11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bana Übeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Âişe ve Abdullah b. Abbas (r.anhum) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav), hastalığı şiddetlendiğinde, kendisine ait yumuşak bir kumaşla (hamîsa) yüzünü örtüyor, sonra da nefesi daraldığında yüzünü açıyordu. İşte bu halde iken "Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun, Onlar peygamberlerinin kabirlerini kendilerine mescit edindiler" buyurarak, onların yaptıklarından ümmeti sakındırıyordu.
Bize Muhammed, ona Affan, ona Sahr b. Cüveyriye, ona Abdurrahman b. Kasım, ona babası (Kasım b. Muhammed b. Ebubekir), Aişe'nin (r.anha) şöyle dediğini rivayet etti:
Abdurrahman b. Ebubekir, Peygamber'in (sav) huzuruna girdi. Ben Peygamber'i (sav) göğsüme yaslamıştım. Abdurrahman'ın yanında, kendisiyle dişlerini misvakladığı yaş bir misvak vardı. Rasulullah (sav) yüzünü ona çevirip uzunca baktı. Ben Abdurrahman'dan misvağı aldım, dişlerimle onu ısırıp kestim, onu silkeledim ve su ile temizledim. Sonra hazırladığım bu misvağı Peygamber'e (sav) verdim. Onunla dişlerini misvakladı. Artık ben Rasulullah'ın (sav) bu kadar güzel diş misvakladığını görmedim. Rasulullah misvaklamayı bitirince, hemen elini veya parmağını yükselttikten sonra üç defa: "er-Refîku'l-A'lâ" (Yüce dosta) buyurdu. Bundan sonra Rasulullah (sav) vefat etti.
Ravî dedi ki: Aişe (r.anha): Rasulullah'ın (sav) başı, köprücük kemiğim ile çene kemiğim arasında iken vefat etti, der idi.
Bana Hibbân, ona Abdullah, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah (sav) rahatsızlandığında Muavvizât (felak ve Nas) Sûreleri'ni okuyup kendi ellerine üfler, sonra eliyle vücudunu sıvazlardı. ölümünden önceki hastalığında, onun okuduğu Muavvizât surelerini, ona ben okuyup onun kendi eliyle, kendi bedenini mesh ediyordum.
Bize Muallâ b. Esed, ona Abdülaziz b. Muhtar, ona Hişâm b. Urve, ona Abbâd b. Abdullah b. Zübeyir, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
Vefatı öncesinde, kendisini pür dikkat dinlerken, Peygamber'in (sav), sırtını bana dayamış vaziyette şöyle dua ettiğini işittim: "Allâhumme'ğfırlî ve'rhamni ve'lhıknî bi'r-Refîk (Allahım, günahlarımı bağışla, bana merhamet eyle ve beni Refîk-i A'lâ'ya eriştir)"
Bize Salt b. Muhammed, ona Ebu Avâne, ona Hilal el-Vezzân, ona Urve b. Zübeyir, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) bir daha kalkamadığı hastalığı sırasında "Allah Yahudilere lanet etsin. Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler" buyurdu.
Âişe der ki: Böyle bir endişe olmasaydı, Hz. Peygamber'in kabri açık bırakılırdı. Ancak Hz. Peygamber (sav) kendi kabrinin mescit edinilmesinden korktu.
Bana Übeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Âişe ve Abdullah b. Abbas (r.anhum) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav), hastalığı şiddetlendiğinde, kendisine ait yumuşak bir kumaşla yüzünü örtüyor, sonra da nefesi daraldığında yüzünü açıyordu. İşte bu halde iken "Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun, Onlar peygamberlerinin kabirlerini kendilerine mescit edindiler" buyurarak, onların yaptıklarından ümmeti sakındırıyordu.
Bize Saîd b. Ufeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd, ona da Hz. Peygamber'in (sav) eşi Âişe şöyle demiştir:
Rasulullah'ın (sav) hastalığı ağırlaşıp ağrısı şiddetlenince, benim odamda bakılmak üzere kadınlarından izin istedi. Onlar da izin verdiler. Bunun üzerine Abbas b. Abdulmuttalib ile başka bir adam arasında, takatsizlikten ayakları yerde sürünerek çıkıp benim odama geçti.
Ubeydullah der ki: Ben Âişe'nin söylediğini Abdullah (b. Abbas)'a aktardım, o da bana "Âişe'nin ismini söylemediği diğer adamın kim olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Ben de "hayır, bilmiyorum" dedim. İbn Abbas "o, Ali'dir" dedi.
Hz. Peygamber'in (sav) zevcesi Âişe şöyle şöyle derdi: Rasulullah benim evime girdiği ve ağrısı şiddetlendiği zaman "Benim üzerime ağız bağları çözülmemiş (kullanılmamış, temiz) yedi kırba su dökün! belki (biraz rahatlarım da bu sayede) insanlara tavsiyede bulunabilirim" buyurdu. Biz Hz. Peygamber'i (sav), eşi Hafsa'ya ait bir leğenin içine oturttuk. Sonra o kırbaların suyundan üzerine dökmeye başladık. Nihayet Rasulullah (sav) eliyle bize 'yeter' diye işaret buyurdu.
Aişe der ki: Bundan sonra Rasulullah (sav) mescide insanların yanına çıkıp, onlara namaz kıldırdı ve konuşma yaptı.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, o Urve b. Zubeyiri ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) altmış üç yaşında vefat etti.
İbn Şihâb der ki: Aynı hadisi bana Saîd b. Müseyyeb rivayet etmiştir.
Bize Ömer b. Hafs, ona babası (Hafs), ona A'meş, ona İbrahim, ona Abdurrahman b. Yezîd ve ona Alkame, onlara da Ebu Mesud el-Ensârî'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bakara Suresi'nin sonunda iki ayet vardır ki her kim geceleyin o iki ayeti okursa, ona yeterli olur."