Giriş

Bana Muhammed b. Ebu Bekir, ona Amr b. Ali, ona İsmail b. Ebu Halid, ona da Âmir_şöyle demiştir:

İbn Ömer (r.anhuma), İbn Ca'fer'e selâm verdiğinde “es-Selâmu aleyke ey iki kanatlı adamın oğlu” derdi.


    Öneri Formu
33714 B004264 Buhari, Megâzî, 44

Bize Kuteybe, ona Abdülvehhab, ona Yahya b. Said, ona Amre, ona da Aişe (r. anha) şöyle rivayet etmiştir: Zeyd b. Hârise, Cafer b. Ebu Talib ve Abdullah b. Revâha'nın (r. anhüm) (Mute'de) öldürüldükleri haberi geldiği zaman, Rasulullah (sav) kendisinde hüzün görüldüğü bir halde oturdu. Ben de kapının (yarık) aralığından Rasulullah'ın durumunu takip ediyordum. Bu sırada bir adam Rasulullah'a (sav) geldi ve 'Ya Rasulallah!' diyerek Cafer'in kadınlarının ağladıklarını söyledi. Rasulullah da o kimseye, kadınların yüksek sesle feryat ederek ağlamalarını yasaklamasını emretti. Ravi dedi ki: O adam gitti sonra tekrar geldi ve 'Ben kadınları (ağlamaktan) yasakladım' dedi, ancak, onların kendisini dinlemediklerini söyledi. Ravi dedi ki: Rasulullah yine kadınların ağlamalarını yasaklamasını bildirdi. O kişi yine gitti, sonra geri gelerek 'Vallahi kadınlar bize galip geldiler (onları susturamadık)', dedi. Aişe (ra), Rasulullah'ın o adama, "Kadınların ağızlarına toprak saç!" buyurduğunu söyledi. Aişe de bunun üzerine şöyle dedi: 'Ben o adama, Allah senin burnunu toprağa sürtsün (zelil etsin)! Vallahi sen ne sana verdiği emri yerine getirdin, ne de Rasulullah'ı bulunduğu meşakkati ve hüznü içinde kendi haline bıraktın! diye çıkıştım.'


Açıklama: "ağızlarına toprak saç" ifadesi "mahrum et, istediklerini verme, onları engelle" gibi anlamlarda kullanılmaktadır. "Allah senin burnunu toprağa sürtsün" ifadesi ile, kadınları engelleme hususundaki ısrarı ve peygamberin hüznünü arttırmaktan başka bir davranışı olmadığı için Hz. Aişe bu kişiye şunu söylemek istemiştir: "Hz. Peygamber'in kadınlar için emrettiği "ağızlarına toprak saç" sözü bilakis sana layıktır, bu davranışı terk et." bkz. Kastallani, İrşad, Mısır, 1323,2/410.

    Öneri Formu
33713 B004263 Buhari, Megâzî, 44

Bize Ahmed b. Vâkıd, ona Hammâd b. Zeyd, ona Eyyub, ona Humeyd b. Hilal, ona Enes şöyle söylemiştir:

Hz. Peygamber (sav), Zeyd, Cafer ve İbn Revâha'nın şehadet haberleri Medine'ye ulaşmadan önce "Sancağı Zeyd aldı ve şehit oldu. Ardından sancağı Cafer aldı, o da şehit oldu. Sonra sancağı İbn Revâha aldı, o da şehit oldu" buyurup onların şehadetini bildirdi, ardından -gözlerinden yaşlar süzülerek- "Nihayet sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı da, sonunda Allah onlara zafer nasip etti" buyurdu.


    Öneri Formu
33711 B004262 Buhari, Megâzî, 44

Bize Kuteybe b. Saîd, ona Leys, ona İbn Şihâb, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:

Mahzûm oğullarından, hırsızlık yapan bir kadının durumu Kureyş'i hüzünlendirmişti. Birisi “bu kadının durumunu Rasulullah (sav) ile kim konuşur? ” dedi. Bazıları da “Rasulullah'ın (sav) huzurunda, bu konuyu ancak O'nun sevdiği kişi, Usame b. Zeyd dile getirebilir” dediler. Bunun üzerine Usame, Rasulullah (sav) ile bu hususta konuştu, Rasulullah (sav) da "sen, fenalıkları men' için Allah'ın tayin ettiği cezalardan bir cezanın affı hakkında şefaat mı etmek istiyorsun" buyurdu. Ardından kalkıp bir hutbe okuyarak şöyle buyurdu: "Sizden evvel gelip geçen ümmetler, içlerinde şerefli bir kimse hırsızlık yaptığı zaman, onu cezalandırmaz, fakat güçsüz olan biri çaldığı zaman ona ceza verirlerdi. İşte bu tutumları onları helak etmiştir. Allah'a yemin ederim ki, şayet Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık etse, hiç tereddüt etmeden onun eli­ni de keserdim."


    Öneri Formu
33710 B003475 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 54

Bize Ebu Nuaym, ona Süfyân, ona İsmail, ona Kays b. Ebu Hâzım, ona da Hâlid b. Velîd şöyle demiştir:

Mûte Savaşı'nda elimde dokuz kılıç kırıldı ve elimde yalnız Yemen işi, ağzı enli bir kılıç sağlam kaldı.


    Öneri Formu
33715 B004265 Buhari, Megâzî, 44

Bana Muhammed b. Müsennâ, ona Yahya, ona Kays, ona da Hâlid b. Velîd şöyle demiştir:

Mûte Savaşı'nda elimde dokuz kılıç kırıldı ve elimde yalnız Yemen işi, ağzı enli bir kılıcım sağlam kaldı.


    Öneri Formu
33718 B004266 Buhari, Megâzî, 44

bana İmrân b. Meysere, ona Muhammed b. Fudayl, ona Husayn, ona Âmir, ona da Numan b. Beşîr (r.anhuma) şöyle demiştir:

Abdullah b. Revâha bir hastalığı sırasında bayıldı da kız kardeşi Amra, onu öldü sanarak “vah benim dağım da­yanağım! Vah şuyum, vah buyum!” diye, İbn Revâha'nın birtakım vasıflarını sayarak ağlamaya başladı. İbn Revâha o baygınlıktan ay­rıldığı zaman kız kardeşi Amra'ya “benim hakkımda söylediğin her şey için 'sen böyle misin?' denilerek sorguya çekildim” dedi.


    Öneri Formu
33720 B004267 Buhari, Megâzî, 44

Bize Ömer b. Hafs, ona babası (Hafs b. Ğiyâs), ona A'meş, ona Şakîk, ona da Abdullah b. Mesud şöyle demiştir: Hz. Peygamber'in (sav) peygamberlerden bir peygamberi anlatışı şu an gözümün önünde. Kavmi o peygamberi dövüp kan revan içinde bırakmış, o ise bir yandan yüzünden kanları siliyor bir yandan da "Allah'ım! Kavmi­mi bağışla. Çünkü onlar bilmiyorlar" diyordu.


    Öneri Formu
33721 B003477 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 54


    Öneri Formu
33709 B004261 Buhari, Megâzî, 44


    Öneri Formu
33716 B003476 Buhari, Ehadisü'l-Enbiya, 54