11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed İbn Ma'mer b. Rabiî, ona Haccâc, ona Cerîr, ona Hasan, ona Cündüb içinde bulunduğumuz bu mescitte rivayet etti. Rivayet ettiğinden beri de biz onu unutmadık, Cündüb'ün Rasûlullah’a yalan nispet etmiş olabileceğini de düşünmüyoruz. Cündüb’ün rivayetine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Sizden önceki ümmetlerden birinde, yaralı bir adam vardı. Yaranın acısına dayanamadı. Bir bıçak aldı ve elini kesti. Kan kaybından öldü. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Kulum kendi canını alma konusunda aceleci davrandı. Ben de ona Cenneti haram kıldım.”
Açıklama: Buhari'nin tercih etmiş olduğu bu rivayette, Cündüb b. Abdullah'ın anlattığına göre, önceki ümmetlerden birinde yaralı bir adamın acıya dayanamayarak bıçakla bileğini keserek kan kaybından ölmüştür. Allah Teala da kendi canını alma konusunda aceleci davrandığını beyan ederek "ona cenneti haram kıldım" buyurmuştur.
Açıklama: Ateş yakmayı ve çan çalmayı zikredenlere karşı bir grup da bunların Yahudi ve Hristiyanlar'a ait olduğunu ifade ettiler ve bunlardan vazgeçtiler.
Bana Abdullah b. Musa, ona İsrail, ona Ebu İshak, ona da Berâ b. Âzib (ra) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) Zülka'de ayı içinde umre yapmak üzere yola çıktı. Fakat Mekke müşrikleri Hz. Peygamber'in (sav) Mekke'ye girmesini kabul etmediler. Nihayet Peygamber Mekkelilerle, gelecek senede, üç gün Mekke'de kalmak üzere, Hudeybiye'de bir barış anlaşması yaptı. Anlaşma metnini yazdıkları zaman “Bu, Allah Rasulü Muhammed'in kabul ettiği...” diye yazmışlardı. Müşrikler “Biz senin peygamberliğini kabul etmiyoruz ki. Eğer biz senin Allah'ın Rasulü olduğunu kabullenip tasdik etmiş olsaydık, seni hiçbir şeyden alıkoymazdık. Sen sadece Muhammed b. Abdullah'sın” dediler. Rasulullah, onlara "Ben Allah'ın Rasulü ve Muhammed b. Abdullah'ım" buyurdu ve sonra da Ali'ye "Rasulullah kelimesini sil" buyurdu. Ali “hayır vallahi ben Seni asla silmem” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav), metni aldı, kendi yazısı iyi değildi. metne "Bu, Muhammed b. Abdullah'ın onayladığı anlaşma maddeleridir. Müslümanlar kınındaki kılıç haricinde Mekke'ye silâh sokmayacak. Mekkelilerden bir adam, Muhammed'e tâbi olmak üzere, Mekke'den çıkıp gidemeyecek, ama Muhammed'in sahabesinden birisi Mekke'de ikamet etmek isterse ona engel olunmayacaktır." diye yazdırdı.
Ertesi sene Rasulullah Mekke'ye girip de belirlenen o üç gün geçince, Mekkeliler Ali'ye geldiler ve “süre geçti. dostuna söyle de bizden (Mekke'den) çıksın” dediler. Bunun üzerine Peygamber (sav) Mekke'den çıktı. Bu sırada Hamza'nın kızı, “Amcam! Amcam!” diyerek Peygamber'in (sav) arkasına takıldı. Ali onu hemen aldı ve elinden tutup Fatıma'ya “amcanın kızını al” dedi. Fâtıma da onu mahfeye bindirdi. Bu arada Hamza'nın kızının kimin yanında kalacağı konusunda Alî, Zeyd b. Harise ve Cafer arasında tartışma çıktı. Ali “onu ben aldım ve o benim amcamın kızıdır” dedi. Cafer de “O benim de amcamın kızıdır; teyzesi de benim nikâhım altındadır” dedi. Zeyd de “O benim kardeşimin kızıdır” dedi. Hz. Peygamber (sav) kızın teyzesinde kalmasını uygun gördü "Teyze ana konumundadır" buyurdu. Sonra Ali'ye "Sen bendensin, ben de sendenim", Cafer'e "Sen de yaradılış ve huy yönünden bana benzeyensin", Zeyd b. Hârise'ye de "Sen bizim kardeşimiz ve dostumuzsun" buyurdu. Ali, Hz. Peygamber'e “Hamza'nın kızıyla evlenmez misin?” dedi. Peygamber (sav) "O benim süt kardeşimin kızıdır" buyurdu
Açıklama: Muhacir ile ensar arasında kardeşlik bağı kurulurken Hz. Peygamber (sav), Zeyd b. Harise ile Hz. Hamza'yı kardeş yapmıştı.
Bize Said b Ebu Meryem, ona Ebu Gassân, ona Zeyd b. Eslem, ona Atâ b. Yesâr, ona Ebu Said'in söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Sizden öncekilerin yoluna karış karış, arşın arşın uyacaksınız. Onlar bir keler deliğine girecek olsa siz de oraya gireceksiniz."
Bizler: Ey Allah'ın Rasulü, (bizden öncekilerken kastınız) Yahudiler ve Hristiyanlar mı? dedik. O da "Başka kim olacak" buyurdu.
Bize Muhammed b. Yusuf, ona Sufyân, ona A'meş, ona Ebu Duhâ, ona da Mesrûk şöyle rivayet etmiştir:
Âişe (r.anha), namaz kılan kimsenin elini kalçasına koymasını çirkin görür ve “Yahudiler bunu yapar” derdi.
Şu'be bu hadisin A'meş'ten rivayetinde (Süfyân'a) mutâbaat etmiştir.
Bize Ebu Asım Dahhak b. Mahled, ona el-Evzâî, ona Hassân b. Atiyye, ona Ebu Kebşe, ona da Abdullah b. Amr'ın rivayetine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bir ayet dahi olsa benden alıp başkalarına aktarınız. İsrailoğulları'ndan rivayette bulunmanızda bir sakınca yoktur. Kim bile bile benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın."
Bize Muhammed b. Râfi, ona Süreyc, ona Fuleyh; (T) Bana Muhammed b. Hasan b. İbrahim, ona Babası, (Hasan b. İbrahim), ona Fuleyh b. Süleyman, ona Nâfi, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (sav) umre yapmak niyetiyle yola çıktı ancak Kureyş kâfirleri Rasulullah ile Kâbe arasına engel oldular. Bunun üzerine Rasulullah da Hudeybiye'de kurbanını kesip başını tıraş etti ve müşriklerle, gelecek sene, Mekke'de kılıç dışında silah taşımadan, Mekkeliler'in arzu ettikleri müddet kadar (yânî üç gün) kalarak umre yapmak şartları üzerine barış anlaşması yaptı. Hz. Peygamber barış anlaşmasında kararlaştırdığı gibi, Mekke'ye girip üç gün ikamet etti. Mekke'de üç gün ikametini tamamlayınca, Mekkeliler Rasulullah'ın Mekke'den çıkmasını söylediler. O da Mekke'den çıktı.