11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu'l-Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Humeyd b. Abdurrahman b. Avf ona Ebu Hüreyre'nin söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda çifter çifter infakta bulunan kimse, cennetin kapılarından 'Ey Allah'ın kulu! İşte burası senin (dünyada) infak ettiklerinden daha hayırlıdır' diye çağrılacaktır. Namazını (vaktinde) kılanlar namaz kapısından, cihad edenler cihad kapısından, sadaka ehlinden olanlar sadaka kapısından, orucunu tutanlar ise oruç kapısından ve reyyân kapısından çağrılacaktır."
Ebu Bekir: 'Cennetin bu kapılardan çağrılan kimselerin, bu çağrıya illa karşılık verme mecburiyetleri de yoktur' dedi ve Hz. Peygamber'e 'Ey Allah'ın Rasulü (sav)! Bu kapıların tamamında çağrılacak bir kimse var mıdır?' diye sordu: Hz. Peygamber de cevaben: "Evet vardır. Senin de o kimselerden olmanı ümit etmekteyim" buyurdu.
Açıklama: Hadisin sonunda yer alan Hz. Ebû Bekir'e ait " مَا عَلَى هَذَا الَّذِى يُدْعَى مِنْ تِلْكَ الأَبْوَابِ مِنْ ضَرُورَةٍ" ifadesini farklı şekilde tercüme etme ihtimali olmakla birlikte, cümle başındaki ليس ما gibi düşünülerek, sonundaki من ifadesi de beyaniyye alınarak tercüme edilmiştir. ما istifhamiyye alınarak "Bu kapılardan çağrılan kimselerin yapması gereken nedir?" şeklinde de tercüme edilebilir. Veya farklı şekilde de düşünülebilir. İfade hadisin bağlamından da nispeten kopuk gibi görünmektedir. (Görebildiğimiz kadarıyla)
Bize Muhammed b. Mukâtil, ona Abdullah, ona Musa b. Ukbe, ona Sâlim b. Abdullah, ona da Abdullah b. Ömer (ra) şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber (sav) “Kibirle elbisesini yerlerde sürüyen kimseye kıyamet günü Allah (rahmet nazarıyla) bakmaz” buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir “dikkat etmezsem elbisemin bir tarafı yere sürünebiliyor” dedi. Rasulullah (sav) “Sen bunu kibirlenmek için yapıyor değilsin” buyurdu."
Musa der ki: Salim’e “Abdullah "eteğini sürüyen kimse" ifadesini zikretti mi?” diye sordum, o “Sadece "elbisesini" dediğini duydum” diye cevap verdi.
(Bize) Abdullah b. Salim, ona ez-Zubeydî, ona Abdurrahman b. Kasım, ona Kasım, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
(Vefatı esnasında) Peygamber'in (sav) gözü açılıp yukarı doğru baktı, sonra da üç defa "Allah'ım beni Refîku'l-A'lâ zümresine kat" diye dua etti.
Kasım b. Muhammed, bu hadisin tamamını rivayet etti. Bu rivayette Hz. Âişe der ki: (Hz. Peygamber'in vefatının ardından) Allah, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in yaptığı konuşmalarıyla (insanları) faydalandırdı. Hz. Ömer'in konuşması içlerinde nifak olan insanlara korku saldı ve Allah bu konuşma sayesinde onları nifak eylemlerinden geri döndürdü.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Abdullah b. Salim arasında inkıta vardır.
Bize Abdân, ona Abdullah, ona Yunus, ona Zührî, ona İbn Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Ben kendimi, rüyamda, üzerinde kova olan bir kuyu başında gördüm. O kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Sonra kovayı Ebu Kuhâfe'nin oğlu aldı, o da kova ile bir yahut iki kova su çekti. Onun su çekmesinde bir zayıflık vardı. Allah onun bu zayıflığını bağışlasın. Sonra bu küçük kova büyük bir kovaya dönüştü. Onu İbn Hattâb aldı. Ben insanlar içinde Ömer'in çekişi gibi su çekebilecek kabiliyet ve dehada benzer bir kişi daha göremedim. Nihayet insanlar o kuyu başını develerin sulak ve konak yeri edindiler."
Bize İsmail b. Abdullah, ona Süleyman ibn Bilâl, ona Hişâm b. Urve, ona Urve b. Zübeyir, ona Peygamber'in eşi Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (sav) vefat ettiğinde Ebu Bekir Sunh'da idi. -İsmail der ki: yani Âliye'de idi.- Ömer “vallahi Muhammed ölmedi” diyerek ayağa kalktı. Âişe der ki: Ömer yine “vallahi gönlüme düşen tek şey şu: Rasulullah (sav) ölmedi. Allah O'nu muhakkak diriltecek ve bir takım adamların ellerini ve ayaklarını kesecektir” dedi. Ebu Bekir geldi. Rasulullah'ın yüzünden örtüyü açıp O'nu öptü ve “babam anam sana feda olsun. Sen ölü olarak da, diri olarak da tertemizsin. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah sana ebediyen iki ölüm tattırmayacaktır” dedi. Sonra odadan dışarıya çıktı ve “ey Rasulullah'ın ölmediğine yemin eden adam, ağır ol, acele etme” dedi. Ebu Bekir konuşunca Ömer oturdu.
Ebu Bekir Allah'a hamd ve sena etti ve şöyle dedi:
Dikkat edin! Kim Muhammed'e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim Allah'a ibadet ediyorsa, bilsin ki Allah, ölmeyecek olan diridir. Yüce Allah "Muhakkak sen de öleceksin, onlar da elbet ölecekler" buyurmuştur. (Zümer, 30) Yine Allah "Muhammed ancak bir rasuldür. Ondan evvel de nice rasuller gelip geçmiştir. Şimdi O, ölür yahut öldürülürse ökçelerinizin üstünde geriye mi döneceksiniz? Kim iki ökçesi üzerinde geri dönerse, elbette Allah'a hiçbir şeyle zarar vermiş olmaz. Allah şükredenlere mükâfat verecektir" buyurmuştur. (Âl-i imrân, 144).
Râvî der ki: Bunun üzerine insanlar sessizce ağlamağa başladılar. Bu sırada Ensâr, "bizden bir yönetici, sizden bir yönetici olsun" diyerek Sâide oğulları gölgeliğinde, Sa'd b. Ubâde'nin yanında toplanmışlardı. Bunu haber alan Ebu Bekir, Ömer b. Hattâb ve Ebu Ubeyde b. Cerrâh onların yanına gitti. Ömer konuşmaya davrandı ancak Ebu Bekir onu susturdu. Ömer der ki: "Vallahi ben bu davranışımla, benim hoşuma giden ama Ebu Bekir'in söylemeyeceğinden korktuğum bir konuşma hazırlamak istemiştim." Sonra Ebu Bekir konuştu, insanların sözü en tesirli kişisi olarak konuştu ve "Bizler yönetici, sizler ise yardımcılarsınız" dedi. Bunun üzerine Habbâb b. Munzir "hayır vallahi bunu yapmayız. Bizden bir yönetici, sizden bir yönetici olsun" dedi. Ebu Bekir "hayır. biz yöneticileriz sizler yardımcılarsınız. Kureyş yurt bakımından Arapların ortası, soy bakımından en hâlis Arap olanıdır. Bu sebeple Ömer'e yahut Ebu Ubeyde'ye biat ediniz" dedi.
Ömer "hayır, biz sana biat ediyoruz. Çünkü sen bizim efendimiz, hayırlımız ve Rasulullah'a en sevgili olanımızsın" dedi ve ardından Ebu Bekir'in elini tutup ona biat etti, sonra da insanlar da ona biat ettiler. Bu sırada Ensâr'dan biri "siz Sa'd b. Ubâde'yi kahrettiniz" dedi. Ömer de "Onu Allah kahretsin" diye beddua etti.
Bize Muhammed b. Kesîr, ona Süfyân, ona Câmi b. Ebu Raşid, ona Ebu Ya'lâ, ona da Muhammed el-Hanefiyye şöyle demiştir:
Babama “Rasulullah'tan (sav) sonra insanların en hayırlısı kimdir?” diye sordum. Bana “Ebu Bekir” dedi. sonra kimdir?” dedim. Babam “sonra Ömer” dedi. Ben sonra Osman demesinden çekinerek “sonra sensin değil mi?” dedim. Babam “ben Müslümanlardan bir adam olmaktan başka bir şey değilim” dedi.