11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebû Abdullah el-Hâfız, ona Ebû Abdullah Muhammed b. Yakub, ona İbrahim b. İshak, ona Harun b. Abdullah, ona Hüseyin b. Ali, ona Zâide, ona Meysere, ona Ebû Hâzim, ona da Ebû Hureyre (ra) Rasûlullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivâyet etti:
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir olay gördüğünde ya hayır söylesin ya da sussun! Kadınlar hakkında size hayırlı olmanızı vasiyet ediyorum. Çünkü kadın, kaburga kemiği gibi (nârin) yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en zayıf tarafı üst kısmıdır. Eğer onu düzeltmeye çalışırsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan, eğriliği aynen devam eder."
Bu hadîsi Buhârî Sahîh'inde İshak b. Nasr vasıtasıyla Hüseyin el-Cu'fî'den tahric eder. Müslim de Ebû Bekir b. Ebî Şeybe vasıtasıyla Hüseyinden tahric eder.
Açıklama: "Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır" ifadesi, kadın cinsini yaratılış maddesini belirtmek anlamında değildir. Burada kadının kırılgan tabiatı konusunda istiâre yapılmaktadır. Bu konudaki rivâyetlerin bir bölümünde kadın kaburga kemiğine benzetilmektedir. Bu ifade tarzı, bize hadîsin amacını göstermektedir. Bu da kadının nâzik, hassas ve kırılgan bir tabiata sahip olduğudur. Yine hadîsin bir rivâyetinde, “Onu düzeltmeye çalışırsan kırarsın, onun kırılması da boşanmasıdır” denmektedir. Bu ifade de hadîsin amacının, kadının yaratılış maddesini belirtmekten ziyâde, âile düzeninin korunması açısından kadının nâzik ve hassas tabiatına dikkat gösterilmesi gerektiğini, aksine bir davranışın âilenin yıkılması ile sonuçlanabileceğini belirtmek olduğunu göstermektedir. Bundan başka bir anlayış, kadınlara iyi muamele etmekten bahsedilirken, aynı anda sözü onların yaratılış maddelerine çevirmenin izahını da güçleştirir. İmam Gazzâlî şöyle der: “Erkeğin karısıyla iyi geçinmesi, ona güzel ahlâkla muamele etmesi, kadının kocası üzerindeki hakkıdır. Güzel ahlâktan maksat da; kadına eza-cefa etmemek değil, onun eza ve cefasına tahammül göstermektir. Kadının taşkınlığına karşı, tıpkı Allah’ın Rasûlü gibi yumuşak davranmaktır.”
Bize Ebu Sâlih b. Tâhir el-Anberî, ona Yahya İbn Mansûr el-Kâdî, ona Ahmed İbn Seleme, ona İshak b. İbrahim, ona Cerîr, ona A’meş, isnadıyla bunu zikretti ancak “Kim, bir dağdan atarak kendini öldürürse” ifadesini de ekledi.
Müslim, Sahîh’inde Züheyr b. Harb, Cerîr tarikiyle; Buhârî ise A’meş’ten başka bir tarikle rivayet etmiştir.
Açıklama: Hadisin tamamı için bk. 15975&arama=a'>BS15975.
Bize Ebu Abdullah el-Hâfız, ona Ebu Abdullah el-Hüseyn b. Hasen b. Eyyûb, ona Ebû Hâtim er-Râzî, ona Muhammed b. Abdullah el-Huzâî, ona Cerîr b. Hâzim, ona Hasan, ona Cündeb b. Abdullah bu mescitte rivayet etmiştir. Bize rivayet edildiğinde biz onu bir daha unutmadık. Rasulullah adına yalan da söylenmedi. Cündeb b. Abdullah Hz. Peygamber’den şöyle rivayet etmiştir:
“Sizden önceki ümmetlerden birinde bir adam vardı. Vücudunda çıban çıktı. Ona dayanamadı, bir bıçak aldı ve onunla bileğini kesti. Kan bir daha durmadı ve adam öldü. Bunun üzerine Allah (c.c.) şöyle buyurdu: “Kulum nefsi konusunda benden önce davrandı, ben de ona cenneti haram kıldım.”
