11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Kuteybe, ona Yakub b. Amr, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) Ebu Talha'ya şöyle buyurdu: "Benim için gençlerinizden birisini tayin et de Hayber'e gidene kadar bana hizmet etsin." Bunun üzerine Ebu Talha beni bineğinin arkasına bindirerek (bulunduğumuz yerden) çıkardı. Ben, o vakitler buluğ çağına yeni girmiş bir çocuktum. (Yolculukta) Rasulullah (sav) konakladığında kendisine hizmet ediyordum. Onun şu sözü çokça söylediğini duydum: "Allah’ım! Gelecek endişesinden, geçmişe üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borcun yükünden ve insanların baskısına uğramaktan Sana sığınırım." (Bir süre) sonra Hayber'e geldik. Allah'ın lütfuyla Hayber kalesi fethedilince Hz. Peygamber'e (sav) Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye'nin güzelliğinden bahsedildi. Kendisi daha yeni gelin iken kocası öldürülmüştü. Rasulullah (sav) (ganimetten pay olarak) Safiyye'yi kendisine ayırdı. Sonra da Safiyye ile yola çıktı. Nihayet Seddü'l-Sahbâ denilen yere ulaştık. Safiyye hayızdan temizlendi. Rasulullah (sav) Safiyye'yi orada kendine eş yaptı. Sonra orada küçük bir sofra içinde hays yemeği yaptı. Bana da "(Nikahı) etrafındakilere haber ver (onları yemeğe davet et)." dedi. İşte bu yemek, Rasulullah'ın (sav) Safiyye için verdiği düğün yemeği oldu. Sonra da Medine'ye doğru yola çıktık. Enes dedi ki: Ben Rasulullah'ı gördüm, O, Safiyye'yi kendi arkasında bir örtü ile örtüyordu. Sonra Rasulullah (sav) devesinin yanına oturuyor, kendi dizini koyuyor Safiyye de Rasulullah'ın (sav) dizine basıp deveye biniyordu. Yola devam ettik ve nihayet Medine'ye doğru yaklaştığımızda Rasulullah (sav) Uhud dağına doğru baktı ve: "Bu dağ bizi sever biz de bu dağı severiz" buyurdu. Sonra da Medine'ye baktı ve şöyle dua etti: "Allah'ım! Ben, şu iki kayalık arasındaki yeri (Medine'yi), İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi haram kılıyorum. Allah'ım! Medinelilerin müd (eski bir hacim ölçüsü) ve sâ' (eski bir ölçek) ölçeklerini bereketli kıl."
Açıklama: Hays, hurma, yağ ve keş peynirinden yapılan bir tür yemek.
Bize İshak İbn Nasr, ona Abdurrezzak, ona Ma'mer, ona Hemmâm, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle rivayet etmiştir:
"Vücuttaki bütün eklemler için her gün sadaka vermek gerekir. Hayvanına binmek veya eşyasını yüklemek isteyen kimseye yardım etmek sadakadır. Güzel söz veya namaza gitmek için atılan her adım sadakadır. Yol göstermek de sadakadır"
Bize Ebu Numan, ona Hammâd b. Zeyd, ona Yahya, ona Muhammed b. Yahya b. Habbân, ona da Enes b. Mâlik (ra), Ümmü Harâm'dan naklen şöyle rivayet etmiştir:
Nebî (sav), bir gün evimizde öğle uykusuna yattı, ardından gülerek uyandı. Ümmü Harâm “ey Allah'ın Rasulü, seni güldüren de nedir?” dedi. Nebî (sav), "Ümmetimden, tahtlar üzerindeki krallar gibi denizde yol alan bir gruba şaşırdım" buyurdu. Ben “ey Allah'ı Rasulü, beni onlardan kılması için Allah'a dua et” dedim. O da "sen onlardansın" buyurdu. Ardından tekrar uyudu ve gülerek uyandı. Bu dediğini iki ya da üç kere daha söyledi. Ben “ey Allah'ın Rasulü, beni onlardan kılması için Allah'a dua et” dedim. Hz. Peygamber (sav) de "sen, ilklerdensin" buyurdu. Ubâde b. Sâmit, onunla evlendi ve beraber gazâya çıktı. Döndüğünde binmesi için kendisine binek yaklaştırıldı ama o düşüverdi ve boynu kırıldı!
