11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Müsedded, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyr) ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
"Aşure, cahiliye döneminde Kureyş'in oruç tuttuğu bir gündü. Hz. Peygamber (sav) de o günü oruçlu geçirirdi. Medine'ye geldiği zaman da o gün oruç tutmuş ve tutulmasını emretmiştir. Ramazan orucu farz olunca, artık dileyen aşure orucunu tuttu, dileyen de tutmadı."
Leys b. Sa'd der ki: bana Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Esma b. Ebu Bekir, ona (r.anhuma) şöyle demiştir:
Ben Zeyd b. Amr b. Nufeyl'i, sırtını Kâbe'ye dayamış olduğu hâlde ayakta gördüm, şöyle diyordu: Ey Kureyş topluluğu! Allah'a yemin ederim ki, benden başka sizlerden hiç kimse İbrahim Dini üzere değildir. Râvî der ki: Zeyd, kızını öldürmek isteyen kimseye “onu öldürme, ben onun yaşama masrafını sana veririm” diyerek diri diri gömülecek kız çocuklarının hayatta kalmasını sağlar ve o kızı yanına alırdı. Sonra kız çocuğu hareketlenip, büyüyünce babasına “istersen kızını sana geriye vereyim, istersen de onun masrafını sana ödeyeyim” derdi.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Leys b. Sa'd arasında inkıta vardır.
Bize Ebu Numân, ona Hammâd b. Zeyd, ona Amr b. Dînâr ve Ubeydullah b. Ebu Yezîd şöyle demişlerdir:
Hz. Peygamber (sav) zamanında Kâbe'nin etrafında duvar yoktu. İnsanlar Kâbe'nin etrafında namaz kılarlardı. Nihayet Ömer halife olunca, Kâbe'nin etrafına bir duvar inşa etti.
Ubeydullah der ki: Kâbe'nin etrafındaki duvar kısaydı, İbn Zübeyir yükseltti.
Bize Muhammed b. Ebu Bekir, ona Fudayl b. Süleyman, ona Musa, ona Salim b. Abdullah, ona da Abdullah b. Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir:
Peygamber (sav), peygamberlik ve vahiy gelmezden önce, Beldah vadisinin alt tarafında Zeyd b. Amr b. Nufeyl ile buluştu. Bu sırada (Kureyş tarafından ) Peygamber'e bir sofra ve bir miktar yemek takdim edildi. Zeyd yemekten çekindi ve “ben sizin putlarınız adına kesmekte olduğunuz hayvanların etlerinden yemem. Ben yalnız üzerine Allah adı anılarak kesilen hayvan etini yerim” dedi. Zeyd b. Amr, hayvanlarını Allah adına kesmedikleri için Kureyş'i ayıplar “koyun Allah'ın yarattığı bir hayvandır. Allah onu yaratmış, onun faydalanması için gökten yağmur yağdırmış, yerden de onun gıdasını bitirmiş, ama siz kalkıp bu hayvanı Allah adından başka bir ad anarak kesiyorsunuz” derdi.
Musa der ki: Bana, Salim b. Abdullah, İbn Ömer'den şöyle rivayet etmiştir:
Zeyd b. Amr b. Nufeyl, tabi olacağı bir din arayışı ile Mekke'den Şam'a doğru çıktı. Yahudilerden bir âlimle karşılaştı ve ona “belki ben de sizin dininize girerim. Onun için bana dininizin hâlini haber ver” diyerek dinlerinin mahiyetinden sordu. Yahudi âlim, Zeyd'e “sen Allah'ın gazabından payını almadıkça bizim dinimiz üzere olamazsın” dedi. Zeyd de ona “ben zaten Allah'ın gazabından kaçıyorum, ben, gücüm yettikçe, asla Allah'ın gazabından hiçbir şey üstlenmem. Sen beni başka bir dine yönlendir” dedi. Âlim “benim bilgime göre o din ancak Hanif Dini olabilir” dedi. Zeyd “Hanif Dini nedir?” dedi. Yahudi âlim “İbrahim Dinidir. İbrahim ne bir Yahudi, ne de bir Hristiyan'dı. O, Allah'tan başkasına ibadet etmezdi” dedi. Zeyd onun yanından çıktı ve Hristiyanlardan bir âlimle karşılaştı. Ona da Yahudi âlime söylediği gibi söyledi. O da Zeyd'e “sen Allah'ın lanetinden nasibini almadıkça asla bizim dinimiz üzere olamayacaksın” dedi. Zeyd ona da “ben zaten Allah'ın lanetinden kaçmaktayım, gücüm yettiğince de asla Allah'ın lanetinden de, gazabından da hiçbir şey taşımam. Sen beni başka dine yönlendirir misin?” dedi. Hristiyan âlim “ben o dinin ancak Hanif Dini olabileceğini biliyorum” dedi. Zeyd “Hanif Dini nedir?” dedi. Hristiyan âlim “İbrahim Dinidir. O ne bir Yahudi, ne de bir Hristiyan'dı ve yalnız Allah'a ibadet ederdi” dedi. Zeyd, bunların İbrahim Peygamber hakkındaki sözlerini dinleyince, oradan çıktı ve onların yurdundan dışarı çıkınca iki elini yukarıya kaldırdı ve “Allah'ım, İbrahim Dini üzere olduğuma seni şahit tutuyorum” diye dua etti.
Bize Müslim, ona Vuheyb, ona İbn Tavus, ona babası (Tavus b. Keysan), ona da İbn Abbas (r.anhumâ) şöyle rivayet etmiştir:
Müşrikler hac aylarında yapılan umreyi yeryüzünde işlenebilecek günahların en çirkini olarak görürler ve Muharrem ayını Safer ayı diye değiştirerek “Develerin arkasındaki yaralar iyileşir, izler silinir, Safer ayı da çıkarsa, umre yapmak isteyen için de umre yapmak helal olur” derlerdi. Nebi (sav) ve ashabı Zilhiccenin dördüncü gecesi sabahında, hac niyetiyle ihrama girmiş olarak (Mekke’ye) geldiklerinde, kendilerine bu niyetlerini umre niyeti olarak değiştirmelerini emretti. Böyle bir iş onlara ağır geldi ve “ey Allah’ın Rasulü, hangi şartlarda girdiğimiz ihramdan çıkalım?” dediler. Peygamber (sav) "yasak olan şeylerin tamamı helal olmak üzere ihramdan çıkın" buyurdu.