz kılın. Farslılar'ın büyüklerine yaptığı gibi imam otururken ayakta durmayın!"


Açıklama: Hz. Peygamber'in (as) yaralı olduğu dönemde cemaate oturarak namaz kıldırdığı ve cemaatten de oturmalarını istediği anlamındaki rivayet Hz. Aişe, Enes b. Malik, Cabir b. Abdullah ve Ebu Hüreyre'den gelmiştir. Fakat "Farisiler gibi büyüklerinize kalkmayın" anlamına gelen bölüm sadece Cabir b. Abdullah'tan aktarılmaktadır (İbn Ebi Şeybe, Musannef, II, 115 vd.). Bu hadis namazda imam otururken cemaatin de oturması gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte Ehl-i hadisten bazı alimler, Resulullah'ın (sav) vefatına sebep olan hastalığı sırasında kendisinin Hz. Ebubekir'e oturarak imam olmasını, Hz. Ebubekir'in de Resulullah'a (sav) ayakta uymasını ve cemaati yönlendirmesini delil getirerek önceki hükmün mensuh olduğunu savunmuşlardır. (İbn Huzeyme, Sahîh, II, 776). Buhârî'nin aktardığına göre bu görüşü Humeydî savunmuştur (Buhârî, Sahîh, I, 139). Bazı alimler imam oturarak namaz kıldırsa bile cemaatin ayakta namaz kılması gerektiğini söylemişlerdir. Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes, İbnü'l-Mübârek ve Şâfiî bunlar arasındadır (Tirmizî, Sünen, II, 194). isnadı kavîdir.

    Öneri Formu
62158 HM014254 İbn Ebi Şeybe, Musannef, II, 115, 235; VII, 286; Buhari, el-Edebü'l-müfred, s. 533; İbn Mace, Sünen, II, 296; Ebu Davud, Sünen, I, 451; Ebu Ya'la el-Mevsıli, Müsned, III, 411; İbn Huzeyme, Sahih, II, 775; III, 53.


Açıklama: Bu isnad Buhârî'nin şartlarına göre sahihtir.

    Öneri Formu
61708 HM006853 İbn Hanbel, II, 196


Açıklama: Metin sahih isnad ise zayıftır. Yezîd b. İyâz hakkında söylenen sözler; Buhârî; münkerü'l-hadis yani kendisinden hadis nakletmek helal değildir demektedir. Nesâî; Metrûk, İbn Maîn; bişey değildir, Dârekutnî Zayıf demektedir.

    Öneri Formu
62439 HM016036 İbn Hanbel, III, 481


Açıklama: Hadisin isnadı meçhullerin müselselinden, Veki'in Yessâr b. Manzûr'un ismini yanlış olarak rivâyet etmesinden oluşmaktadır. Burada Manzûr b. Yessâr olarak vermektedir. Buhârî ve diğerlerinin belirttiğine göre ondan sadece Kehmes İbnü'l-Hasen rivâyette bulunmaktadır. Manzûr b. Yessâr'ı el-Îclî sika olarak kabul etmekte, İbn Hibbân'da onu es-Sikât adlı eserinde zikretmektedir. Babası Menzûr(İbn Yessâr el-Fezârî)'den oğlu Yessâr'dan başka kimse hadis rivâyetinde bulunmamıştır. Onu sadece İbn Hibbân sika olarak kabul etmektedir.

    Öneri Formu
62449 HM016041 İbn Hanbel, III, 481


Açıklama: Hadisin isnadı meçhullerin müselselinden, Veki'in Yessâr b. Manzûr'un ismini yanlış olarak rivâyet etmesinden oluşmaktadır. Burada Manzûr b. Yessâr olarak vermektedir. Buhârî ve diğerlerinin belirttiğine göre ondan sadece Kehmes İbnü'l-Hasen rivâyette bulunmaktadır. Manzûr b. Yessâr'ı el-Îclî sika olarak kabul etmekte, İbn Hibbân'da onu es-Sikât adlı eserinde zikretmektedir. Babası Menzûr(İbn Yessâr el-Fezârî)'den oğlu Yessâr'dan başka kimse hadis rivâyetinde bulunmamıştır. Onu sadece İbn Hibbân sika olarak kabul etmektedir.

    Öneri Formu
62453 HM016043 İbn Hanbel, III, 481