11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Açıklama: Huraka; Cüheyne kabilesinin bir koludur. Onlarla Benû Mürre b. Avf arasında meydana gelen bir savaşta öldürdükleri adamları yaktıkları için, kendilerine “Yakıcılar” anlamında “Huraka” adı verilmişti. Bu olaydan sonra Üsâme bir daha hiçbir müslümanla savaşmayacağına yemin etmiş, bu yüzden Hz. Ali taraftarı olmasına rağmen Cemel ve Sıffîn savaşlarında onun yanında yer almamıştı.
Bize Kuteybe, ona Abser, ona Husayn, ona Şa'bî, ona da Numan b. Beşîr “Abdullah b. Revâha bayıldı” demiş bu hadisi aktarmış ve rivayetine “öldüğü zaman kizkardeşi Amre ona ağlamadı” ifadesini eklemiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Ebu Hâtim, ona Yezîd b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme şöyle demiştir:
Ben yedi defa Hz. Peygamber (sav) ile, dokuz defa Peygamber'in (sav) hazırlayıp gönderdiği birlikler ile, bir defa Ebu Bekir'in komutasında, bir defa da Usame komutasında savaşa gittim.
Bize Ebu Velîd, ona Ebu Avâne, ona Katâde, ona Ukbe b. Abdulgâfir, ona da Ebu Saîd'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Sizden evvelki milletlerden bir kimseye Allah bol bir mal verdi. Ona ölüm geldiği zaman oğullarına “size nasıl bir baba oldum?” diye sordu. Oğulları “hayırlı bir baba oldun” dediler. O zât “Ben asla bir hayır işlemedim. Ben öldüğüm zaman sizler beni yakın. Sonra kemiklerimi ezip öğütün. Sonra da rüzgârı şiddetli bir günde benim tozlarımı havaya saçıp savurun” dedi. Çocukları onun dediği gibi yaptılar. Akabinde Aziz ve Celîl Allah, onun zerrelerini topladı ve ona “böyle yapmana seni sevk eden nedir?” diye sordu. Oda “Sen'den korkmam” dedi. Bu cevap üzerine Allah onu rahmetiyle karşıladı."
Muâz der ki: Bize Şu'be, ona Katâde, ona Ukbe b. Abdulgâfir, ona da Ebu Saîd el-Hudrî bu hadisi Hz. Peygamber'den rivayet etmiştir.
Bize Müsedded, ona Ebu Avâne, ona Abdülmelik b. Ümeyr, ona da Rib'î b. Hırâş şöyle demiştir:
Ukbe, Huzeyfe'ye “Hz. Peygamber'den (sav) işittiğin bir hadisi bizlere rivayet etmez misin?” dedi. Bunun üzerine Huzeyfe “Ben Peygamber'den işittim, şöyle buyuruyordu” dedi:
"(Sizden evvelki ümmetlerden) bir kişiye ölüm gelip çattı da hayattan ümidini kesince ailesine “Ben öldüğüm zaman benim için birçok odun toplayın. Sonra bu odunları çakmak çakıp ateşleyin (beni de bu ateşe atın). Ateş benim etimi yediği ve kemiklerime ulaştığı zamana kadar bırakınız. Sonra yanmış kemikleri alın, onları ezip öğütün. Sonra sıcak yahut rüzgârlı bir günde o tozları deniz içine savurun” diye vasiyet etti. Ama Allah, onun zerrelerini bir yere getirdi ve ona “Niçin böyle yaptın?” diye sordu. O kimse “Senin korkundan” diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah ona mağfiret etti."
Ukbe der ki: Ben de Hz. Peygamber'i (sav) böyle derken işittim.
Bize Musa, ona Ebu Avâne, ona da Abdülmelik bu isnadla rivayet etti ve “Rüzgârlı bir günde” ifadesini kullandı.
Ömer b. Hafs b. Gıyâs der ki: Bize babam (Hafs b. Gıyâs), ona Yezîd b. Ebu Ubeyd, ona da Seleme şöyle demiştir:
Ben yedi defa Hz. Peygamber (sav) ile, dokuz defa Peygamber'in (sav) hazırlayıp gönderdiği birlikler ile, bir defa Ebu Bekir'in komutasında, bir defa da Usame komutasında savaşa gittim.
Bize Ebu Asım Dahhâk b. Mahled, ona Yezid, ona da Seleme b. Ekva (ra) şöyle demiştir:
Ben, yedi kere, Peygamber (sav) ile, bir kere de Peygamber'in (sav) başımıza kumandan atadığı (Usame b. Zeyd) İbn Hârise ile birlikte gazveye katıldım.
Bana Abdullah b. Muhammed b. Esma, ona Cüveyriye b. Esma, ona Nâfi, ona da Abdullah b. Ömer'in (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bir kadına, acından ölünceye kadar bir kediyi hapsetmesinden dolayı, azap edildi. Çünkü kadın kediye ne yiyecek vermiş, ne su içirmiş, ne de yer haşerelerinden yemesi için onu salıvermiş."
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zuhrî, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"eski zamanlarda aşırı derecede günah işleyen bir adam vardı. Ölüm vakti geldiği zaman oğullarına “öldüğümde beni yakın, sonra kemiklerimi ezerek öğütün ve tozlarımı rüzgâra savurun. Allah'a yemin ederim ki, eğer Rabbim benim zerrelerimi toplamaya kadir olursa hiçbir kimseye yapmadığı azabı bana yapacaktır” dedi.
Öldüğü zaman bu vasiyeti yerine getirildi. Allah, yeryüzüne "sende o zata ait ne varsa topla" diye emir buyurdu. O da topladı ve o kişi dimdik ayağa kalkıverdi. Allah ona "bu yaptığın ise seni ne sevk etti?" diye sordu. O da “ey Rabbim, Senin büyüklüğün karşısında düştüğüm tedirginlik” diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah onu bağışladı. Ebu Hureyre dışındaki raviler “Senin korkun ya Rabbi” demişlerdir.