11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bana Yakub b. İbrahim b. Kesîr, ona Ebu Üsâme, ona Fudayl b. Gazvân, ona Ebu Hâzim el-Eşca'î, ona da Ebu Hüreyre (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Bir adam Rasulullah'a (sav) gelip "Ey Allah'ın Rasulü! Ben aç ve bitap kaldım" dedi. Hz. Peygamber (sav) eşlerine haber gönderdi; ama hiç birisinde yiyecek bir şey yoktu. Bunun üzerine "Bu adamı bu gece misafir edecek kişiye Allah merhamet etsin" dedi. Ensâr'dan bir zât kalktı ve "Ben misafir ederim, Ey Allah'ın Rasulü!" dedi. Ailesine gidip eşine "Rasulullah'ın (sav) misafirinden hiç bir şeyi saklama ne varsa ikram et" dedi. Kadın da "Vallahi evde çocukların yiyecekleri azıktan başka bir şey yok" dedi. Ensâr'dan olan sahâbî, "Çocuklar gece yemek istediklerinde onları uyut. Kandili söndür, biz karnımız aç bir şekilde geceleyelim" dedi. Kadın da kocasının dediği gibi yaptı. Sonra Ensâr'dan olan o sahâbî sabahleyin Hz. Peygamber'in (sav) yanına geldi. Hz. Peygamber (sav) "Allah (ac) falanca adam ve kadının yaptığından hoşlandı -veyahut güldü-" buyurdu.
Bu hadise üzerine Allah (ac) "Onlar ihtiyaç halinde olsalar bile kendilerine başkalarını tercih ederler" (Haşr, 59/9) âyetini indirdi.
Bize Ebu Ma'mer, ona Abdülvâris, ona Eyüb, ona Hafsa bt. Sîrîn, ona da Ümmü Atıyye (r.anha) şöyle demiştir:
Biz kadınlar Rasulullah'a biat ettik. Kendisi bize "Ey Peygamber! Mü'min kadınlar sana gelip de Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, doğurdukları çocuklar hakkında yalan uydurmamak, meşru olan bir işte sana karşı gelmemek üzere biat etmek istediklerinde, onların biatini kabul et ve onlar için Allah'tan af dile" (Mümtehine, 12) ayetini okudu ve bizlere ölülerin arkasından ağıt yakmayı yasakladı. Bu sırada bir kadın biat etmekten elini çekti ve “falanca kadın bana yardım etmiş, benimle birlikte ağıt yakmıştı. Ben de karşılık verip onunla ağıt yakmak istiyorum” dedi. Peygamber (sav) o kadına hiçbir şey söylemedi. Bunun üzerine kadın gitti. Sonra yine dönüp gelerek biat etti.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona Zührî, ona Ebu İdris, ona da Ubâde b. Sâmit (ra) şöyle demiştir:
Hz. Peygamber'in (sav)'in yanında idik, bize "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız, zina etmemeniz, hırsızlık yapmamanız... üzerine bana biat eder misiniz?" buyurdu ve Kadınlar ayetini (Mümtehine, 12) okudu. -Süfyân'ın çoğu rivayetinde lafız 'ayeti okudu' şeklindedir.- ondan sonra "içinizden her kim sözünde durursa, onun ecri ve mükâfatı Allah üzerindedir. Kim bu saydığım (günahlardan) birini yapıp sonra da cezasını dünyada çekerse, bu ceza ona bir kefarettir. Kim de bu suçlardan birini yapar ve yaptığı fiili Allah örterse, işi Allah'a kalır. İsterse ona azap eder, dilerse onu mağfiret eyler."
