11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. el-Müsennâ, ona Vehb, ona Hişam, ona Muhammed, ona Ma‘bed, ona da Ebu Said el-Hudrî (ra) şöyle demiştir:
Bir yolculuk sırasında konaklamıştık. Derken bir cariye çıkageldi ve şöyle dedi: 'Kabile reisimiz zehirli bir hayvan (akrep) tarafından sokuldu, adamlarımız da dışarıda. İçinizde rukye yapabilen bir kimse var mı?' Bizim içimizden, rukye bildiğini hiç düşünmediğimiz bir adam onunla birlikte gitti, ona rukye yaptı ve adam iyileşti. Bunun üzerine, ona otuz koyun verilmesini emretti ve bize de süt ikram ettiler. Adam dönünce kendisine: 'Sen rukye yapmasını biliyor muydun, yoksa daha önce hiç rukye yaptın mı?' diye sorduk.
'Hayır,' dedi, 'Ben sadece Ümmü’l-Kitâb (Fâtiha) ile rukye yaptım.' Biz de şöyle dedik: 'Bu durumu Rasulullah’a (sav) sorana kadar hiçbir şey yapmayın.' Medine’ye dönünce meseleyi Rasulullah’a (sav) anlattık. Şöyle buyurdu:
"O, bunun rukye olduğunu nereden biliyordu? (Koyunları) Paylaştırın, bana da bir hisse ayırın."
Ebu Ma‘mer dedi ki: Bize Abdülvârîs, ona Hişam, ona Muhammed b. Sîrîn, ona Ma‘bed b. Sîrîn, ona da Ebu Said el-Hudrî (ra) bu hadisi aynı şekilde rivayet etmiştir.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Mansur, ona Ebu Duhâ, ona Mesrûk, ona da Aişe (r.anha) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) rükû ve secdelerinde "Sübhaneke Allahumme Rabbena ve bi-hamdike Allahümmağfirlî (Allah'ım, ey Rabbimiz, seni tesbih eder, sana hamd ederim. Beni bağışla Allah'ım" duasını okurdu.
Bize Ebu Numan, ona Ebu Avâne, ona Ebu Bişr, ona Saîd b. Cübeyr, ona da İbn Abbâs (r.anhuma) şöyle demiştir:
Ömer beni, Bedir büyüklerinin meclisine alırdı. Ancak bazıları “Bu genci niçin bizimle aynı meclise alıyorsun? Hâlbuki bizim onun yaşında oğullarımız var?” dediler. Ömer de “o, sizin ilim sahibi olarak bildiklerinizdendir” dedi. İbn Abbâs der ki: Bir gün Ömer Bedir büyüklerini davet etti, onlarla birlikte beni de çağırdı. Ben Ömer'in o gün, bilgimi onlara göstermek üzere beni çağırdığını düşündüm. Ömer onlara “"Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, İnsanları bölük bölük Allah'ın dinine girerken gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve Ondan bağışlanma iste. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir." (Nasr, 1-3) suresi hakkında ne dersiniz?” diye sordu. Bazıları “bize yardım ve fetih verildiğinde Allah'a hamd ve tövbe etmemiz emredilmiştir” dediler. Bazıları “bilmiyoruz” dediler. Bazıları da hiçbir şey söylemedi. Ömer bana “ey İbn Abbas sen de mi böyle diyorsun?” diye sordu. Ben de “hayır” dedim Ömer “peki ne diyorsun?” dedi. Ben de “O, Rasulullah'ın (sav) ecelidir. Allah O'na ecelini bildirdi. Allah ona "Allah'ın yardımı ve fetih" Mekke'nin fethi "geldiğinde" bu senin ecelindir. Bu yüzden "hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve Ondan bağışlanma iste. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir." buyurmuştur” dedim. Ömer “Ben de bu konuda senin bildiğini biliyorum” dedi.
Bize Saîd b. Şurahbîl, ona Leys, ona el-Makburî, ona da Ebu Şüreyh el-Adevî şöyle demiştir:
Amr b. Said Mekke'ye ordu gönderdiği sırada, Ebu Şüreyh el-Adevî ona şöyle dedi: Ey Emir, Mekke'nin fethinin ertesi günü Peygamber'in (sav) ayağa kalkıp söylediği bir sözü sana bildirmeme müsaade et. O hutbeyi şu iki kulağım işitti, kalbim belledi, söyleyeni de söylemekte bulunduğu anda gözlerim gördü. Peygamber (sav), Allah'a hamd ve sena ettikten sonra, şöyle buyurdu: "Muhakkak ki, Mekke'yi dokunulmaz kılan insanlar değil bizzat Allah'tır. Bundan dolayı Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimsenin Mekke'de kan dökmesi ve Mekke'deki herhangi bir ağacı kesmesi helal olmaz. Şayet herhangi bir kimse, Peygamber (sav) burada savaştı, diye ruhsatı tercih edecek olursa, ona “Allah yalnız Rasulü'ne izin vermiştir, size izin vermemiştir” deyiniz. Bana da sadece bir günün bir saati içinde izin verdi. Ondan sonra bu gün artık dünkü dokunulmazlığı geri gelmiştir. Bu dediklerimi burada hazır bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsin."
Bu sözlerinden sonra Ebu Şurayh'a “Amr ne dedi?” diye soruldu, o da cevaben şöyle dedi: Amr bana “Ey Ebu Şurayh, ben bunları senden daha çok bilirim. Ama Harem hiçbir asiyi, eli kanlı bir katili ve kanundan kaçan bir caniyi kurtaramaz” dedi
Bize Kuteybe, ona Leys, ona Yezîd b. Ebu Habîb, ona Atâ b. Ebu Rebâh, ona da Cabir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir:
Cabir b. Abdullah, Mekke'nin fethi senesi, Mekke'de iken, Rasulullah'ın (sav) "Allah ve Rasulü şarap alışverişini haram kılmıştır" buyurduğunu işitmiştir.
Bize Ebu Nuaym ve Kabîsa, onlara Süfyân, ona Yahya b. Ebu İshak, ona da Enes (ra) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) ile birlikte (Mekke ve civarında) on gün konakladık. Bu konaklama süresince namazları kısaltıyorduk.
Bize Abdân, ona Abdullah, ona Asım, ona İkrime, ona da İbn Abbas (r.anhuma) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) Mekke'de on dokuz gün kalmış ve farz namazları iki rekat olarak kılmıştır.
Bize Ahmed b. Yunus, ona Ebu Şihâb, ona Asım, ona İkrime, ona da İbn Abbâs şöyle demiştir:
Biz Hz. Peygamber (sav) ile çıktığımız bir seferde on dokuz gün kaldık ve (farz) namazları kısaltıp (iki rekat kıldık).
İbn Abbâs der ki: Biz çıktığımız seferde on dokuz gün kalırsak namazları kısaltır, daha fazla kalırsak namazları tam kılarız.
Leys der ki: Bana Yunus, İbn Şihâb, ona da Abdullah b. Sa'lebe b. Suayr'in haber verdiğine göre, Peygamber (sav) Mekke fethi yılında, Sa'lebe'nin yüzüne eliyle dokunmuştur.
Bana İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona da Zuhrî şöyle demiştir:
Biz İbn Müseyyeb'in yanında iken Suneyn Ebu Cemîle, kendisinin Peygamber (sav) dönemine yetiştiğini ve Mekke'nin fethi senesinde O'nunla beraber gazaya çıktığını iddia etti.