11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Alâ, ona Ebu Üsame (Hammâd b. Üsame), ona Büreyd b. Abdullah b. Ebu Bürde, ona Ebu Bürde, ona Ebu Musa (Abdullah b. Kays el-Eş'arî) (ra) şöyle söyledi:
Kavmim olan Eşarîler (Tebük seferi hazırlığı sırasında) kendilerine binek ve yük hayvanı istemem için beni Rasulullah'a (sav) gönderdiler. Çünkü onlar Tebük gazasında Rasulullah (sav) ile beraber 'ceyşü'l-usre'de (güçlük ordusu) bulunmak istiyorlardı. Bunun üzerine ben: 'Ey Allah'ın Peygamberi (sav)! Kavmim Eşarîler, kendilerine binek ve yük hayvanı vermen için beni size gönderdiler' dedim. Hz. Peygamber (sav):
"Vallahi ben sizleri hiçbir hayvana bindirmem" buyurdu. Ben o sırada Hz. Peygamber'i (sav) bilmediğim bir sebepten dolayı öfkeli gördüm. Beni reddetmesinden dolayı da hüzünlü ve bana karşı gönlünde bir kırgınlık bulunduğu endişesiyle geri döndüm. Kavmimin yanına dönüp geldiğimde Hz. Peygamber'in (sav) söylediklerini onlara haber verdim. Bunun üzerinden çok değil azıcık bir zaman geçmişti ki aniden Bilal'in (ra) Ey Abdullah b. Kays! diye seslendiğini işittim. Hemen ona cevap verdim. Bilal: 'Rasulullah (sav) seni çağırıyor, hemen icabet et' dedi. Ben, Rasulullah'ın (sav) huzuruna varınca, Sa'd b. Ubâde'den henüz satın aldığı altı deveyi bana göstererek: "Şu çifti al, şu çifti de al! Bunları kavmine götür ve de ki; size bu yük develerini Allah verdi (yahut Rasulullah (sav) verdi) artık bunlara binin!"
Ebu Musa sözüne şöyle devam etti: Ben de bu develeri kavmime götürerek 'Rasulullah (sav) bunları binmek için size gönderdi. Lakin sizden biri benimle gelip de Rasulullah'tan (sav) sizin için istekte bulunduğum zaman söylediği sözü işiten ve (ilk defa vermeyişini sonradan verişine şahitlik eden birine) beraber gitmedikçe yakanızı bırakmam! Onun söylemediği bir şeyi benim size söylediğimi zannetmeyin' dedim. Bana dediler ki; 'Vallahi sen bizim yanımızda doğruluğu tasdik edilmiş birisin. Dilediğini elbette yaparız. Bunun üzerine Ebu Musa onlardan birkaç kişi ile yola revan olarak Rasulullah'ın (sav) sözünü işiten ve ona (evvela) bir şey vermeyip sonradan verdiğini gören kişilere gittiler. Onlar da aynen Ebu Musa'nın kendilerine anlattıklarını anlatılar.
Bize Abdullah b. Mesleme, ona Malik, ona Ebu Esved Muhammed b. Abdurrahman b. Nevfel, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Rasulullah ile birlikte (hac için yola) çıktık. Bizden bir kısmı umre niyetiyle, diğer bir kısmı hac niyetiyle, bazımız da hem hac hem de umreye niyet ederek ihrama girdik. Rasulullah da sadece hacca niyet ederek ihrama girmişti. Yalnız hac için ihrama giren ya da hem hac hem de umre niyetiyle ihrama girenler kurban bayramının ilk gününe kadar ihramdan çıkmadılar.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona da Mâlik aynı senedle hadisi "Hz. Peygamber ile birlikte Veda Haccı için yola çıktık" şeklinde rivayet etmiştir.
Bize İsmail b. Ebu Uveys, ona da Mâlik, hadisin benzerini rivayet etmiştir.
Bize Ahmed b. Yunus, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihâb, ona Âmir b. Sa'd, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs) şöyle rivayet etmiştir:
Veda haccında, ölümcül ağrılar içinde kıvrandığım bir sırada Hz. Peygamber (sav) ziyaretime geldi. O'na “ey Allah'ın Rasulü, gördüğün gibi ağrılar içinde kıvranıyorum. Ben varlıklı bir insanım. Kızımdan başka da kimim kimsem yok. Servetimin üçte ikisini sadaka olarak versem olur mu?” dedim. Hz. Peygamber (sav) "olmaz" buyurdu. Ben “o zaman yarısını vereyim” dedim. Ben “o zaman üçte birini vereyim” dedim. Hz. Peygamber (sav) "Üçte biri bile çok ya, neyse olur. Varislerini zengin bırakman onları, başkalarına el açan yoksullar olarak ardında bırakmandan daha iyidir. Allah rızası için yaptığın tüm harcamaların mükafatını alacaksın. Hatta hanımının ağzına koyduğun bir lokmanın bile" Ben “ey Allah'ın Rasulü, ben arkadaşlarımdan geride (Mekke'de) mi kalacağım?” dedim. Bana "Hayır sen asla geride kalmayacaksın. Allah'ın rızasını kazanacak çok işler yapacak (kadar ömrün uzun olacak), bu sayede derece ve değerini artıracaksın. Belki de, kimileri senden fayda görecek, kimileri de zarar" buyurdu ve "Allah'ım! Ashabımın hicretlerini tamamlamalarını nasip et. Onları hicret ettikleri yurda gerisin geriye döndürme" diye dua etti. Ancak şu bahtsız Sa'd b. Havle dışında (kimse Mekke'de ölmedi). Hz. Peygamber onun Mekke'de ölmesinden dolayı hüzünlenirdi.
Bize Yahya b. Kaza'a, ona Malik, ona İbn Şihâb (T); bize Leys, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Übeydullah b. Abdullah, ona Abdullah b. Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir:
Veda Haccı sırasında, Rasulullah (sav) insanlara namaz kıldırdığı sırada Abdullah İbn Abbâs bir eşek üzerinde geldi. Eşek safın önünden yürüdü gitti, İbn Abbâs da eşekten indi ve insanlarla beraber saf oldu.
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Hişâm, ona da babası (Urve b. Zübeyir) şöyle demiştir:
Ben de yanında iken Usame'ye Hz. Peygamber'in (sav) Veda Haccındaki nasıl yürüdüğü soruldu, o da “Peygamber'in (sav) yürüyüşü ne çok hızlı ne de çok yavaştı, geniş bir alan bulduğu zamanda hızlanırdı” cevabını verdi.
Bize Abdullah b. Mesleme, ona Malik, ona Yahya b. Saîd, ona Adiyy b. Sabit, ona Abdullah b. Yezîd el-Hatmî, ona da Ebu Eyyûb şöyle rivayet etmiştir:
Veda Haccında Rasulullah (sav) ile birlikte iken, Rasulullah (sav) akşam ile yatsı namazını cem etmiştir.
Bize Müsedded, Yahya, ona, Şu'be, ona Hakem, ona Mus'ab b. Sa'd, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (sav) Tebûk gazasına çıktı ve Ali'yi Medine'de vekil bıraktı. Bunun üzerine Ali “beni çocuk ve kadınlara mı vekil bırakıyorsun?” dedi. Rasulullah (sav) ona "Senin benim yanımdaki konumunun Harun'un Musa'nın yanındaki konumu gibi olmasından hoşnut olmaz mısınız? ancak şu var ki benden sonra bir peygamber gelmeyecek" buyurdu.
Ebu Davud der ki: Bu hadisi bize Şu'be, ona Hakem, ona da Mus'ab rivayet etmiştir.