Bunu Buharî, Sahîh’inde Haccâc İbn Minhâl, Cerîr’den naklen rivayet etti.
Müslim de Cerîr İbn Hâzim’den başka bir tarikle rivayet etti.
Açıklama: Cündeb b. Abdullah'tan gelen bu hadiste, rivayetin nerede alındığına vurgu yapıldığı gibi, ravi bir daha unutmadıklarının da altını çizmektedir. Bu uygulama, rivayetlerin kabulü açısından muhatabı nezdinde, vurgu veya içindeki diğer beyanlar nedeniyle yemin etmek, şahit göstermek vb. şekillerde tezahür eden harici desteğe ihtiyaç duyulduğunda başvurulan bir yol olarak görülmektedir. Rivayete göre önceki ümmetlerden birinde, vücudunda çıban çıkan bir adam ızdırabına dayanamayınca bıçakla bileğini keserek kan kaybından ölmüştür. Söz konusu şahıs, Allah Teala'ya nispet edilen beyanla, canını alma konusunda Allah'a ait olan hakkın gaspı olarak olarak değerlendirilen intihara teşebbüs etmiştir. Buna ceza olarak da Allah Teala 'ona cenneti haram kıldım' beyanıyla onu cezalandıracağını açıklamıştır.
Bize Ebu Abdullah el-Hâfız, ona Ahmed b. Muhammed b. Ubdûs, ona Osman b. Saîd, ona Ebu’l-Yemân, ona Şuayb b. Ebû Hamza, ona Zührî, ona Saîd b. el-Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre rivayet etmiştir: Biz Rasulullah’la birlikte Hayber’e katılmıştık. Müslüman olduğunu iddia eden bir kişi hakkında Hz. Peygamber (sav) ‘Bu
adam Cehennem ehlindendir’ dedi. Savaş başladığında adam kahramanca savaştı. Bir çok yerinden yaralandı ve hareket edemez hale geldi. Allah Rasulü’nün ashabından biri gelip “Ya Rasulallah! Cehennem ehlinden olduğunu söylediğin kişiyi gördün mü? Vallahi Allah yolunda kahramanca savaştı ve bir çok yerinden de yaralandı" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber “ Dikkat edin! O Cehennem ehlindendir” buyurdu. İnsanların bir kısmı onun bu durumu karşısında neredeyse şüpheye düştüler. Adam yaranın verdiği ıstırapla karşılaşınca elini ok çantasına attı ve oradan bir ok çıkardı ve onunla intihar etti. Bunun üzerine bir çok Müslüman Rasulullah’a gelip şöyle dediler: “Ey Allah’ın Rasulü! Falan kişi imtihana tabi tutuldu, ancak kendi canına kıydı.” Hz. Peygamber (s.a.v.) de: "Bilal! Kalk ve insanlara şunu duyur: Mümin olandan başkası Cennete giremez; Allah fâcir bir kişiyle de dinini destekler” buyurdular.
Bu hadisi Buharî Sahih’inde Ebu’l-Yemân’dan, Müslim ise, Ma’mer, Zuhrî tarikiyle rivayet etmiştir.
Şafiî şöyle demiştir: “Hz. Peygamber onun münafık olduğu ve inandığını iddia ederek kanını akıtacağı bilgisi kendisine Allah tarafından verilmiş olmasına rağmen onu engellemedi."
Açıklama: Bazı rivayetlerde olayın geçtiği yer olarak Huneyn 19&arama=a'>İHS004519 zikredilse de Hayber olması yüksek bir ihtimaldir. Hz. Peygamber adamın cehennemlik olduğunu belirtirken, cennete sadece inananların gideceği vurgusunu yapması önemlidir. Zira adamın cehennemlik olarak nitelenmesinde etkili olan, adamın intihar etmesi değil, münafıklardan olduğu bilgisidir. Nitekim İmam Şafiî de aynı hususa dikkat çekmiştir.
