Giriş

Bana Abdullah b. Muhammed el-Cu'fî, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zuhrî, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:

Peygamber (sav) vefat hastalığı sırasında Muavizzât (felak ve Nas) Surelerini okuyarak kendisi üzerine üflerdi. Hastalığı ağırlaşınca, bu Sureleri kendisi­ne ben okur ve elinin bereketinden dolayı, kendi eliyle O'na mesh ederdim. Ma'mer der ki: Ben İbn Şihâb'a “Rasulullah (sav) nasıl nasıl okuyup üflerdi?” diye sordum. o da “ellerine okur, üfler sonra elleriyle yüzünü mesh ederdi” dedi.


    Öneri Formu
17864 B005751 Buhari, Tıp, 41

Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avane, ona Ebu Bişr, ona Ebu Mütevekkil, ona da Ebu Said el-Hudrî’nin (ra) rivayet ettiğine göre:
Rasulullah'ın (sav) ashabından bir grup bir sefere çıktı ve nihayet Arap kabilelerinden birinin bölgesine vardılar. Onlardan kendilerini misafir etmelerini istediler. Onlar ise misafir etmekten kaçındılar. (O esnada)bu kabilenin reisini akrep soktu. Onun için her şeyi denediler ama hiçbir şey fayda vermiyordu. Onlardan bazıları:
Şu yakınınıza konaklayan kafileye gitseniz, belki onların birinde fayda verecek bir şey vardır, dediler. Bunun üzerine onlardan bir grup (kafileye gelip):
'Ey topluluk, reisimizi akrep soktu; kendisi için her şeyi yaptık fakat hiçbir şey fayda vermiyor. Sizden birinizin yanında şifa verecek bir şey var mı? diye sordular.
Kafileden bazısı (Ebu Said);
'Evet, ben dua eder ve tedavi ederim ama sizden bizi misafir etmenizi istedik, fakat siz misafir etmediniz. Onun için ben de şimdi bizim için bir ücret tayin edinceye kadar dua etmeyeceğim', dedi.
Bu meselede (otuz adetli)bir sürü koyun (tedavi ücreti olmak) üzerine anlaştılar. O da (Ebu Saîd) hastaya gelip üzerine (el-Hamdu lillâhi rabbi'l-alemîn...) Fatiha suresini okudu ve üfledi. Nihayet adam, sanki bağından kurtulmuş (hayvan) gibi serbestlendi (iyileşti), ileri geri yürümeye başladı. (Kabile reisi) kafileye anlaştıkları ücreti verdi.
Kafileden bir kısmı; 'Sürüyü paylaşınız' dediler. Okuyup dua edip tedavi eden (Ebu Said) ise;
Rasulullah'a (sav) gidip de meseleyi danışmadıkça yapmayınız, dedi. Onlar da Rasulullah'a (sav) gidip hadiseyi anlattılar. Rasulullah (sav):
"Onun (Fâtiha'nın) bu kadar tesirli bir dua olduğunu nereden bildiniz? İyi yapmışsınız, şimdi koyunları taksim ediniz ve bana da bir pay ayırınız' buyurdu.


    Öneri Formu
17860 B005749 Buhari, Tıp, 39

Bana Abdullah b. Ebu Şeybe, ona Yahya, ona Süfyan, ona el-xxcA’meş, ona Müslim, ona Mesruk, ona da Aişe (r.anha) şöyle rivayet etti:
Nebi (sav) onlardan herhangi birine (hasta olana) sağ eliyle dokunarak (sıvazlayarak) şöyle dua ederdi:
"Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Şifa ver! Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, o şifa hiçbir hastalık izi bırakmasın.”
Ben Mansur'a bu hadisten söz ettim. O da bana İbrahim, ona Mesruk, ona da Aişe isnadıyla yukarıdaki hadise benzer bir rivayette bulundu.


