11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Ubeydullah, ona İbn Ebu Hazim ve el-Ka'nebî, onlara Abdulaziz, ona Alâ, ona da babası, Ebu Hüreyre (r.a.)'ın şöyle söylediğini rivayet etti. "Rasûlullah (s.a.v.); "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe (kamil anlamda) iman etmiş olamazsınız. Kendisi sebebi ile birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi?" dedi. Sahabe "Evet (göster) Ya Rasûlullah!" dediler. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; "Aranızda selamı yayınız."
Açıklama: Müminlerin birbirlerini sevmeleri kamil anlamda iman etmiş olmaları için şarttır. Ancak 'iman etmedikçe cennete giremezsiniz' cümlesindeki iman ise zahir manasına göre anlaşılır. Yani iman etmeyen kişilerin cennete giremeyecekleri belirtilmektedir. Öte yandan benzer lafızların zikredildiği Ebû Musa el-Eş'arî'den nakledilen bir hadiste Hz. Peygamber selam vesilesiyle bireysel sevgi ve saygının yanı sıra toplumsal ülfet ve birlikteliğin sağlanacağını daha farklı ifadelerle açıklamıştır.
Bize Ahmed b. Hâlid, ona Muhammed b. İshak ona Yezid b. Ebû Habib ona Mersed ona da Ebû Basra El-Gıfarî'nin rivayet ettiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur:
"Ben yarın Yahudilere gideceğim. Onlara önce siz selam vermeyin. Onlar size selam verdiklerinde: 'Ve aleyküm (Sizin üzerinize olsun)' deyin."
Bize İbn Selam ona Yahya b. Vadıh ona da İbn ishak bu rivayetin benzerini rivayet etti. Rivayetin metnine 'Nebi'den (sav) işittim' ifadesini ilave etti.
Açıklama: (...) Hadîs-i Şerîf başka bir tarikle aynen rivayet edilmiştir; değişik olarak: «Peygamber'den (sav) işittim» sözünü ravi İlâve etmiştir. Daha önceki haber münasebetiyle anlatıldığı gibi, gayri müslİmlerle karşılaşma halinde onlara önce Müslümanlar selâm vermezler. Kendileri selâm verdiği takdirde de «Ve Aleyküm» demekle yetinilir. Çünkü Müslüman olmayanlar çok defa ölüm mânâsına gelen ve telâffuzu pek fark edilemeyen «Essamü Aleyküm = Ölum üzerinize olsun» sözünü müminlere karşı kullanıyorlar idi. Buna da «Sizin üzerinize olsun» şeklinde kısa olarak «Ve Aley küm» demek en uygun bir cevaptır.
Açıklama: (1)Namazla meşgulüm. Seninle ilgilenemem. Bu meşguliyet beni her şeyden alıkoyar. Bir işle meşgul kişi bir başka şeyle meşgul edilmez. Başka bir işle meşgul olmak için ne vaktim ne fırsatım var. Çünkü Allah ile beraberim.
Bize İbn Nümeyr, ona İbn Fudayl, ona el-A'meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah b. Mesud (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Biz Hz. Peygamber namaz kılarken ona selam verirdik, o da selamımızı alırdı. Necâşî'nin yanından döndüğümüzde ona selam verdik ama selamımızı almadı. "Namazda büyük bir meşguliyet vardır" diye açıklama yaptı.
Bize İbn Nümeyr, ona İshak b. Mansur, ona Hüreym b. Süfyan, ona A'meş, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah b. Mesud (ra) Hz. Peygamber'den benzer bir hadisi nakletmiştir.
Açıklama: 'Necaşi'nin yanından döndüğümüzde' ifadesiyle Habeşistan dönüş kastedilir. Abdullah b. Mes'ûd, Habeşistan'a ilk giden kafile içinde sayılmaktadır. Mekke'de, müslümanlara yönelik boykot kalkınca bu haber, Habeşistan'a Kureyş'in müslüman olduğu şekilde yansımış ve İbn Mes'ud'un bulunduğu bir topluluk tekrar Mekke'ye dönmüştü. İbn Mes'ud'un Habeşistan'a hicreti, 615, geri dönüşü ise 620 yılında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla ilgili hadisin bu tarihten sonra olduğu anlaşılmaktadır. Bilgi için bk. Diyanet İslam Ansiklopedisi, XVII, 459
Bize Muhammed b. Mahbub, Mualla ve Ârim, onlara Ebu Avâne ona da Katade, Hasan'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Fâsık kişiyle aranda saygınlık yoktur."
Bize Muhammed b. Mahbub, Mualla ve Ârim onlara Ebu Avâne, ona da Katade, Hasan'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Fâsık kişiyle aranda saygınlık yoktur."