Bize Ebû'l-Hüseyin b. Bişrân, ona Ebû Cafer Muhammed b. Amnr er-Rezzâz, ona Sa'dân b. Nasr, ona İshak b. Yusuf el-Ezrak, ona Abdülmelik, ona Atâ, ona İbnu'z-Zübeyr'in âzatlısı Eymen, ona Tubey', ona da Kâ'b şöyle rivâyet etti:
"Her kim güzelce abdest alır, sonra dört rekât namaz kılar, bu namazın rukû ve secdelerini tam yapar ve namazında ne okuduğunu da bilirse, bu onun için Kadir gecesi değerinde olur."
Bu rivâyete Buhârî Tarih'inde işaret etti, o ve başkaları kalkanın değeri miktarında hırsızlık yapanın elinin kesileceği konusunda bu adamın hadisi ile istidlâl ettiler.
Bize Ebu Abdullah el-Hâfız ve Ebu Zekeriyya b. Ebu İshak el-Müzekkî, onlara Ebu Abdullah Muhammed b. Ya’kub, ona Seriyy İbn Huzeyme, ona Musa b. İsmail, ona Vüheyb, ona Eyyub, ona Ebu Kılâbe, ona da Sâbit İbn Dahhâk Hz. Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etmiştir: "Kim İslam’dan başka bir dine mensup olduğuna dair yalan yemin ederse, o dediği gibidir. Kim kendisini bir şeyle öldürürse kıyamet gününde aynı şeyle kendisine azap edilir. Kim bir Müslümana küfür isnat ederse, onu öldürmüş gibidir. Müslümana lanet etmek de öldürmek gibidir.”
Bu hadisi, Buhârî, Sahîh’inde Musa b. İsmail’den, Müslim ise başka bir vecihten Eyyüb’den rivayet etmişlerdir.
Bize Bağdat'ta Ebû'l-Hüseyin b. Bişrân el-Adl, ona İsmail b. Muhammed es-Saffâr, ona Ahmed b. Mansur er-Remâdî, ona Abdurrezzak, ona Ma'mer, ona ez-Zührî, ona Ebû Seleme, ona da Ebû Hureyre (ra), Rasûlullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivâyet etti:
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin, ya da sussun."
Bu hadîsi Buhârî Sahîh'inde Ma'mer'den, Müslim de başka bir vecihle ez-Zührî'den tahric etti.
Bize Ebû Abdullah el-Hâfız, ona Ebû'l-Kasım Abdurrahman b. el-Hasan el-Esedî, ona İbrahim b. el-Hüseyin, ona Âdem b. Ebî İyâs, ona Şu'be, ona Adiy b. Sabit, ona Abdullah b. Yezîd el-Ensârî -ki o Adiyy'in anne tarafından dedesidir- şöyle dedi:
"Rasûlullah (sav) yağmacılığı ve işkenceyi yasakladı."
Bu rivâyeti Buhârî Sahîh'inde Âdem b. Ebgî İyâs'tan tahric etti.
Bize Ebû Abdullah el-Hâfız, ona Ebû'n-Nadr el-Fakîh, ona Osman b. Saîd, ona Abdullah b. Amr Ebû Ma'mer el-Basrî, ona Abdulvâris b. Saîd, ona Hüseyin el-Muallim, ona Abdullah b. Bureyde, ona Yahya b. Ya'mer, ona Ebû'l-Esved ed-Dîlî, ona da Ebû Zer (ra) Rasûlullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivâyet etti:
"Kim babasından başka birini, babası olmadığını bildiği halde babası olduğunu iddia ederse, küfretmiş (nankörlük etmiş) olur. Kendisine ait olmayan bir şeyi iddia eden de bizden değildir, o cehennemdeki yerine hazırlansın. Her kim, bir adamın öyle olmadığı halde kâfir veya Allah'ın düşmanı olduğunu iddia ederse, şayet adam öyle değilse yolunu kaybetmiş -yahut sapıtmış- olur."
Bunu Buhârî Sahîh'inde Ebû Ma'mer'den tahric etti. Müslim de başka bir vecihle Abdülvâris'ten tahric etti.