11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Nasr Ahmed b. Muhammed b. Hasan b. Hamid b. Harun b. Abdülcebbar el-Buhârî ki İbn Neyâzikî olarak meşhurdur. 370 yılı Safer ayında haccetmek için bize geldi. Ona Ebu Hayr Ahmed b. Muhammed b. Celil b. Halid b. Haris el-Buhârî el-Kirmânî el-Abkasî el-Bezzar 322 yılında, ona Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. Muğire b. Ahnef el-Cu'fi el-Buhârî, ona Ebu Velid, ona Şu'be, ona Velid b. 'Ayzar, ona Ebu Amr eş-Şeybânî eliyle Abdullah İbn Mes'ûd'un (ra) evini işaret ederek, onun şöyle dediğini rivayet etti:
Hz. Peygamber'e (sav), 'Allah'ın en sevdiği amel nedir?' diye sordum. (Peygamber), "Vaktinde kılınan namaz" buyurdu. 'Sonra hangisidir' diye sordum. "Anne-babaya iyi davranmak" dedi. 'Sonra hangisidir' diye sordum. "Allah yolunda cihat etmek" dedi.
Abdullah b. Mesud,'(Peygamber) Bana bunları söyledi, şayet kendisine sormaya devam etseydim, o da söyleyeceklerini arttırırdı', dedi.
Açıklama: (1) Hâfıza bozukluğu: Râvinin tabii ya da ârızî sebeplerle mâruz kaldığı hâfıza bozukluğu yüzünden hatalarının doğruları kadar veya daha fazla olması halidir. Birincisi, hâfızasının bozukluğu sebebiyle sika râvilere aykırı rivayetlerin ortaya çıkmasına sebep olur ve böyle hadisler ittifakla reddedilir. İkincisi bunama, yaşlılık, hastalık, körlük gibi ârızî sebeplerle ortaya çıkan hâfıza bozukluğundan kaynaklanan hatalara yol açar. Ârızî durumun ne zaman meydana geldiğinin belirlenmesi halinde o dönemde ve sonrasında nakledilen rivayetler reddedilir, belirlenmediği takdirde beklenir (TDV İslam Ansiklopedisi, 39/559).
Açıklama: Hâfıza bozukluğu: Râvinin tabii ya da ârızî sebeplerle mâruz kaldığı hâfıza bozukluğu yüzünden hatalarının doğruları kadar veya daha fazla olması halidir. Birincisi, hâfızasının bozukluğu sebebiyle sika râvilere aykırı rivayetlerin ortaya çıkmasına sebep olur ve böyle hadisler ittifakla reddedilir. İkincisi bunama, yaşlılık, hastalık, körlük gibi ârızî sebeplerle ortaya çıkan hâfıza bozukluğundan kaynaklanan hatalara yol açar. Ârızî durumun ne zaman meydana geldiğinin belirlenmesi halinde o dönemde ve sonrasında nakledilen rivayetler reddedilir, belirlenmediği takdirde beklenir (TDV İslam Ansiklopedisi, 39/559).
Ukayl der ki: Bana Zührî, ona Urve, ona da Âişe şöyle haber vermiştir:
Rasulullah (sav) (mekke'den Medine'ye hicret eden) kadınları imtihan ederdi. Bize ulaşan habere göre, Yüce Allah, hicret eden mümin kadınların, müşrik kocalarının kendilerine yaptıkları harcamaları, onlara iade etmeleri ve Müslüman erkeklerin de kafir eşlerini artık nikahları altında tutmamaları gerektiğini bildiren hükmü indirdiği zaman Hz. Ömer, (Müslüman olmayan) iki eşini; Karîbe bt. Ebu Ümeyye ve Cervel el-Huzâî'nin kızını boşadı. Bunlardan Karîbe ile Muaviye, diğeri ile de Ebu Cehm evlendi. Kafirler, Müslümanların, kaçıp giden eşlerine harcadıkları nafakayı Müslümanlara ödemeye yanaşmayınca Yüce Allah "Eğer sizden birinin eşi dinden dönüp kâfirlere katılır da o kadına verdiğiniz mehir size iade edilmezse, onlarla yaptığınız savaşta galip gelip kendilerinden ganimet aldığınızda, eşleri gitmiş olan kocalara, ödedikleri mehir kadarını o ganimetten verin" (Mümtehine, 11) ayetini indirdi. "Akib (العقب)" eşi küffara kaçan Müslümanın, eşine yaptığı harcamayı ifade eder. Böylece Allah, eşi çekip giden bir Müslümanın, kaçıp giden kafir eşine ödediği mehrin, ona geri ödenmesini emretti. Ama biz, iman ettikten sonra dinden dönüp giden hiç bir kadını duymadık.
Yine bize ulaşan habere göre, Hudeybiye antlaşması döneminde Ebu Basîr b. Üseyd es-Sakafî iman edip muhacir olarak Hz. Peygamber'e (sav) geldi. Ahnes b. Şerîk Hz. Peygamber'e mektup yazarak Ebu Basîr'in iadesini talep etti.
Râvi hadisin devamını da aktardı.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Ukayl b. Halid arasında inkıta vardır.
Bize Ubeyd b. İsmail, ona Ebu Üsame, ona Ubeydullah, ona Nâfi, ona da İbn Ömer; (T) Ubeydullah dedi ki, ona Kasım b. Muhammed, ona da Aişe şöyle söylemiştir:
Bilal gece ezan okurdu. (Bunun üzerine) Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"İbn Ümmü Mektum ezan okuyana dek yiyin ve için. Çünkü o, fecir doğana kadar ezan okumaz."
Ravilerden Kasım şöyle demiştir: İkisinin ezanı arasında fecr-i kazib ile ile fecr-i sadığın doğması arasındaki kadar bir fark vardır.
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Salim b. Abdullah, ona da İbn Ömer'in (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Hepiniz çobansınız ve elinizin altındaki kişilerden sorumlusunuz. Devlet adamı da bir çobandır, halkından sorumludur, erkek, ailesinin çobanıdır ve ailesinden sorumludur, kadın, kocasının evinde bir çobandır ve ailesinden sorumludur, Hizmetçi, efendisinin parasının çobanıdır ve onun tasarrufundan sorumludur"
Abdullah b. Ömer der ki: Ben Hz. Peygamber'den bunları duydum ve zannediyorum Hz. Peygamber (sav) şunu da söyledi: "Adam (evlad), babasının malının çobanıdır ve yaptığı harcamadan sorumludur. Hepiniz çobansınız ve hepiniz yaptığınız çobanlıktan sorumlusunuz."