11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Ömer b. Übeydullah'ın azatlısı Ebu Nadr, ona Âmir b. Sa'd b. Ebu Vakkâs, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir:
Ben Hz. Peygamber'in (sav), Abdullah b. Selâm hariç, yeryüzünde yürüyen hiçbir kimse için "Bu cennet ehlindendir" dediğini duymadım. Şu ayet onun hakkında inmiştir: "Üstelik İsrail oğullarından bir şahit de onun benzeri bir kitaba dayanarak, onun doğruluğuna tanıklık etmiş ve ona iman etmiş olduğu halde" (Ahkâf, 10).
Râvî Abdullah b. Yusuf der ki: : ayetin nüzulü ile bu bilgi Mâlik'in kendi sözü mü, yoksa hadise mi dahildir, bilemiyorum.
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Ebu Avâne'nin hısımı Fadl b. Müsâvir, ona Ebu Avâne, ona A'meş, ona Ebu Süfyân, ona da Cabir (ra) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Arş, Sa'd b. Muâz'ın ölümü için titredi."
Yine bize A'meş, ona Ebu Salih, ona da Câbir Hz. Peygamber'den (sav) bu hadisin benzerini rivayet etmiştir.
Bir adam, Cabir'e “Berâ b. Âzib '(Sa'd b. Muâz'ın taşındığı) serîr titredi' diyor” dedi. Cabir de cevaben: Bu iki kabile (Evs ve Hazrec) arasında düşmanlık vardı. Ben Peygamber'in (sav) "Rahmân'ın Arş'ı, Sa'd b. âz'ın ölümünden dolayı titredi" buyurduğunu, işittim” dedi .
Bize Ali b. Müslim, ona Habbân, ona Hemmâm, ona Katâde, ona da Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:
İki kişi bir karanlık gecede Peygamber'in (sav) yanından çıkıp giderken birden önlerinde bir nur meydana geldi. Onlar birbirinden ayrıldıklarında, o nur da her biriyle beraber olarak ikiye ayrıldı.
Ma'mer b. Râşid, Sâbit'ten, oda Enes'ten "Useyd b. Hudayr ile Ensâr'dan bir adam" şeklinde rivayet etmiştir. söylemiştir.
Hammâd b. Seleme der ki: Bize Sabit, ona da Enes "Useyd b. Hudayr ile Abbâd b. Bişr, Peygamber'in (sav) yanında idiler" şeklinde rivayet etmiştir.
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Amr, ona İbrahim, ona Mesrûk, ona da Abdullah b. Amr'ın (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kur'ân okumayı şu dört kişiden; İbn Mes'ûd, Ebu Huzeyfe'nin azatlısı Salim, Übeyy ve Muâz b. Cebel'den isteyiniz."
Bize İshak, ona Abdussamed, ona Şu'be, ona Katâde ona Enes b. Malik, ona da Ebu Üseyd'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Ensâr'ın topluluklarının en hayırlısı Neccâr oğulları, sonra Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra Hâris b. Hazrec oğulları, sonra da Sâide oğullarıdır. Ensar'ın her kabilesinde hayır vardır" buyurdu.
-Müslüman olmada kıdem sahibi olan Sa'd- (b. Ubâde) “Görüyorum ki Hz Peygamber (sav) (Ensar'ın bir kısmını) bizden üstün tutmuş” dedi. Bunun üzerine kendisine “Peygamber sizi de birçok Ensâr kabilesinden üstün tutmuştur” denildi.
Bize Ebu Velid, ona Şu'be, ona Amr b. Mürre, ona İbrahim, ona da Mesrûk şöyle demiştir:
Abdullah b. Amr'ın yanında Abdullah b. Mes'ûd'dan bahsedilince o şöyle dedi: O, sürekli muhabbet duyacağım bir adamdır. Hz. Peygamber'i (sav) "Kur'an'ı dört kişiden alınız" buyururken işittim. Rasulullah (sav) isimleri saymağa Abdullah ibn Mes'ûd'dan başladı ve şöyle devam etti: "Abdullah b. Mes'ûd, Ebu Huzeyfe'nin azatlısı Salim, Muâz b. Cebel ve Übeyy b. Ka'b."
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona ona Ğunder, ona ona Şu'be, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) Ubeyy b. Ka'b'a "Allah 'Lem yekunillezîne keferû' Suresi'ni sana okumamı bana emretti" buyurdu. Ubeyy “Allah benim adımı (açıkça) andı mı?” diye sordu. Peygamber (sav) "Evet andı" buyurunca Ubeyy b. Ka'b (sevincinden) ağladı.
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Yahya, ona Şu'be, ona Katâde, ona da Enes (ra) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) zamanında Kur'an'ı, hepsi Ensar'dan olan dört kişi ezberlemişti. Bunlar Ubey b. Ka'b, Muâz b. Cebel, Ebu Zeyd, Zeyd b. Sabit'tir. Ben Enes'e “Ebu Zeyd kimdir?” diye sordum. Enes de “amcalarımdan biri” cevabını verdi.
Bize Ebu Ma'mer, ona Abdülvâris, ona Abdülaziz, ona Enes (ra) şöyle demiştir:
Uhud günü (Müslümanlar arasında bozgun) olduğunda, insanlar Peygamberin yanından dağıldı, Ebu Talha ise Peygamber'in (sav) önünde deriden kalkanını siper yaparak O'nu korumaya devam ediyordu. Kirişi gergin iyi bir ok atıcısı olan Ebu Talha, o gün iki yahut üç yay kırmıştı. Hz. Peygamber (sav), sadağı okla dolu olarak yanından geçen her kişiye "sadağındaki okları Ebu Talha'nın önüne boşalt" diyordu. Peygamber (sav) düşman okçularına bakmak için ayağa kalktığında hemen Ebu Talha “ey Allah'ın Rasulü, babam, anam sana feda olsun, sakın yukarı kalkma, ola ki düşman oklarından biri sana isabet eder. Benim göğsüm senin göğsünün siperidir” diyordu. Ben Uhud günü Ebu Bekir'in kızı Âişe ile annem Ümmü Suleym'i, ayaklarındaki halhalları göreceğim kadar eteklerini toplamış, sırtlarında kırbalarla, çevik bir şekilde su taşıyıp yaralıların ağızlarına dökerken görmüşümdür. Kırbalar boşalınca süratle geri dönüp gelerek kırbaları dolduruyorlar, sonra gelip yaralı mücahitlerin ağızlarına döküyorlardı. Yine o gün Ebu Talha'nın elinden iki yahut üç kere kılıç düşmüştü.