11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yusuf b. İsa, ona Muhammed b. Fudayl, ona Fudayl b. Gazvan, ona Ebu Hâzim, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etti:
Çok acıkmıştım. (Yolda) Ömer b. Hattâb ile karşılaştım. Kendisinden bana Allah'ın (cc) Kitâbı'ndan bir ayet okumasını istedim. Ömer, evine girdi ve o ayeti bana okudu. (Ondan ayrıldıktan sonra) çok gitmeden meşakkat ve açlıktan yüz üstü yere kapandım. Bu sırada bir de baktım ki Rasulullah (sav) baş ucumda dikilmiş "Ey Ebu Hüreyre!" dedi. Ben de “Buyur ey Allah’ın Rasulü! Emrine hazırım, her saadet senindir!” dedim. Akabinde elimi tuttu, beni kaldırdı ve açlık çektiğimi anladı. Beni evine götürdü. Hemen benim için büyük bir bardak süt istedi. Sütten içtim. Sonra "Tekrar iç ey Ebu Hüreyre!" buyurdu. Tekrar bir bardak daha içtim. Sonra yine "Tekrar (iç)!" buyurdu. Ben de tekrar içtim. Artık karnımın vaziyeti düzeldi, karnım bir ok gibi dümdüz oldu. Ebu Hüreyre devamla dedi ki: Bir müddet sonra Ömer'le karşılaştım, başımdan geçen bu olayı ona anlattım ve “Ey Ömer! Allah benim karnımı doyurmağa senden daha layık bir kişiyi memur etti. Vallahi bana bir ayet okuyup öğretmeni istemiştim. Halbuki ben o ayeti senden daha düzgün okumakta idim” dedim. Bunun üzerine Ömer “Vallahi seni evime alıp doyurmak, bana kırmızı develerim olmasından daha sevimlidir” dedi.
Açıklama: İsnadın tamamı için bk. B005374.
Bize Muhammed b Kesir, ona Süfyân, ona Mansur, ona Ebu Vâil, ona da Ebu Musa el-Eş’ari (ra) Hz. Peygamber’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Karnı aç olanları doyurunuz, hastaları ziyaret ediniz ve esirleri de özgürlüklerine kavuşturunuz."
Hadisin râvilerinden Süfyân, hadisteki 'ânî' kelimesinin esir anlamına geldiğini söylemiştir.
Bize İsamil, ona Mâlik, ona İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, ona da Enes b. Mâlik şöyle demiştir:
Ebu Talha, Ümmü Suleym'e hitaben “ben bu defa gerçekten Rasulullah'ın (sav) sesinin çok zayıf çıktığını işittim ve anladım ki karnı aç. Yanında yiyecek bir şey var mı?” dedi. Ümmü Suleym “evet” dedi ve arpadan yapılmış birkaç ekmek parçası çıkardı. Sonra bir baş örtüsü çıkartıp onun bir kısmı ile ekmekleri sarıp dürdü. Sonra bohçayı benim elimin altına gizledi ve örtünün bir kısmını da benim üstüme sarıp sarmalayıp Rasulullah'ın yanına gönderdi. Enes der ki: Ben bunu götürdüm ve Rasulullah'ı (sav) mescitte buldum. Beraberinde insanlar vardı. Ben de onların yanına varıp dikeldim. Rasulullah (sav) bana "seni Ebu Talha mı gönderdi?" diye sordu. Ben “evet” dedim. Rasulullah (sav) "yemek için mi?" dedi. Ben de “evet” dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sav) beraberinde bulunanlara hitaben "hadi kalkın" buyurdu ve yürüdü, ben de önlerinde yürüyüp önceden Ebu Talha'ya geldim ve durumu ona haber verdim. Ebu Talha Ümmü Suleym'e “ey Ümmü Suleym, Rasulullah (sav) beraberinde insanları getiriyor, halbuki onları doyurabileceğimiz bir şey yoktur” dedi. Ümmü Suleym “Allah ve Rasulü en iyi bilendir” dedi.
Sonra Ebu Talha gidip Rasulullah'ı karşıladı. Rasulullah (sav) Ebu Talha ile beraber geldi ve "ey Ümmü Suleym, yanında ne varsa getir" buyurdu. O da bu ekmekleri getirdi. Rasulullah (sav) emretti ve ekmekler küçük küçük parçalara bölündü. Ümmü Suleym bir yağ tulumundan bu bölünen ekmek parçalarının üzerine yağ sıktı ve onları bulayıp katık yaptı. Sonra Rasulullah (sav) o katık üzerine Allah'ın, söylemesini istediği şeyleri söyleyip dua etti ve "on kişi içeriye al" buyurdu. Ebu Talha on kişiyi içeriye aldı. Onlar doyuncaya kadar yediler, sonra dışarı çıktılar. Ardından "on kişiye daha al" buyurdu. Ebu Talha onları da içeriye aldı. Onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarıya çıktılar. Sonra Rasulullah (sav) tekrar "on kişi daha al" dedi. Böylece, tamamı seksen kişi olan topluluğun hepsi de yedi ve doydu.
Bize Kuteybe, ona Malik, ona İshak b. Ebu Talha, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etti:
"Bir terzi yapmış olduğu yemeğe Rasulullah’ı (sav) davet etmişti. Bu davete Rasulullah'la beraber ben de gittim. (Yemekte) Peygamber’in (sav) kabın içindeki kabakları aradığını gördüm. Enes, 'o günden itibaren kabağı hep sevdim' dedi.