11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman, ona da Hz. Peygamber'in (sav) eşi Âişe şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber'in eşi Safiye bt. Huyey Veda Haccı sırasında hayız oldu. Hz. Peygamber (sav) "Safiye (Medine'ye dönmemize) engel mi olacak" buyurdu. Ben de "ey Allah'ın Rasulü, Safiye ifâza tavafını yapmıştı" dedim. Bunun üzerine Peygamber "öyleyse (bizimle) gelsin" buyurdu.
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, Ona Zührî (T); Bize Muhammed b. Yusuf, ona Evzâî, ona İbn Şihâb, ona Süleyman b. Yesâr, ona da İbn Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir:
Veda Haccında, Fadl b. Abbâs, Rasûlullah'ın bineğinin arkasına binmiş olduğu bir sırada, Has'am kabilesinden bir kadın "ey Allah'ın Rasulü, Allah'ın kulları üzerine haccın farz olması babamın, binek üzerinde duramayacak kadar yaşlı olduğu bir döneme denk geldi. Babam adına hac yapmam geçerli olur mu?" diyerek Rasulullah'tan fetva istedi. Rasulullah (sav) "Evet, geçerli olur" buyurdu.
Bana Muhammed, ona Süreyc b. Numan, ona Füleyh, ona Nâfi, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) Mekke'nin fethi yılında, Usame'yi arkasına bindirmiş olarak Kasvâ (adlı devesi) üzerinde, yanında da Bilâl ile Osman b. Talha olduğu halde gelip Kâbe'nin yanında devesini çöktürdü ve Osman b. Talha'ya "Kâbe'nin anahtarım bize getir" diye emretti, o da anahtarı Peygamber'e (sav) getirdi. Peygamber (sav) için kapıyı açıp içeriye girdi. O'nunla birlikte Usame, Bilâl ve Osman da içeriye girdi ve kapıyı kapatıp uzun bir süre içeride kaldıktan sonra Hz. Peygamber (sav) dışarı çıktı. Ardından hemen insanlar Kâbe'ye girmeye yeltendiler, ama ben önce davranıp içeri girdim, Bilal'i Kâbe kapısının arkasında ayakta dikilirken buldum ve ona “Rasulullah (sav) nerede namaz kıldı? diye sordum” O da “şu öndeki iki direğin arasında kıldı” dedi. O zamanlar Ka'be iki sıra halinde, altı direk üzerinde kurulmuştu. Rasulullah (sav) namaz kılarken Kâbe kapısını arkasına aldı. Yüzünü de duvara doğru döndü. Duvar ile arasında üç zira kadar bir mesafe vardı.
İbn Ömer der ki: Rasulullah'ın kaç rekât kıldığını sormayı unuttum. Rasulullah'ın namaz kıldığı yerde kırmızı bir mermer vardı.
Rasulullah (sav) "Allah bu ayınızı, bu beldenizi, bu gününüzü haram kıldığı gibi sizlere canlarınızı, mallarınızı da haram kılmıştır. size tebliğ ettim mi?" buyurdu. Oradakiler “evet” dediler. Hz. Peygamber (sav) üç defa "şahit ol Allah'ım" dedi, sonra "iyi düşünüp aklınızı başınıza toplayın ve benden sonra birbirinizin boynunu vurarak kâfirlere dönüşmeyin, yoksa yazıklar olsun size" yahut "eyvahlar olsun size" buyurdu.
