11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
İbn Abbâs der ki: Ben Ebu Hureyre'ye, Rasulullah'ın (sav) "Sen rüyamda bana gösterilen, benim de görmüş olduğum o kişisin" sözünün mahiyetini sordum, Ebu Hureyre de bana Rasulullah'ın şöyle buyurduğunu haber verdi:
"Ben uyurken iki kolumda iki altın bilezik gördüm. Bunların kolumda olması beni tedirgin etti. Sonra bana bu bileziklere üflemem vahyolundu, ben de üfledim, uçup gittiler. Bu iki bileziği, benden sonra çıkacak iki yalancı peygamber olarak yorumladım: Birisi Esved el-Ansî, diğeri de Museylime'dir."
Açıklama: Hadisin isnadı için bk. B004373.
Bize İshak b. Nasr, ona Abdurrezzâk, ona Ma'mer, ona Hemmâm, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) dediğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Rüyamda bana yerin hazineleri getirildi ve avucumun içine iki altın bilezik konuldu. Bu iki bilezik beni tedirgin etti. Sonra bunlara üflemem bana vahyolundu, ben de üfledim, hemen kaybolup gitti. Ben bu iki bileziği iki yalancı peygamber olarak yorumladım. Onlar benim iki yanımda bulunan San'âlı (Esved el-Ansî) ve Yemâme'li (Müseylimetü'l-kezzâb'dır)."
Bize Salt b. Muhammed, ona Mehdî b. Meymûn, ona da Ebu Recâ el-Utârîdî şöyle demiştir:
Biz taşlara tapardık ve taptığımız taştan daha daha güzelini bulduğumuz zaman onu atar ve güzel olan diğerini alırdık. Taş bulamadığımız zaman ise topraktan bir yığın yapar, sonra koyunları getirir ve o toprak yığınının üzerine süt sağar, sonra da o yığını tavaf ederdik. Recep ayı girdiği zaman "okların demirlerini çıkaralım" derdik. Artık hiçbir mızrak ve hiçbir okta demir bırakmaz, mutlaka çıkarırdık. Ve recep ayında bunları bir tarafa atardık.
Ben Ebu Recâ'yı işittim, şöyle diyordu:
Peygamber'in peygamberliği duyulup yayıldığında, ailemin develerini güden bir delikanlı idim. Onun (Mekke'yi fethetmek üzere yola) çıktığını işittiğim gün, bizler de kabilemizle birlikte ateşe kaçıp, yalancı Museylime'ye sığındık.
Ubeydullah b. Abdullah der ki: Ben Abdullah b. Abbâs'a, bahsettiği o rüyayı sordum, İbn Abbâs da “Rasulullah'ın şöyle buyurduğu bana zikredildi” dedi:
"Uykuda iken, elime iki altın bilezik konulduğunu gördüm. Ben bu bileziklerden tedirgin olup onları yadırgadım. Sonra bana müsaade edildi, onları üfledim, onlar da uçup gittiler. Ben bu iki bileziği, ortaya çıkacak iki yalancıyla tevil ettim."
Ubeydullah der ki: Onlardan biri Feyrûz'un Yemen'de öldürdüğü el-Ansî, diğeri de Museylimetu'l-Kezzâb'dır.
Bana Abbas b. Hüseyin, ona Yahya b. Adem, ona İsrail, ona Ebu İshak, ona Sıla b. Züfer, ona da Huzeyfe şöyle demiştir:
Âkib ve Seyyid, Necrân'ın iki reisi, mulâane talebi ile Rasulullah'a (sav) geldiler. Huzeyfe der ki: Ancak Onlardan biri, diğer arkadaşına “sakın mulâne yapma. Vallahi eğer O peygamberse, onunla mulâane yaptığımızda, ne biz lanetten kurtuluruz, ne de bizden sonra gelecek nesillerimiz” dedi. Bunun üzerine Rasulullah'a (sav) gelip “Senin taleplerini yerine getireceğiz, sen bizimle birlikte güvenilir birini gönder, gönderdiğin kişi mutlaka güvenilir olsun” dediler. Rasulullah (sav) da "Ant olsun ki, ben, sizin yanınıza, gerçekten çok güvenilir olan birini göndereceğim" buyurdu. Rasulullah'ın bu sözünden dolayı herkes beklenti içine girdi. Rasulullah (sav) "kalk ey Ebu Ubeyde b. Cerrâh" buyurdu. Ebu Ubeyde ayağa kalkınca Rasulullah (sav) "İşte bu zât, bu ümmetin eminidir" buyurdu
Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Halid, ona Ebu Kılâbe. ona da Enes'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. Cerrâh'tır."
Bize Abdullah b. Muhammed ve İshak b. Nasr, onlara, Yahya b. Adem, ona İbn Ebu Zâide, ona babası (Ebu Zâide), ona Ebu İshak, ona Esved b. Yezîd, ona Ebu Musa (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Ben kardeşim ve Ebu Ruhm Yemen'den geldik ve bir zaman (Medine'de) kaldık. Bu esnada İbn Mesud ve annesi o kadar çok Hz. Peygamber'in (sav) evine giriyorlar ve onlarla o kadar çok birlikte oluyorlardı ki biz onları hane halkından sandık.