Ma'mer "ayet" ile ilgili Abdurrezzak'tan yaptığı rivayetle, hadise mutâbaat etmiştir.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona Amr b. Dînâr, ona Hasan b. Muhammed b. Ali, ona Ali'nin katibi Ubeydullah b. Ebu Râfi, ona da Ali (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) "hadi gidip, Hâh bostanına varıp, orada mahfe içinde, yanında mektup bulunan bir kadından o mektubu alıp bana getiriniz" buyurarak beni, Zübeyir'i ve Mıkdâd'ı gönderdi. Ali der ki: Biz, atlarımızı koşturup o bostana vardık ve gerçekten de orada mahfe içinde bir kadın bulduk. Kadına “çıkar şu mektubu” dedik. Kadın “yanımda mektup falan yok” dedi. Biz kadına “ya o mektubu sen çıkarırsın ya da biz elbiseni soyup buluruz” dedik. Kadın çaresiz mektubu saç örgüsü arasından çıkardı. Biz de mektubu alıp Rasulullah'a (sav) getirdik. Bir de baktık ki mektupta “Hâtıb b. Ebu Beltaa'dan Mekke müşriklerine” diyerek Hâtıb, müşriklere Rasulullah'ın yaptığı hazırlığı haber veriyordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "ey Hâtıb, bu ne iştir?" diye sordu. Hâtıb “ey Allah'ın Rasulü hakkımda acele hüküm verme. Ben Kureyş'ten bir adamdım ama onların içinden (hısımlık bağı olan) biri değildim. Senin beraberinde bulunan Muhacirlerin, ailelerini ve mallarını Mekke'de koruyacak birçok hısımları vardır. Benim ise böyle koruyacak kimsem olmadığı için nesep bağı boşluğunu, Mekkeliler arasında bir el (destek) edinerek doldurmak ve hısımlarımı böyle korumak istedim. Ben bu işi yaparken ne küfre düştüm, ne de dinimden döndüm” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav), orada bulunanlara "Hâtıb size karşı kesinlikle doğru söyledi" buyurdu. Ömer “ey Allah'ın Rasulü, bırakın beni şunun boynunu vurayım” dedi. Rasulullah (sav) "Hiç şüphesiz Hâtıb, Bedir gazvesinde katılmıştır. Nereden biliyorsun? Belki de Allah Bedir'de hazır bulunan kimselerin amellerine muttali oldu ve 'dilediğinizi yapın, ben sizleri kesinlikle mağfiret etmişimdir' buyurdu" dedi.
Amr der ki: Bunun üzerine Allah "Ey iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri yakın dost, sırdaş ve işlerinize vekil edinmeyin. Siz onlara safça sevgi gösterisinde bulunuyorsunuz. Oysa onlar size gelen gerçeği inkâr etmiş ve sırf Rabbiniz olan Allah’a inandığınız için Peygamber’i ve sizi yurdunuzdan çıkarmışlardır. Eğer siz gerçekten benim yolumda cihâd etmek ve rızâmı kazanmak maksadıyla yurdunuzu terk edip çıktıysanız, kâfirlere nasıl sevgi gösterip sır verebilirsiniz? Gerçek şu ki, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da ben çok iyi bilmekteyim. Bundan böyle içinizden kim onlara sevgi besler ve sır verirse, kesinlikle dümdüz yoldan sapmış olur." (Mümtehine, 1) ayetini indirdi.
Râvî der ki: Ben bu ayetin Ali'den gelen bu hadisten mi, yoksa bu Amr'ın sözü mü olduğunu bilemiyorum.
Ali der ki: Sufyân'a “"Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dostlar edinmeyiniz..." ayeti bu olay hakkında mı indi?” diye soruldu. Sufyân “Bu insanların sözüdür. Benim Amr'dan alıp ezberlediğim hadiste bu ayet yoktur. Ben ondan tek bir harf terk etmedim ve benden başka bir kimsenin de bu hadisi benim gibi ezberlemiş olduğunu da zannetmiyorum” dedi.
