Bize Zeyd b. Hubâb, ona Mûsâ b. Ubeyde er-Rabezî, ona Saîd b. Ebu Saîd el-Makburî, ona Osman b. Hakem, ona da Ka‘b (el-Ahbâr) şöyle demiştir:
"Kur'an, dünyada onunla amel eden kimse için, kıyamet günü en güzel surete, en güzel yüze ve en hoş kokuya bürünerek sahibinin yanında durur ve her korku geldiğinde sahibinin korkusunu yatıştırır, gönlünü sakinleştirir ve ona ümit verir. O kimse Kur’an’a 'Allah seni hayırlı bir arkadaşla mükâfatlandırsın! Ne kadar güzel suretin, ne hoş kokun var' der. Kur’an ona 'Beni tanımıyor musun? Gel, bin üzerine! Dünyada sen beni taşımıştın. Ben senin amelinim. Amelin güzel idi, o yüzden suretim güzel oldu. Amelin temiz idi, o yüzden kokum hoş oldu' der. Sonra onu yüklenip Yüce Rabbinin huzuruna götürür ve 'Ey Rabbim! Bu falancadır, ben onu, kendisinden daha iyi tanırım. Dünya hayatında, o benimle meşgul oldu, ben, onun gündüzünü susuz bıraktım, gecelerini uykusuz kıldım. Onun hakkında bana şefaat hakkı ver' der. Bunun üzerine onun başına mülk tacı konur, ona mülk elbisesi giydirilir. Kur’an tekrar 'Ey Rabbim! Ben onun için bundan daha yücesini arzu ediyordum, Senden daha fazlasını umuyordum' der. Bunun üzerine o kula ölümsüzlük (ebedîlik) sağ elinden, nimet ise sol elinden verilir. Sonra Kur’an 'Ey Rabbim! Her tacir, ticaretinden ailesine bir şeyler götürür. Bana da onun akrabaları için şefaat hakkı ver' dedi. Eğer (o kimse) kâfir ise, ameli kıyamet günü en çirkin surete, en pis kokuya bürünür, O kişi, her korkuya kapıldığında, bu çirkin suret onun korkusunu artırır. Kâfir 'Allah seni kahretsin ey kötü arkadaş! Ne çirkin suretin, ne pis kokun var' dedi. Bunun üzerine 'Beni tanımıyor musun? Ben senin amelinim. Amelin çirkindi, bu yüzden suretim çirkin oldu. Amelin pis idi, bu yüzden kokum pis oldu. Gel, şimdi sen de benim sırtıma bin! Dünyada hep sen beni bindiriyordun' der. Böylece onu yüklenir, Allah’ın huzuruna getirir. Ama Allah, ona hiç değer vermez."
"Kur'an, dünyada onunla amel eden kimse için, kıyamet günü en güzel surete, en güzel yüze ve en hoş kokuya bürünerek sahibinin yanında durur ve her korku geldiğinde sahibinin korkusunu yatıştırır, gönlünü sakinleştirir ve ona ümit verir. O kimse Kur’an’a 'Allah seni hayırlı bir arkadaşla mükâfatlandırsın! Ne kadar güzel suretin, ne hoş kokun var' der. Kur’an ona 'Beni tanımıyor musun? Gel, bin üzerine! Dünyada sen beni taşımıştın. Ben senin amelinim. Amelin güzel idi, o yüzden suretim güzel oldu. Amelin temiz idi, o yüzden kokum hoş oldu' der. Sonra onu yüklenip Yüce Rabbinin huzuruna götürür ve 'Ey Rabbim! Bu falancadır, ben onu, kendisinden daha iyi tanırım. Dünya hayatında, o benimle meşgul oldu, ben, onun gündüzünü susuz bıraktım, gecelerini uykusuz kıldım. Onun hakkında bana şefaat hakkı ver' der. Bunun üzerine onun başına mülk tacı konur, ona mülk elbisesi giydirilir. Kur’an tekrar 'Ey Rabbim! Ben onun için bundan daha yücesini arzu ediyordum, Senden daha fazlasını umuyordum' der. Bunun üzerine o kula ölümsüzlük (ebedîlik) sağ elinden, nimet ise sol elinden verilir. Sonra Kur’an 'Ey Rabbim! Her tacir, ticaretinden ailesine bir şeyler götürür. Bana da onun akrabaları için şefaat hakkı ver' dedi. Eğer (o kimse) kâfir ise, ameli kıyamet günü en çirkin surete, en pis kokuya bürünür, O kişi, her korkuya kapıldığında, bu çirkin suret onun korkusunu artırır. Kâfir 'Allah seni kahretsin ey kötü arkadaş! Ne çirkin suretin, ne pis kokun var' dedi. Bunun üzerine 'Beni tanımıyor musun? Ben senin amelinim. Amelin çirkindi, bu yüzden suretim çirkin oldu. Amelin pis idi, bu yüzden kokum pis oldu. Gel, şimdi sen de benim sırtıma bin! Dünyada hep sen beni bindiriyordun' der. Böylece onu yüklenir, Allah’ın huzuruna getirir. Ama Allah, ona hiç değer vermez."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Ebî Şeybe, Musannef-i İbn Ebû Şeybe, Fedâilü'l-Kur'an 30669, 15/474
Senetler:
()
Konular: