11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Ebu Amir, ona Füleyh, ona Salim Ebu Nadr, ona Büsr b. Said, ona Ebu Said el-Hudrî'nin (ra) söylediğine göre Rasulullah (sav) insanlara bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu:
"Allah kulunu (rasulünü) dünyadaki ve kendi katındaki (nimetler) arasında bir seçim yapma konusunda serbest bıraktı, o da Allah katında olanı tercih etti."
Bu söz üzerine Ebubekir ağladı. Biz de, Rasulullah'ın (sav) Allah'ın muhayyer bıraktığı bir kuldan haber verdiği için Ebubekir'in ağlamasına hayret ettik. Meğer seçim hakkı verilen kul Rasulullah (sav), bunu hepimizden daha iyi bilen kişi de Ebubekir'dir. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"İnsanlar içinde arkadaşlığı ve malıyla bana en çok katkıda bulunan kişi Ebubekir'dir. Rabbimden başka birini kendime dost edinecek olsaydım, muhakkak Ebubekir'i dost edinirdim, lakin İslam kardeşliği daha üstündür. Ebubekir'in mescide açılan küçük kapısı dışında mescide açılan tüm küçük kapılar kapatılsın."
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona Süleyman, ona Yahya b. Saîd, ona Nâfi, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir:
Biz, Peygamber'in (sav) zamanında, insanlar arasında hayır açısından tercih yapar, en hayırlı Ebu Bekir'i sayardık, sonra Ömer b. Hattâb'ı, sonra Osmân b. Affân'ı (r.anhum).
Bize Müslim b. İbrahim, ona Vuheyb, ona Eyyûb, ona İkrime, ona da İbn Abbas'ın (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Eğer bu ümmet içinden bir kimseyi dost yaran edinecek olsaydım, muhakkak onu dost edinirdim. Fakat o benim kardeşim ve arkadaşımdır"
Bize Muallâ ve Musa, onlara Vüheyb, ona da Eyyûb şöyle rivâyet etti:
"Eğer kendime bir dost edinecek olsaydım, mutlaka onu (Ebu Bekir'i) dost edinirdim. Fakat İslâm kardeşliği daha üstündür."
Bize Kuteybe, ona Abdülvehhâb, ona da Eyyûb bu hadîsin benzerini tahdîs etti.
Bize Süleyman b. Harb, ona Hammâd b. Zeyd, ona Eyyûb, ona da Abdullah b. Ebu Muleyke şöyle demiştir:
Küfe ahalisi, dedenin mirası konusunda üzere İbn Zübeyir'e mektup yazdı. İbn Zübeyir de şu cevabı verdi: Rasulullah'ın (sav) "eğer bu ümmet içinden bir kimseyi dost yaran edinecek olsaydım, muhakkak onu dost edinirdim" dediği zat (Ebu Bekir), miras konusunda dedeyi baba yerine koymuştur.
Bize el-Humeydî ve Muhammed b. Abdullah, onlara İbrahim b. Sa'd, ona babası (Sa'd b. İbrahim), ona Muhammed b. Cübeyr b. Mut'ım, ona da babası (Cübeyr b. Mut'ım) şöyle rivâyet etti:
Bir gün Hz. Peygamber'e (sav) bir kadın gelmişti. Hz. Peygamber (sav) kadına tekrar gelmesini söyledi. Kadın sanki Peygamber'in (sav) ölümünü îma ederek, "Gelir de seni bulamazsam ne yapayım? diye sordu. Hz. Peygamber de, "Eğer beni bulamazsan Ebu Bekir'e gidersin" buyurdu.
Bana Ahmed b. Ebu Tayyib, ona İsmail b. Mücâlid, ona Beyân b. Bişr, ona Vebere b. Abdurrahman, ona Hemmâm, ona da Ammâr şöyle demiştir:
Ben Rasulullah'ı (sav), yanında (Müslüman olarak) beş köle, iki kadın, bir de Ebu Bekir'den başka kimse yokken gördüm.
Bize Hişâm b. Ammar, ona Sadaka b. Halid, ona Zeyd b. Vâkıd, ona Büsr b. Ubeydullah, ona Âizullah Ebu İdris, ona da Ebü'd-Derdâ şöyle söylemiştir:
Ben Hz. Peygamber'in (sav) yanında oturuyordum. Bu sırada Ebubekir, elbisesinin eteğini diz kapakları açılıncaya kadar toplamış olarak çıkageldi. Hz. Peygamber (sav) bize: "Arkadaşınız mutlaka biriyle çekişmiş" buyurdu.
Ebubekir selam verdi ve 'Ya Rasulallah! Benimle Hattâb oğlu arasında bir şey (bir çekişme) oldu. Ben bu çekişmede aşırı gittim. Sonra pişman oldum ve kendisinden beni affetmesini istedim. Fakat Ömer kabul etmedi. Ben de sana geldim, dedi.
Bunun üzerine Rasulullah (sav) üç kere:
"Allah seni bağışlasın Ey Ebubekir!" dedi
Sonra Ömer de bu dargınlıktan pişman oldu, Ebubekir'in evine gitti ve 'Ebubekir burada mı?' diye sordu. Hayır, burada değil diyerek cevap vermeleri üzerine, Ömer de Hz. Peygamber'in (sav) huzuruna geldi ve O'na selam verdi.
Bu sırada Peygamber'in yüzü (öfkelendiği için) değişmeye başladı. Bu durumdan Ebubekir endişe etti ve iki dizi üzerine çökerek iki kez 'Ya Rasulallah! Vallahi bu işte Ömer'den ziyade ben ileri gittim' dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"Şüphesiz Allah beni size peygamber olarak gönderdi. Siz 'yalan söylüyorsun' dediniz. Ebubekir ise; 'Doğru söylüyorsun' dedi ve bana canı ile, malı ile yardımcı oldu. Şimdi sizler benim bu dostumu bana bırakın." Allah Resulü bu sözü iki kez tekrarladı.
Ebü'd-Derdâ; 'Bundan sonra Ebubekir hiç incitilmedi' demiştir.
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle demiştir:
"Bir çoban, sürüsünün içinde bulunduğu sırada sürüye kurt saldırdı ve ondan bir koyun aldı. Çoban koyunun ardına düşerek kurtardı. Kurt da ona dönerek 'peki yırtıcı hayvanların gününde, koyunun benden başka çobanı bulunmadığı o günde koyunu benden kim kurtaracak?' dedi. Yine bir adam bir sığırın üzerine yük yüklemiş olarak onu sürüp giderken, sığır ona dönerek 'biz bunun için yaratılmadık, bizler ancak tarla sürmek için yaratıldık' dedi." İnsanlar “Subhânallah!” diyerek (şaşkınlıklarını dile getirdiler). Hz. Peygamber (sav) ise "Ben buna (hayvanların konuştuğuna) inanıyorum, Ebu Bekir ve Ömer b. Hattâb da inanıyor" buyurdu.