Bize Ebu Numan, ona Hammâd b. Zeyd, ona Yahya b. Muhammed b. Yahya b. Habban, ona Enes b. Mâlik (ra), ona da Ümmü Harâm şöyle rivayet etmiştir:
Nebi (sav) bir gün evinde öğleden sonra uykusuna yatmıştı, gülerek uyandı, Ümm Haram “Ey Allah’ın Rasulü, seni güldüren nedir?” diye sordu. Hz. Peygamber “ümmetimden; gemiye binerek tahtlar üzerindeki krallar gibi yolculuk yapan bir topluluğun durumuna hayret ettim” buyurdu. Bunun üzerine ben “ey Allah’ın Rasulü, beni de onlardan kılması için Allah’a dua et” dedim. Hz. Peygamber “sen onlarla beraber olacaksın” buyurdu. Sonra bir daha uyudu, gülerek uyandı ve öncekinin aynısını iki ya da üç defa söyledi. Ben “ey Allah’ın Rasulü, Allah’ın beni onlardan kılması için Allah’a dua et” dedim. O da “sen ilklerdensin” buyurdu. Sonra Ubâde b. Sâmit onunla evlendi ve birlikte gazaya çıktı, geri döndüğünde binmesi için binek hayvanı ona yaklaştırıldı, o da (binerken) hayvandan düştü ve boynu kırıldı.
Bize Amr b. Merzûk şu ziyadeyi yaparak şöyle dedi: Bize Abdurrahman b. Abdullah b. Dînâr, ona babası (Abdullah b. Dînâr), ona Ebu Sâlih, ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Dînârın kuluna, dirhemin kuluna ve siyah, (değerli) elbisenin kuluna yazıklar olsun. Eğer kendisine verilirse razı olur, verilmezse de öfkelenir. Ona diken batsa çıkmasın. Allah yolunda atının yularını tutan, saçı başı dağılmış, ayakları tozlanmış kula ise müjdeler olsun. O orduyu korumak için önden gönderilse itiraz etmez, orduyu toparlamak için geride bırakılsa yine itiraz etmez. (Bu kişi toplum içinde itibar görmediği için bir yere girmek için) izin istese, kendisine izin verilmez, birine referans olsa referansı kabul edilmez."
Ebu Abdullah (el-Buhârî) der ki: İsrail ve Muhammed b. Cuhâde, Ebu Hasîn'den aktarırken rivayeti merfu olarak nakletmemiş ve (Ebu Hasîn), "تَعْسًا" ibaresini zikretmiştir. Sanki o, Allah onları kahretsin demektedir. "طُوبَى" kelimesi, "فُعْلَى" vezninde olup hoş olan her şeye denir. "Yâ" harfi, "Vâv" harfine dönüştürülmüştür. "يَطِيبُ" fiilinden gelmektedir.
Açıklama: Anlaşılabildiği kadarıyla rivayet muallaktır; Buhari ile Amr b. Merzûk arasında inkıta vardır.
Bize Abdullah b. Münîr, ona Ebu Nadr, ona Abdurrahman b. Abdullah b. Dînâr, ona Ebu Hâzim, ona da Sehl b. Sa'd es-Sâ'idî (ra), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, dünyadan ve üstündekilerden daha hayırlıdır. Sizden birinin cennetteki kamçısı miktarınca (az) bir yeri, dünyadan ve üstündekilerden daha hayırlıdır. Kulun Allah yolunda akşamleyin veya sabahleyin yola çıkması, dünyadan ve üstündekilerden daha hayırlıdır."
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: رِبَاطُ يَوْمٍ فِى سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
Bize Ebu Rabî Süleyman b. Dâvûd, ona İsmail b. Zekeriyya, ona Âsım, ona Müverrik el-Iclî, ona da Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber ile birlikte bir seferde iken bir çoğumuz elbisesi ile gölgelenmekte idi. Oruç tutanlar iş yapmadı, oruç tutmayanlar ise hayvanların sevk ve idaresi ile meşgul olup, hizmet ederek her işe koştular. Bunun üzerine Nebî (sav) "Bugün oruç tutmayanlar sevabı götürdüler" buyurdu.
Açıklama: Cerîr'in sözü, tercümede görüldüğü üzere literal yansıtılmamıştır.