    Öneri Formu
17862 B005750 Buhari, Tıp, 40

Bize Muhammed b. Hakem, ona Nadr, ona İsrail, ona Husayn, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasu­lullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Hastalıkta bulaşıcılık kudreti yoktur. Uğursuzluk yoktur. Baykuş (ötüşünde uğursuzluk) yoktur. Safer (ayında uğursuzluk) yoktur"


Açıklama: Bu rivayeti B005707 numaralı rivayetle değerlendirmekte fayda var. Burada kast edilen şey, sayılan şeylerde bunları oldurma ve yaratma potansiyelinin olmadığıdır. Bu kudret sadece Allah'a aittir.

    Öneri Formu
17879 B005757 Buhari, Tıp, 45

Bize Abdülaziz b. Abdullah el-Üveysî, ona Süleyman, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyir, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:

Rasulullah (sav) yatağına girdi­ği zaman "Kul huve'Allahu ahad" (İhlas), ve "Muavvezeteyn" (Felâk ve Nas) surelerini okuyup iki avucunun içine üfler, Sonra da iki eliyle yüzünü ve bedeninden elinin ulaştığı yerleri sıvazlardı. Âişe der ki: Rasulullah (sav) hastalandığı zaman, bu işi benim yapmamı bana emrederdi.

Yunus der ki: Ben İbn Şihâb'ın yatağına girdiği zaman böyle yaptığını görürdüm.


    Öneri Formu
17857 B005748 Buhari, Tıp, 39

Bize Müsedded, ona Husayn b. Numeyr, ona Husayn b. Abdurrahman, ona Saîd b. Cübeyr, ona da İbn Abbas (r.anhumâ) “Bir gün Nebi (sav) yanımıza çıkıp geldi ve şöyle buyurdu” demiştir:

"Bana ümmetler gösterildi, bir nebi beraberinde bir adamla, bir başka nebi iki adamla, bir diğeri beraberinde bir topluluk ile geçmeye başladılar. Hatta kimi nebi ile beraber hiç kimse yoktu. Derken ufku kapatan çok kalabalık bir topluluk gördüm. Bunun benim ümmetim olacağını ümit ettim, ancak “Bu, Musa ve onun kavmidir” denildi. Sonra bana “bir bak” denildi. Baktım ve ufku kapatan çok sayıda bir kalabalık gördüm. Bana, “Şuraya ve şuraya da bak” denildi. Yine ufku kapatan çok sayıda kalabalık gördüm. “İşte bunlar senin ümmetindir, bunlarla beraber hesapsız olarak cennete girecek yetmiş bin kişi vardır” denildi. Rasulullah (sav) kendilerine geniş bir açıklama yapmadan insanlar dağıldı. Nebi’nin (sav) ashabı kendi aralarında müzakere ederek “Bizler müşrik olarak doğduk, fakat Allah’a ve Rasulü’ne iman ettik, Fakat bunlar (bu sözü edilen yetmiş bin kişi) bizim oğullarımız olmalıdır” dediler. Bu söyledikleri Nebi’ye (sav) ulaşınca, O şöyle buyurdu: “Onlar herhangi bir şeyi uğursuzluk saymayan, rukye, dağlama yapmayan ve Rablerine tevekkül edenlerdir” buyurdu. Bunun üzerine Ukkâşe b. Mihsan ayağa kalkarak “Ey Allah’ın Rasulü, ben onlardan birisi miyim?” dedi. Rasulullah (sav) “Evet” buyurdu. Bir başkası ayağa kalkarak “Ben onlardan birisi miyim?” dedi. Allah Rasulü: “Ukkâşe bunu senden önce sordu” buyurdu."


    Öneri Formu
17867 B005752 Buhari, Tıp, 42

Bize Müslim b. İbrahim, ona Hişam, ona Katâde, ona da Enes'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:

"Hiçbir hastalık kendi başına bulaşıcı değildir, uğursuzluk da yoktur. Ben ise hayra yorulan güzel sözü severim."


    Öneri Formu
17877 B005756 Buhari, Tıp, 44


    Öneri Formu
17869 B005753 Buhari, Tıp, 43


    Öneri Formu
17871 B005754 Buhari, Tıp, 43


    Öneri Formu
17875 B005755 Buhari, Tıp, 44