11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona babası (Sa'd b. İbrahim), ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Sizden önceki ümmetler içinde kendilerine hakikatin ilham edildiği kimseler vardı. Eğer benim ümmetim içinde böyle bir kimse olsaydı, o Ömer b. Hattâb olurdu."
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona Malik, ona Muhammed b. Münkedir ve Ömer b. Übeydullah'ın azatlısı Ebu Nadr, ona da Âmir b. Sa'd b. Ebu Vakkâs'ın rivayet ettiğine göre, babası (sa'd b. Ebu Vakkâs), Usâme b. Zeyd'e “taun hakkında Rasulullah'tan (sav) ne duydun?” diye sormuş o da Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu aktarmıştır:
"Taun (Veba hastalığı) İsrail oğullarından bir topluluğa yahut sizden önce geçen bir topluluğa gönderilmiş bir azaptır. Siz bir yerde taun çıktığını işittiğiniz zaman, o yere gitmeyin. Sizin bulunduğunuz yerde taun meydana gelirse, taundan kaçmak için oradan çıkmayın."
Ebu Nadr rivayetinde "sizin oradan çıkış sebebiniz taun olmasın" şeklinde aktarmıştır.
Bize Musa b. İsmail, ona Davud b. Ebu Furât, ona Abdullah b. Büreyde, ona Yahya b. Ya'mer, ona da Hz. peygamber'in eşi Âişe (r.anha) demiştir:
Ben Rasulullah'a taun hastalığını sordum, bana şöyle cevap verdi: "Şüphesiz taun bir azaptır. Allah onu dilediği kimseler üzerine gönderir. Ve yine muhakkak ki, Allah taunu müminler için bir rahmet kılmıştır. Taun hastalığının çıktığı bir yerde bulunan kimse, sabrederek ve sabrının sevabını ümit ederek, bu taunun yalnız Allah'ın takdir ettiği kimselere isabet edeceği bilinciyle bulunduğu yerden ayrılmaz (karantinada kalır) ise şehit olmuş gibi sevap kazanır."
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Muhammed b. Ebu Adiyy, ona Şu'be, ona Ebu Sıddık en-Nâcî, ona Ebu Saîd el-Hudrî'nin (ra) riveyet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"İsrail oğulları içinde doksan dokuz insan öldürmüş olan bir kimse vardı. Sonra bu adam evinden çıkıp tevbe arayışı içinde bir rahibe geldi ve ona “tevbe fırsatım var mıdır?” diye sordu. Râhib “hayır yoktur” cevabını verdi. Bunun üzerine adam onu da öldürdü. Sonra yine tevbe arayışına devam etti. Bir adam ona “(eğer tevbe etmek istiyorsan, kendi kötü memleketini bırakıp iyilerin olduğu) falanca beldeye git” dedi. Adam da o tarafa yönünü dönmüştü ki hemen eceli gelip orada öldü. Ardından (adamın cennetlik mi, cehennemlik mi olduğu konusunda) rahmet melekleri ile azap melekleri aralarında tartıştılar. Bunun üzerine Allah, tevbe için gideceği beldeye “biraz yaklaş”, adamın memleketine de “biraz uzaklaş” diye emredip rahmet ve azap meleklerine de “haydi şimdi her iki taraf arasındaki uzaklığı ölçün de ona göre karar verin” buyurdu. Adam tevbe için gideceği köye bir karış daha yakın olunca bağışlandı."
Bize Ali b. Abdullah, ona Sufyân, ona Ebu Zinâd, ona A'rac, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) sabah namazını kıldırdı, sonra yüzünü insanlara dönüp şöyle buyurdu: "(îsrâîl oğullarından) bir kimse bir öküzünü önüne katıp sürer giderken, birden öküze bindi ve ona değnekle vurdu. Bunun üzerine o hayvan 'biz bunun için yaratılmadık, bizler ancak tarla sürmek için yaratıldık' dedi." İnsanlar “Subhânallah! konuşan bir sığır” diyerek şaşkınlıklarını dile getirdiler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "Ben hayvanın böyle söylediğine inanıyorum, Ebu Bekir ile Ömer de inanıyorlar" buyurdu.
Rasulullah bu kıssayı naklettiği sırada Ebu Bekir ile Ömer orada yoktular.
Hz. Peygamber (sav) yine şöyle buyurdu: "Bir adam koyun sürüsü içinde bulunduğu sırada birden kurt hücum ederek sürüden bir koyunu alıp götürdü. Çoban koyunun peşine düşüp onu kurttan kurtardı. Bunun üzerine kurt, o adama 'Sen bu koyunu benden kurtardın, Peki yırtıcı hayvanların gününde, koyunun benden başka çobanı bulunmadığı o günde koyunu benden kim kurtaracak?' dedi." Bu kıssa üzerine insanlar yine “Subhânallah! konuşan bir kurt” dediler. Rasulullah (sav) "Ben kurdun böyle söylediğine inanıyorum, Ebu Bekir ile Ömer de inanıyorlar" buyurdu. Hâlbuki Ebu Bekir ile Ömer orada yoktu.
Bize Ali, ona Sufyân, ona ona Mis'ar, ona Sa'd b. İbrahim, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre o da Hz. Peygamber'den (sav) bunun benzerini rivayet etmiştir.
Bize Musa b. İsmail, ona Vüheyb, ona Eyyüb, ona İkrime, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber (sav), Meymûne ile ihramlı iken evlenmiş, ihramdan çıktıktan sonra da gerdeğe girmiştir.
(Daha sonra) Meymûne Serif denilen yerde vefat etmiştir.
Bize Ahmed, ona İbn Vehb, ona Amr b. Ebu Hilâl, ona Nâfi, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etmiştir:
İbn Ömer Mûte günü Cafer'i öldürülmüş hâlde gördüğünü bildirdi ve “ben Cafer'in vücudunda süngü ve kılıç darbesi olarak elli yara saydım. Bu elli yaradan hiçbirisi arkasından değildi” dedi.