Bize İshak, ona Yakub b. İbrahim, ona İbn Şihâb'ın kardeşinin oğlu, ona amcası (İbn Şihâb), ona Urve, ona da Peygamber'in eşi Âişe (r.anha) şöyle haber vermiştir:
Rasulullah (sav), mümin kadınlardan kendisine hicret edip gelenleri Yüce Allah'ın "Ey Peygamber, inanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (Mümtehine, 12) ayeti gereğince imtihan ederdi:
Urve der ki: Âişe şöyle dedi: Mümin kadınlardan bu ayetteki şartları kabul eden kadına Rasulullah (sav) "biatini kabul ettim" derdi. Allah'a yemin ederim ki, biat esansında Rasulullah'ın eli, hiçbir kadının eline dokunmamıştır. Rasulullah'ın (sav) kadınlarla biati "ben bu şartlarla senin biatini kabul ettim" demesiyle gerçekleşirdi.
Yunus, Ma'mer ve Abdurrahman b. İshak, Zührî'den yaptıkları rivayetle, İbn Şihâb'ın kardeşinin oğluna, mutabaat etmişlerdir.
İshak b. Râşid der ki: Zuhrî bu hadisi Urve ve Amra'dan rivayet etmiştir.
Bana Abdülaziz b. Abdullah, ona Süleyman b. Bilal, ona Sevr, ona Ebu Ğiyâs, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir:
Biz Peygamberdin yanında oturuyorken kendisine Cuma Suresi "henüz bunlara katılmamış olan daha başkalarına da" indirildi. Ben “ey Allah'ın Rasulü, 'bize henüz katılmayanlar' kimlerdir?” diye sordum. Rasulullah üç kez sorana kadar cevap vermedi. Rasulullah elini, aramızda olan Selmân el-Fârisî'nin üzerine koydu ve "iman Süreyya yıldızında bile olsaydı şunlardan birtakım adamlar" -yahut "bir adam muhakkak ona uzanıp alırdı" buyurdu.
Bize Muhammed b. Abdürrahim, ona Harun b. Maruf, ona Abdullah b. Vehb, ona İbn Cüreyc, ona Hasan b. Müslim, ona Tâvus, ona da İbn Abbas şöyle söylemiştir:
"Allah Rasulü (sav), Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile Ramazan Bayramı namazlarında bulundum. Hepsi de namazı hutbeden önce kılıyorlar, sonra hutbe veriyorlardı. (Bir hutbe sonrası) Allah Rasulü (sav) (hutbe sonrası) indi, -elleriyle adamları oturtmak isteyişini görüyor gibiyim.- sonra insanları yararak kadınların yanına kadar geldi, beraberinde Bilal vardı. Allah Rasulü (sav) 'Ey Peygamber! Mü’min kadınlar sana gelip de Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftirâ uydurup getirmemek, dine ve akla uygun hiçbir konuda sana karşı gelmemek hususlarında sana bey‘at etmek istediklerinde, sen de onların bey‘atını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, sonsuz merhamet sahibidir.' (Mümtehine, 60/12) ayetini okudu, bitirince de 'Siz hala bu (bey'atiniz) üzere misiniz?' diye sordu. Aralarından sadece bir tek kadın cevap verdi ve 'Evet ey Allah'ın Rasulü!' dedi. Ravi Hasan bu kadının kim olduğu bilemedi Rasulullah (sav) 'o halde sadaka verin' buyurdu. Bilal elbisesini açtı, onlar da bilezikleri, yüzükleri Bilal'in elbisesine atmaya başladılar."
Bana Hafs b. Ömer, ona Halid b. Abdullah, ona Husayn, ona Salim b. Ebu Ca'd ve Ebu Süfyân, onlara da Cabir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle demiştir:
Biz Rasulullah (sav) ile birlikte Cuma namazında iken bir kervan geldi, insanlar da ona doğru yönelip gittiler ve Rasulullah'ın (sav) beraberinde sadece on iki kişi kaldı. Bunun üzerine "Onlar bir ticâret veya bir eğlence görünce hemen oraya akın ettiler" (Cumâ, 11) ayeti indi.