11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bizeِ Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona Ebu Nadr Mevla Ömer b. Ubeydullah, ona Ebu Mürre Mevla Ümmü Hani bt. Ebu Tâlib, ona da Ümmü Hani bt. Ebu Tâlib (r. anha) şöyle demiştir:
Ben Mekke'nin fethedildiği yıl Rasulullah'ın (sav) yanına gittim ve O'nu yıkanırken buldum. Kızı Fâtıma da O'nu perde ile örtüyordu. Selam verdim. Hz. Peygamber (sav) "Bu kim?" diye sordu. Ben “Ebu Tâlib'in kızı Ümmü Hâni'yim” dedim. Rasulullah (sav) "hoşgeldin Ümmü Hâni" buyurdu. Yıkanmayı bitirince elbiseyi çapraz bir şekilde bağlamış olduğu halde tek bir elbise içinde sekiz rekat namaz kıldı. Namaz'dan sonra ben kendisine “ey Allah'ın Rasulü, kardeşim Ali, benim âmân verip güvence altına aldığım filancayı, Hubeyre'nin oğlu Falanca'yı öldüreceğini söylüyor” dedim. Rasulullah "ey Ümmü Hâni, senin âmân verdiğin kimseye biz de aman verdik" buyurdu. Bu olay kuşluk vaktinde idi.
Açıklama: Senin eman vermiş olman bizim eman vermemiz gibidir. bkz. Kastallani,İrşâdu's-Sâri, V, 237.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Vehb, ona Şube, ona da Ebu İshak şöyle demiştir:
"Zeyd ibn Erkam'm yanındaydım. Kendisine; Peygamber (sav) kaç gazaya bizzat katıldı diye soruldu. On dokuz diye cevap verdi. Sonra sen Peygamber (sav) ile birlikte kaç gazada bulundun denildi. On yedi dedi. Ben; bunların ilki hangisiydi dedim. Useyre yahut uşeyre dedi."
Ravi der ki: Ben Katade'ye bu ismi sordum. Bana uşeyr cevabını verdi.
Bize Yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Abdurrahman b. Abdullah b. Ka'b, ona Abdullah b. Ka'b, ona da Ka'b b. Malik (ra) şöyle demiştir:
Tebûk gazası dışında Rasulullah'ın (sav) yaptığı gazaların hiçbirinden geri kalmadım. Bir tek Bedir gazasına katılmadım. Zaten ona katılmayanlar da ayıplanmadı. Çünkü Rasulullah bu sefere Kureyş kervanına baskın yapma niyetiyle çıkmıştı. Ama Allah, bir sözleşme olmaksızın, Müslümanlarla onların düşmanlarını, savaşmak üzere karşı karşıya getirdi.
Bana Muhammed b. Abdullah b. Havşeb, ona Abdülvehhâb, ona Halid, ona İkrime, ona İbn Abbâs şöyle demiştir:
Peygamber (sav) Bedir günü "Allah'ım bize söz verdiğin yardımı ve vadettiğin zaferi istiyorum. Allah'ım eğer (aksini) dilersen yeryüzünde artık sana ibadet edilmez (ibadet eden kalmaz)" diye dua etti. Hz. Ebu Bekir, Peygamber'in elini tuttu “(Allah) sana yeter ey Allah'ın Rasulü” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır" (Kamer, 45) ayetini okuyarak çadırından dışarı çıktı.
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişam, ona İbn Cüreyc, ona Abdülkerim, ona Abdullah b. Hâris'in azatlısı Miksem, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir:
"Müminlerden oturanlar (الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ)", Bedir harbine çıkmayanlar, "Savaşanlar (الْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ)" ise Bedir harbine çıkanlardır, demiştir
Bana Mahmud b. Gaylân, ona Vehb, ona Şube, ona Ebu İshak, ona da Berâ b. Âzib şöyle demiştir:
Bedir harbi günü ben ve İbn Umer'in yaşı (savaş için) küçük bulundu. Bedir günü Muhacirler altmış küsur kişi, Ensâr da iki yüz kırk küsur kişi idiler.