Bize Yahya b. Süleyman, ona İbn Vehb, ona Ömer b. Muhammed, ona babası (Muhammed b. Zeyd), ona da (Abdullah) b. Ömer (ra) şöyle demiştir:
Hz. Peygamber (sav) aramızdayken Veda Haccı hakkında konuşurduk, fakat Veda Haccı'nın ne olduğunu bilmezdik. Sonra Peygamber (sav) Allah'a hamd ve sena etti. Ardından Mesîh Deccâl'den haber verdi ve onun durumunu uzun uzun anlattı. Ve bu konuşmasında şunları da söyledi: "Allah'ın göndermiş olduğu her Peygamber, muhakkak ümmetini Deccâl hakkında uyarmıştır. Deccâl hakkında Nuh da, ondan sonra gelen bütün peygamberler de (ümmetlerini) uyarmışlardır. Deccâl muhakkak sizin içinizde (bu ümmet döneminde) çıkacaktır. Onun özelliklerinden bazısı sizce bilinmese de, Onun üç özelliği Rabbiniz tarafından size açıkça gösterilecektir. Bilin ki Rabbiniz şaşı değildir, Deccâl'ın ise sağ gözü şaşıdır. Onun gözü, sanki salkımda ayırt edilen iri bir üzüm tane gibidir."
Bize Amr b. Halid, ona Züheyr, ona Ebu İshak, ona da Zeyd b. Erkam şöyle demiştir:
Peygamber (sav) on dokuz defa gaza yaptı. Medine'ye hicret ettikten sonra da bir kere hac yaptı, o da Veda Haccı. Bundan sonra hac yapmadı.
Ebu İshak der ki: Peygamber (sav) Mekke döneminde de bir hac yaptı.
Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona Ali b. Müdrik, ona Ebu Zur'a b. Amr b. Cerîr, ona da Cerîr şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) Veda Haccı'nda Cerîr'e hitaben "insanları sustur" demiş sonra da "benden sonra, birbirinizin boynunu vuran kâfirlere dönüşmeyiniz" buyurmuştur.
Bize Muhammed b. el-Müsennâ, ona Abdülvehhab, ona Eyyüb, ona Muhammed, ona İbn Ebu Bekre, ona da Ebu Bekre'nin (ra) söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"Şüphe yok ki zaman, Allah'ın yerleri ve gökleri yarattığı günkü haliyle devam edip gelmiştir. Bir yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır ki, üçü arka arkaya Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayıdır. Mudar'ın ayı ise Receb'dir, o da Cumâde'l-âhir ile Şaban ayı arasındadır."
Sonra Hz. Peygamber:
"Bu ay, hangi aydır?" diye sordu. Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, dedik.
Sonra sustu, o kadar ki, bu aya eski isminden başka bir isim verecek sandık. Sonra;
"Zilhicce değil mi?" buyurdu.
Evet, dedik.
"Bu belde, hangi beldedir." diye sordu. Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedik. Sonra yine sustu, o kadar ki, bu şehre (Mekke'ye) eski isminden başka bir isim verecek sandık. Sonra tekrar sordu:
"Burası (haram) belde değil mi?" Evet, dedik. "Bugün, hangi gündür." diye sordu. Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedik. Tekrar sustu, sanki bu güne eski isminden başka bir isim verecek sandık. Dedi ki;
"Kurban kesme günü değil mi?" Evet, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
"İşte bu ayınız, bu şehriniz, bu gününüz nasıl haram (kutsal, kimseye dokunulmaz) ise, muhakkak ki canlarınız, mallarınız -ravi Muhammed b. Sirin zannediyorum namuslarınızı kelimesini de ekledi dedi- ve namuslarınız da öylece haramdır (kutsaldır ve dokunulmazdır). Muhakkak sizler, Rabbinize kavuşacaksınız. O zaman Allah size bütün yaptıklarınızdan soracak. Dikkat edin! Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak sapıklara dönmeyin. Dikkat edin! Burada bulunanlar, bulunmayanlara sözlerimi tebliğ etsin! Muhtemeldir ki, kendisine tebliğ edilen, bizzat dinleyenlerin bir kısmından daha anlayışlı olur." -Muhammed (b. Sirin) bu hadisi naklettiği zaman 'Hz. Peygamber (sav) doğru söyledi' derdi. Sonra Rasulullah (sav) şöyle dedi: "Tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi?"