11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Kuteybe b. Said, ona Cerir, ona A'meş, ona Salim b. Ebu Ca'd, ona da Cabir b. Abdullah aşağıdaki hadisi rivayet etmiş ve şöyle demiştir:
(Hudeybiye'de iken) bir an kendimi Rasulullah'ın (sav) yanında buldum. Bu arada ikindi namazı vakti olmuştu. Ancak (abdest almak için) yanımızda çok az su vardı. Bu su bir kabın içine boşaltıldı ve Rasulullah'a (sav) götürüldü. Rasulullah (sav) elini su kabının içine sokup parmaklarını açtı ve "Haydi abdest alacaklar gelsin. (Suda gördüğünüz) bereket Allah'tandır." buyurdu. Rasulullah'ın (sav) parmaklarının arasından suyun fışkırdığını görüyordum. Orada bulunanlar bu sudan hem abdest aldılar hem de içtiler. Suyun bereket olduğunu bildiğimden, ne kadar içtiğime hiç aldırış etmeden ben de kana kana içtim. Cabir böyle anlatırken ben (Salim b. Ebu Ca'd) ona "O gün kaç kişiydiniz?" diye sordum. "Bin dört yüz kişiydik." diye cevap verdi. Amr (b. Dinar) Cabir'den rivayet ettiği bir hadisle burada zikredilen hadise mutabaat etmiştir. Husayn ve Amr b. Mürra, Salim'in Cabir'den rivayet ettiği hadiste, orada bulunanların bin beş yüz kişi olduğunu söylemiştir. Said b. Müseyyeb de Cabir'den rivayet ettiği bir hadisle bu rivayete mutabaat etmiştir.
Açıklama: Aşağıda yer alan ve Buhari'nin verdiği ilk isnad muttasıldır. Bununla birlikte Buhari hadisi destekleyen mutabi tarikleri muallak olarak vermiştir.Rivayette geçen mutabaat (tâbeahû) ifadesi; ferd veya garib olduğu düşünülen bir rivayetin ravisine, güvenilir başka bir ravi tarafından muvafakat edilmesi ve o hadisin aynı veya senedin üst kısmında yer alan başka bir raviden benzer lafızlarla rivayet edilmesi anlamına gelmektedir. Bk, Ali el-Kârî, Şerhu nuhbeti'l-fiker, s. 343-345.
Bize Ebu Asım ve Ebu Nuaym, onlara Azre b. Sabit, ona Sümame b. Abdullah şunu dedi:
"Enes bir kaptaki suyu iki yahut üç kerede, arada nefes alarak içerdi. O, Hz. Peygamber'in (sav) de üç kerede, arada nefes alarak içtiğini ifade etmiştir."
Bize İsmail, ona Malik, ona Nâfi, ona Zeyd b. Abdullah b. Ömer, ona Abdullah b. Abdurrahman b. Ebu Bekir es-Sıddîk, ona da Hz. Peygamber'in (sav) eşi Ümmü Seleme'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Gümüş kaptakini içen kişi, karnına ancak Cehennem ateşini yuvarlamıştır."
Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avâne, ona Eş‘as b. Süleym, ona da Muaviye b. Süveyd b. Mukarrin, Bera b. Azib (ra)’ın şöyle dediğini rivayet etti.
“Rasûlullah (sav) bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı. Bize hastayı ziyaret etmeyi, cenazelere katılmayı, aksırana يرحمك الله /Allah sana rahmet etsin demeyi, davet edene icabet etmeyi, selamı yaymayı, mazluma yardım etmeyi ve yeminle istenilen şeyi yapmayı emretti. Bize altın yüzükleri, gümüşten içmeyi –veya ravi “gümüş kaplardan” dedi-, (hayvanların üzerine örtülen) kırmızı ipekten çulları, ipek şeritli pamuk elbiseyi (Mısır-Şam tarafında yapılan bir tür), ipeği, ibrişimli ipek elbisesi, kalın ipekten üretilen altın işlemeli elbiseyi giymeyi yasakladı.”
Bize Ebu Nuaym, ona Şeybân, ona Yahya, ona Abdullah b. Ebu Katâde, ona da babası (Ebu Katâde)'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Biriniz bir şey içtiği vakit, kabın içine doğru nefes alıp vermesin. Biriniz küçük abdestini bozacağı vakit, cinsel organına sağ eliyle silmesin. Biriniz taharet alacağı vakit, sağ eliyle taharet almasın."
Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona Hakem, ona İbn Ebu Leylâ şöyle dedi:
Huzeyfe b. Yemân Medâin'de bulunuyordu. Su içmek istedi, kendisine şehrin ağalarından biri, bir gümüş bardakta su getirdi. Huzeyfe bardağı yere fırlattı ve şöyle dedi:'Ben bu gümüş kabı daha önce yasaklamıştım, ancak bu adam yasağa uymadı, ben de bu yüzden bardağı fırlattım. Rasûlullah (sav) bizlere ipek ve atlas elbise giymeyi ve altın-gümüş kaplardan içmeyi yasakladı ve: "Bunlar dünyada kafirlerin, ahirette ise sizindir" buyurdu.
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona İbn Ebu Adî, ona İbn Avn, ona da Mücâhid'in bildirdiğine göre İbn Ebu Leylâ şöyle demiştir:
Biz Huzeyfe (ra) ile birlikte sefere çıktık. Huzeyfe, Rasûlullah (sav)'in şöyle buyurduğunu aktardı: "Altın ve gümüş kaplardan içmeyin, ipek ve atlas elbiseler giymeyin. Çünkü bunlar dünyada kafirlerin, ahirette ise sizindir."
Bize Hasan b. Müdrik, ona Yahya b. Hammâd, ona Ebu Avâne, ona da Asım el-Ahvel şöyle demiştir:
Ben Enes b. Mâlik'in yanında Peygamber'in kadehini gördüm, çatlamış hâldeydi ve Enes onu gümüşle bağlayıp kenetlemişti. Bu Nudâr ağacından yapılmış, enli, güzel bir kadehti. Enes “hiç şüphesiz ben bu kadehle Rasulullah'a (sav) defalarca su sundum” dedi. İbn Sîrîn der ki: Bu kadehin üzerinde demirden yapılmış bir halka vardı. Enes b. Mâlik bu halkanın yerine altın yahut gümüşten bir halka geçirmek istedi. Fakat Ebu Talha “Rasulullah'ın (sav) yapmış olduğu bir şeyi değiştirme” dedi. Bunun üzerine Enes vazgeçti.