11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Mâlik, ona İbn Şihâb, ona da İbn Ezher'in mevlâsı olan Ebu Ubeyd şöyle rivayet etmiştir:
"Ömer b. Hattâb (ra) ile beraber bayram namazında hazır bulundum. Ömer, insanlara şöyle seslendi: 'Şu iki gün, Rasulullah'ın oruç tutmayı yasakladığı günlerdir: Oruçlarınızı tamamlayıp iftar ettiğiniz ramazan bayramı günü ve diğeri de kurbanlarınızın etlerinden yediğiniz (kurban bayramı) günleridir.'"
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Muâz, ona İbn Avn, ona da Ziyâd b. Cübeyr şöyle demiştir:
"İbn Ömer'e (r.anhüma) bir adam geldi ve şöyle sordu: 'Adamın biri bir gün oruç tutmayı adasa -hadisin râvilerinden biri o günün pazartesi olduğunu düşünüyorum demiştir- ve o gün de bayram gününe denk gelse (ne yapmalıdır?' İbn Ömer şöyle cevap verdi: 'Allah adağın yerine getirilmesini emretmiş, Hz. Peygamber (sav) ise bayram gününde oruç tutmayı yasaklamıştır."
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Muhammed b. Müsenna arasında inkita vardır.
Bize Musa b. İsmail, ona Vüheyb, ona Amr b. Yahya, ona babası (Yahya b. Umâre), ona da Ebu Said (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Nebî (sav) ramazan ve kurban bayramı günlerinde oruç tutmayı, kişinin tek bir elbise giyip içinde başka bir şey yok iken avret mahalli gözükecek şekilde elbisesinin bir tarafını kaldırıp omuzlarına koymasını (es-sammâ) ve yine kişinin üzerinde tek bir elbise varken dizlerini dikip oturmasını yasaklamıştır."
Açıklama: الصَّمَّاءِ kelimesinin anlamı için bk. Kastallânî, İrşâdü's-sârî, III, 417. Hadisteki son iki yasak, setr-i avret içindir.
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona İbn Cüreyc, ona Amr b. Dînâr, ona da Atâ b. Mînâ, Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Şu iki oruç ile iki alışveriş şekli yasaklanmıştır: Ramazan ve kurban bayramı günlerini oruçlu geçirmek. Mala dokunmak suretiyle gerçekleşen (mülâmese) ile tarafların bir malı incelemeden birbirlerine atmaları suretiyle gerçekleştirdikleri (münâbeze) satışları."
Açıklama: 'Mülâmese' ve 'münâbeze', cahiliye döneminde yaygın olarak kullanılan, malların incelenmeksizin satıldığı için aldanma ihtimalinin yüksek olduğu iki alışveriş türüdür.
Bize Haccâc b. Minhâl, ona Şu'be, ona Abdülmelik b. Umeyr, ona Kazaa, ona da Nebî (sav) ile beraber on iki gazveye katılmış olan Ebu Said el-Hudrî (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber'den (sav) beni çok etkileyen şu dört şeyi işittim: 'Kadın, beraberinde kocası ya da mahremi olmadan iki günlük mesafedeki yolculuğa çıkamaz. Ramazan ve kurban bayramı günlerinde oruç yoktur. Güneş doğana dek sabah namazından sonra, batıncaya kadar da ikindi namazından sonra namaz kılmak yoktur. Şu üçü dışında hiçbir mescid için yolculuğun zahmetine katlanılmaz: Mescid-i Harâm, Mescid-i Aksâ ve benim mescidim (Mescid-i Nebî)'."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona İbn Şihâb, ona Salim b. Abdullah b. Ömer, ona da İbn Ömer (ra) şöyle söylemiştir:
'Hacca ve Arefe gününe kadar umre yapan kinin (üç) gün oruç tutması gereklidir. Eğer bu kişi kurban (hedy) bulamaz ve oruç tutmazsa Mina günlerini oruçlu geçirir.'
İbn Şihâb, ona Urve, ona da Hz. Aişe tarikiyle benzeri bir hadis nakledilmiştir.
İbrahim b. Sa'd da Malik'e mütâbaatta bulunup hadisi İbn Şihâb'dan rivayet etmiştir.
Bize İsmail, ona Malik, ona İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir:
Ebu Talha Medine'de Ensâr arasında en fazla hurmalığa sahip olan kimseydi. Malları içinde en çok sevdiği, mescidin karşısında bulunan "Beyruhâ" (isimli bahçe) idi. Rasulullah (sav) da Beyruhâ'ya girer ve içindeki güzel sudan içerdi. "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz" (Alu İmrân, 92) ayeti indirilince, Ebu Talha kalktı ve "ey Allah'ın Rasulü, Allah "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz" buyuruyor. Mallarımın bana en sevimli olanı Beyruhâ'dır. Orası artık Allah için sadakadır. Ben bu sadakanın hayrını ve Allah katında bunun ahiret azığı olmasını umarım. Ey Allah'ın Rasulü, bu bahçemi Allah'ın Sana gösterdiği uygun bir yere sarf et" dedi. Allah Rasulü (sav) de "ne güzel, ne kadar hoş! Beyruhâ sahibine kazanç getiren bir maldır, Beyruhâ kazanç getiren bir maldır. Ben senin dediğini işittim. Ben bu bahçeyi hısımların arasında bölüştürmeni ve onlara vermeni uygun görüyorum" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha "Ben de böyle yaparım ey Allah'ın Rasulü" dedi ve ardından o bahçeyi akraba ve hısımlarına pay etti.
Abdullah b. Yusuf ve Ravh b. Ubâde "ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ" şeklinde ifade etmişler, Yahya b. Yahya ise "ben Mâlik'in huzurunda "مَالٌ رَايِحٌ" şeklinde okudum" demiştir.