11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize İshak el-Vâsıtî, ona Halid, ona Beyan, ona da Kays, Cerir b. Abdullah'ın (ra) şöyle dediğini rivayet etti:
"İslam'a girdiğim günden beri Rasulullah (sav) beni huzuruna girmekten asla men etmedi ve beni her gördüğünde muhakkak gülümsedi."
Açıklama: Cerir b. Abdullah el-Becelî (ra) hicri 10. yılda Medine'ye gelip müslüman olmuştur. Bu durumda Hz. Peygamber (sav) ile ancak yarım yıl kadar birlikte olmuştur. Anlattığı olay da bu son yılda yaşanmıştır.
Bize Süleyman b. Harb, ona Şu'be, ona Saîd b. Ebu Bürde, ona da babası (Ebu Bürde b. Ebu Musa) şöyle rivayet etmiştir:
Medîne'ye gelmiştim ve Abdullah b. Selâm (ra) ile karşılaştım. "Buyurmaz mısın sana kavut un kavrularak yapılan bir yiyecek ve hurma ikram edeyim. Hz. Peygamber'in (sav) namaz kıldığı kıymetli bir odanın bulunduğu eve de girersin" dedi. Ardından "Sen faizin yaygın olduğu bir yerde Irak'ta ikamet ediyorsun. Eğer bir kişiden alacağın var da o kişi sana bir saman çöpü veya arpa yahut yonca ağırlığında bir şey hediye ederse sakın onu alma. Çünkü bu fazlalık, ribadır fâizdir.
Nadr, Ebu Dâvûd ve Vehb, Şu'be'den naklettikleri hadiste ev kelimesini zikretmediler.
Bize Müsedded, ona Yahya, ona İsmail şöyle demiştir:
Ben Abdullah b. Ebu Evfâ'ya “Peygamber (sav) Hatice'ye müjde verdi mi?” dedim, o da “evet, içinde gürültü, patırtı, çalışma ve çabalama olmayan inciden bir ev ile müjdeledi” dedi.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Muhammed b. Fudayl, ona Umâre, ona Ebu Zur'a, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir:
Cibril, Hz. Peygamber'e gelip "Ey Allah'ın Rasulü, içinde katık yahut yiyecek şey yada şerbet bulunan bir kapla, sana doğru gelen Hatice'dir. Sana geldiğinde ona Rabbinden ve benden selâm söyle ve cennette, inciden yapılmış, içinde gürültü patırtı, çalışma, çabalama olmayan, bir sarayla onu müjdele" buyurdu.
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Ezher es-Semmân, ona İbn Avn, ona Muhammed, ona Kays b. Ubâd şöyle demiştir:
Ben Medine Mescidinde oturuyorken içeriye, saygınlığı yüzüne yansıyan bir adam girdi. Orada bulunanlar “İşte bu, cennet ehli bir adamdır” dediler. O kişi çok uzatmadan iki rekat namaz kıldı, sonra dışarıya çıktı. Ben de arkasından gidip kendisine “mescide girdiğiniz zaman, oradaki insanlar hakkınızda bu, cennet ehlinden bir kimsedir dediler” dedim. O zât “Vallahi hiçbir kimsenin, bilmediği şey hakkında konuşması doğru olmaz. Bu sözün neden söylendiğini ben sana anlatayım. Ben Peygamber zamanında bir rüya gördüm ve bunu Peygamber'e (sav) anlattım” dedi şöyle devam etti:
“Rüyamda kendimi bir bahçe içinde gördüm.” -Adam bahçenin genişliğini, yeşilliğinden bahsetti- “Bahçenin ortasında bir ucu yerde, bir ucu gökte, yukarısında da tutunacak bir kulp, bir çember vardı. Bana 'Haydi bu direğe çık' denildi. Ben 'gücüm yetmez' dedim. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi geldi ve arkamdan elbisemden tutup yukarı kaldırdı. Bu şekilde direğin tepesinde kadar yükselip kulpu yakaladım. Bana 'halkayı iyi tut, bırakma' diye tembih edildi. Bu sırada halka elimde uyandım, ardından gidip Peygamber'e (sav) rüyamı anlattım. Hz. Peygamber (sav) "Gördüğün bu bahçe İslam Dinidir. O direk de İslâm Dininin direğidir. O kulp da kopması mümkün olmayan çok sağlam bir (iman) ipidir. Sen ölünceye kadar İslâm Dini üzere yaşayacaksın" buyurdu.
(Râvî der ki:) İçeriye gelen bu adam Abdullah b. Selam'dır.
Halîfe b. Hayyât der ki: Bize Muâz, ona İbn Avn, ona Muhammed, ona Kays b. Ubâde, ona da İbn Selâm bu hadisi rivayet etti ve "مِنْصَفٌ" kelimesi yerine "وَصِيفٌ" kelimesini kullandı.
Bana Muhammed ve Sadaka, onlara Abde, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Abdullah b. Cafer, ona da Ali'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Dünya kadınlarının (kendi döneminde) en hayırlısı Meryem, bu ümmet döneminde ise en hayırlısı Hatice'dir"
Bize Saîd b. Ufeyr, ona Leys, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Ben Peygamber'in (sav) hanımlarından hiçbirini Hatice kadar kıskanmadım. Oysaki Hatice Peygamber (sav) benimle evlenmeden önce ölmüştü. Bu kıskançlığımın sebebi, Peygamber'i (sav) sürekli Hatice'yi anarken işitmem, Allah'ın, Peygamber'e, Hatice'yi cennette inciden bir evle müjdelemesini emretmesi ve bir de Peygamber (sav) koyun kesip o koyunun etinden ihtiyaçları ölçüsünde Hatice'nin dostlarına hediye etmesiydi.
Bana Kuteybe b. Saîd, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Rasulullah'ın (sav) Hatice'yi çok zikretmesinden dolayı, ben hiçbir kadını Hatice kadar kıskanmadım. Rasulullah (sav), Hatice'nin ölümünden üç sene sonra benimle evlendi. Aziz ve Celîl olan Rabbi yahut da Cibril (as), Rasulullah'a, Hatice'yi cennette inciden bir ev ile müjdelemesini emretti.
Bana Ömer b. Muhammed b. Hasan, ona Babası (Muhammed b. Hasan) ona Hafs, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Ben Peygamber'in kadınlarından hiçbirisini, Hatice kadar kıskanmadım. Hâlbuki ben Hatice'yi görmemiştim, ama Peygamber (sav) adını çok anardı. Çok defa koyun keser, sonra da eti parçalara ayırıp, Hatice'nin arkadaşlarına gönderirdi. Bazen dayanamayarak, Hz. Peygamber'e (sav) hitaben “sanki yeryüzünde hiç kadın yok, bir tek Hatice var” diye söylenirdim. Rasulullah da "Hatice şöyle idi, Hatice böyle idi" der ve "Ondan benim çocuklarım var" buyururdu.
İsmail b. Halil der ki: Bize Ali b. Mushir, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Bir kere Hatice'nin kız kardeşi Hâle bt. Huveylid Rasulullah'ın (sav) huzuruna girmek için izin istedi. Rasulullah Hatice'nin izin isteyişini hatırladı ve birden hali tavrı değişip "Allah'ım, izin isteyeni Hâle kıl!" diye dua etti. Ben de kıskanıp Rasulullah'a “Ağzının iki tarafında diş etlerinin kızartısından başka bir beyazlık kalmayan ve zaman içinde ölen ihtiyar Kureyş kadınlarından bir kocakarının nesini anarsın? Allah onun yerine sana, ondan daha hayırlısını vermiştir” diye karşılık verdim.